Hadis

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi her işimizde istihare yapmayı öğretir

Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0

Sahih HadisBuhârî rivayet etmiştir

Arapça metin

عن جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَلِّمُنَا الِاسْتِخَارَةَ فِي الْأُمُورِ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ: «إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ، ثُمَّ لِيَقُلِ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي، وَمَعَاشِي، وَعَاقِبَةِ أَمْرِي» أَوْ قَالَ: «عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ، فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي» أَوْ قَالَ: «فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ، فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ، ثُمَّ أَرْضِنِي» قَالَ: «وَيُسَمِّي حَاجَتَه».

Çeviri

Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi her işimizde istihare yapmayı öğretir ve şöyle buyururdu:«Sizden biriniz bir işe niyetlendiği zaman, farz namazların dışında iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin: "Allah’ım! Senin ilmine güvenerek senden hayırlısını istiyor ve senin kudretine sığınarak senden güç diliyorum. Senin o muazzam lütfundan ihsan buyurmanı niyaz ederim. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter, benim ise yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben ise bilemem. Çünkü sen, gaybı (bilinmeyeni) hakkıyla bilensin. Allah'ym! Eğer bu işin; dinim, yaşayışım ve işimin sonu bakımından –yahut şöyle buyurdu: şimdiki ve gelecekteki durumum açısından– benim için hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra da onu hakkımda bereketli kıl! Eğer bu işin; dinim, yaşayışım ve işimin sonu bakımından –yahut şöyle buyurdu: şimdiki ve gelecekteki durumum açısından– benim için şer (kötü) olduğunu biliyorsan onu benden, beni de ondan uzaklaştır! Hayır nerede ise onu bana takdir et ve sonra beni bu karara razı kıl!"» Cabir -radıyallahu anh- sözlerine şöyle devam etti: «Sonra da (duayı okuyan kişi) ihtiyacı olan işi (ismini vererek) dile getirsin.»

Açıklama

Bir Müslüman, doğru ve hayırlı yönünü kestiremediği bir işi yapmak istediğinde, onun için istihare namazı kılması meşru kılındı. Nitekim Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına -radıyallahu anhum-, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi bu namazı öğretirdi. Buna göre kul, farz namazların dışında iki rekât namaz kılar, sonra da şöyle diyerek Allah'a dua eder: «Allahumme innî estehîruke» “Allah’ım! Senden hayırlı olanı nasip etmeni ve beni onda muvaffak kılmanı isterim. Allah’ım, iki işin en hayırlısında başarı dileyerek Senin hidayetini isterim ve «bi ilmike» Bunu, her şeyi kuşatan engin ilmine dayanarak diliyorum. «ve estakdiruke» Senden kudret isterim hiçbir gücüm ve kuvvetim olmadığında ancak Seninle muktedir olmamı sağlamanı isterim, «bi kudratike» Çünkü Senin kudretin her şeye nüfuz eder; hiçbir şey Seni âciz bırakamaz. «ve eseluke min fadlike» Yine, geniş ve büyük fazlından bana ihsanda bulunmanı isterim. Zira Senin verdiğin her nimet, sırf lütuf ve keremindendir; hiçbir kimsenin Senin üzerinde bir nimet talep etme hakkı yoktur. «feinneke takdiru» Şüphesiz Sen her şeye kadirsin; ben ise Senin yardımın olmaksızın hiçbir şeye güç yetiremem. Sen, zahir ve batın olan her şeyi, hayrı ve şerri kuşatan eksiksiz ilminle bilirsin; ben ise ancak Senin tevfikin ve hidayetin sayesinde bilebilirim. «ve Ente Allâmu'l guyûb» Sen bütün gaybı da en iyi bilensin. Mutlak ilim ve eksiksiz kudret yalnız Sana aittir. Senden başkasının sahip olduğu bilgi ve güç ise ancak Senin takdir edip verdiğin kadardır. Ardından Müslüman, ihtiyacını açıkça zikrederek Rabbine dua eder ve şöyle der: "Allah’ım! İşimi Sana havale ettim. Eğer Sen, ezelî ve her şeyi kuşatan ilminle, şu işin —ihtiyacını burada belirtir; mesela bu evi satın almamın, bu arabayı almamın, bu hanımla evlenmemin veya buna benzer bir işin— benim için hayırlı olduğunu biliyorsan..." Eğer bu işi Senin ezelî ilminde «hayrun lî fî dînî» ki o din, işlerimin koruyucusu ve güvencesidir, «ve meâşî» dünyadaki yaşamımda, «ve âkıbeti emrî» yani işimin varacağı ve sonuçlanacağı noktada, veya şöyle dedi: «fî âcili emrî ve âcihilî» yani dünyada ve ahirette; «fakdurhu lî» onu benim için hazırla ve gerçekleştir ve «ve yessirhu lî» onu bana kolaylaştır, «summe bârik» ve hayrı benim için «lî fîhi» çoğalt, «ve in künte ta'lemu» ey Allah'ım «enne hâze'l-emra» kendisi hakkında istiharede bulunduğum bu şeyin «şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî» benim için dinim, dünya hayatım ve geçimim, işimin sonu ve akıbeti bakımından şerlidir; –veya şöyle dedi: «fî âcili emrî ve âcihihî»– yahut rivayette geçtiği şekliyle, dünya ve âhiretimde, işimin yakın ve uzak neticeleri açısından benim için kötüdür; «fasrifhu annî vasrifnî anhu, vakdur liye'l-hayra haysu kâne, summe ardınî bihî» o hâlde onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Benim için hayrı, nerede ve hangi şekilde olursa olsun, takdir et. Sonra da beni o hayra razı kıl.

Faydalar

  • Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sahâbelerine bu namazı (istihâre namazını) öğretmeye ne kadar büyük bir önem verdiğini göstermektedir. Çünkü bu namazda çok büyük faydalar ve pek çok hayır bulunmaktadır.
  • İstihâre yapmak ve ardından rivayetle sabit olan bu duayı okumak müstehaptır.
  • İstihâre, hükmü itibarıyla mubah olan ve kişi açısından tercih hususunda tereddüt bulunan işlerde meşrudur. Ancak vacip veya müstehap olan bir işin aslında istihâre yapılmaz; çünkü bu tür işlerde asıl olan onları yerine getirmektir. Bununla birlikte, bu ibadetlerle ilgili bazı ayrıntılar hakkında istihâre yapılabilir. Meselâ umre veya hac yolculuğunda kiminle arkadaşlık edileceği, hangi kafileye katılınacağı gibi hususlarda istihâreye başvurulabilir.
  • Farz ve müstehap olan şeyleri yapmak için istihâre yapılmaz, haram ve mekruh olan şeylerin de yapılmaması için istihâre yapılmaz.
  • Dua namazdan sonraya bırakılır. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Sonra şöyle desin…” Eğer selamdan önce dua edilirse bir sakıncası yoktur.
  • Kulun bütün işlerini Allah'a havale etmesi, kendi kudret ve kuvvetinin bir şey olmadığını bilerek hareket etmesi gerekir. Çünkü kul için Allah'ın verdiğinden başka hiçbir kudreti ve kuvveti yoktur.
Açıklama: العربية

إِذا أراد المسلمُ فعلَ أمرٍ مما لا يَعلمُ وجهَ الصواب فيه، فإنه يُشرع له أن يصليَ صلاةَ الاستخارة حيث كان النبي صلى الله عليه وسلم يُعلِّم أصحابَه رضي الله عنهم هذه الصلاة كما يُعلّمهم السورة من القرآن، فيصلي ركعتين من غير صلاة الفريضة، ثم يدعو الله قائلًا: «اللهم إني أستخيرك» بطلب التوفيق لخير الأمرين، وأسألك «بعلمك» الواسع الذي أحاط بكل شيء، «وأستقدرك» أن تجعلني قادرًا حيث لا حول لي ولا قوة إلا بك «بقدرتك» النافذة فأنت لا يعجزك شيء، «وأسألك من فضلك» وإحسانك «العظيم» الواسع؛ حيث عطاؤك فضل منك، وليس لأحد عليك حق في نعمة؛ «فإنك تقدر» على كل شيء، وأنا ضعيف عاجز «ولا أقدر» على شيءٍ إلا بإعانة منك، «و» أنت «تعلم» بعلمك الشَّامل المحيط بالظَّواهر والبواطن، وبالخير والشَّر، «و» أنا «لا أعلم» شيئًا إلا بتوفيقك وهدايتك، «وأنت علام الغيوب» فلك العلم المطلق، والقدرة النافذة، وليس لغيرك من ذلك إلا ما قدرت له وما أقدرته عليه. ثم يدعو المسلم ربَّه، ويسمّي حاجتَه فيقول: «اللهم» إني فوّضت أمري إليك فـ «إن كنت تعلم» في علمك أنَّ هذا الأمرَ «ويسمي حاجته» كشراء هذه الدَّار، أو في شراء هذه السَّيارة، أو في نكاح هذه المرأة أو غير ذلك... فإن كان هذا الأمر قد سَبق في علمك أنه فيه «خير لي في ديني» الذي هو عصمة أمري، «ومعاشي» في دنياي «وعاقبة أمري» وما يؤول إليه أمري، أو قال: «في عاجل أمري وآجله» في الدنيا والآخرة؛ «فاقدره» وهيِّئه ونجِّزه «لي»، وسهله «ويسّره لي»، «ثم بارك» وكثّر الخير «لي فيه»، «وإن كنت تعلم» يا الله «أن هذا الأمر» الذي استخرت عليه «شر لي في ديني ومعاشي وعاقبة أمري -أو قال: في عاجل أمري وآجله- فاصرفه عني واصرفني عنه، واقدر لي الخير حيث كان، ثم أرضني به» وبجميع قضائك مما أحب ومما أكره.

  • شدة حرص النبي صلى الله عليه وسلم على تعليم أصحابه رضي الله عنهم هذه الصلاة؛ لما فيها من منفعة وخير عظيم.
  • استحباب الاستخارة والدعاء المأثور بعدها.
  • الاستخارة تستحب في الأمور المباحة التي يحصل فيها التردد، ولا تكون في الأمر الواجب أو المستحب؛ لأن الأصل فعلهما، لكن يمكن أن يستخير فيما يتعلق بها، كاختيار الرفقة في العمرة أو الحج.
  • الواجب والمستحب لا يُستخار في فعلِهما، والحرام والمكروه لا يُستخار في تركهما.
  • يؤخر الدعاء عن الصلاة؛ لقوله صلى الله عليه وسلم: "ثم ليقل..."، وإن قيل قبل السلام فلا بأس.
  • يجب على العبد أن يرد الأمور كلها إلى الله، ويجب عليه التَّبَرِّي من حوله وقوته؛ لأنه لا حول له ولا قوة إلا بالله.

Konular

Hata bildir

Daha fazla