Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0
Arapça metin
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضيَ اللهُ عنهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ: «اللهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى».
Çeviri
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allahumme innî es'eluke'l-hudâ ve't-tukâ ve'l-afâfe ve'l-ğınâ» Manası: (Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim.)
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- dualarından biri de şuydu: "Allah'ım! Senden hidayet.... isterim" «Hidayet»: Hakkı bilip onunla amel etmeyi sağlayan dosdoğru yoldur. «Takva»: Emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmaktır. «İffet»: Söz ve davranışta helal ve yakışık almayan şeylerden uzak durmaktır. «Zenginlik»: Kulun, Rabbinden (Azze ve Celle) başkasına muhtaç olmayacak şekilde insanlardan müstağni olması (gönül zenginliğine kavuşması) demektir.
Faydalar
- Hidayet, takvâ, iffet ve insanlara muhtaç olmama gibi hasletlerin ne kadar şerefli olduğu ifade edilmiş ve bunlarla ahlaklanmak teşvik edilmiştir.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi için ne bir fayda sağlama ne de bir zararı giderme gücüne sahiptir. Bunlara gerçek anlamda güç yetiren ancak Allah Teâlâ'dır.
- Yaratılmışlara fayda ve zarar vermeye, onları hidayete erdirmeye gerçek anlamda güç yetiren yalnızca Allah'tır. Ne Allah'a yakın bir melek, ne gönderilmiş bir peygamber ne de bunların dışında herhangi bir varlık buna sahip değildir.
Açıklama: العربية
كان من دعاء النبي صلى الله عليه وسلم: «اللهم إني أسألك الهدى» الطريق المستقيم من معرفة الحق والعمل به، «والتقى»، امتثال الأوامر واجتناب النواهي، «والعفاف» الكفّ عمّا لا يحل ولا يجمل من قول أو فعل، «والغنى» عن الخلق، بحيث لا يفتقر إلى أحد سوى ربِّه عز وجل.
- شرف هذه الخصال: الهدى والتقى والعفاف والغنى، والحث على التخلق بها.
- النبي صلى الله عليه وسلم لا يملك لنفسه نفعًا ولا ضرًّا، وأن الذي يملك ذلك هو الله تعالى.
- الذي يملك النفع والضر والهداية للخلق هو الله وحده، لا ملك مُقرّب ولا نبي مرسل ولا غيرهما.