Hadis

Kim, kıyamet gününün sıkıntılarından Allah’ın kendisini kurtarmasını isterse, darda kalmış borçluya mühlet versin veya borcunu bağışlasın

Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0

Sahih HadisMüslim rivayet etmiştir

Arapça metin

عَنْ أَبَي قَتَادَةَ رضي الله عنه أنَّهُ طَلَبَ غَرِيمًا لَهُ، فَتَوَارَى عَنْهُ ثُمَّ وَجَدَهُ، فَقَالَ: إِنِّي مُعْسِرٌ، فَقَالَ: آللَّهِ؟ قَالَ: آللَّهِ؟ قَالَ: فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُنْجِيَهُ اللهُ مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلْيُنَفِّسْ عَنْ مُعْسِرٍ أَوْ يَضَعْ عَنْهُ».

Çeviri

Ebû Katâde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, kendisine borcu olan bir adamı arıyordu, fakat adam ondan saklanıyordu. Sonra onu bulunca adam: “Ben dardayım (ödeyemiyorum)” deyince, Ebû Katâde: "Allah adına yemin eder misin?" dedi. Adam, "Allah adına yemin ederim" dedi. Bunun üzerine Ebû Katâde şöyle dedi: Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittim: «Kim, kıyamet gününün sıkıntılarından Allah’ın kendisini kurtarmasını isterse, darda kalmış borçluya mühlet versin veya borcunu bağışlasın.»

Açıklama

Ebû Katâde el-Ensarî -radıyallahu anh- borçlu olması sebebiyle kendisinden saklanan bir adamı arıyordu. Sonunda onu buldu. Borçlu adam şöyle dedi: Ben dardayım ve sana olan borcumu ödeyecek param yok. Ebû Katâde -radıyallahu anh- adamın borcunu ödeyecek parası olmadığına dair Allah'a yemin etmesini istedi. Adam da bu söylediklerinin doğru olduğuna dair Allah'a yemin etti. Bunun üzerine Ebû Katâde -radıyallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittiğini söyledi: Kim, Allah'ın kendisini kıyamet gününün sıkıntılarından, zorluklarından ve dehşetlerinden kurtarmasını istiyorsa, darda kalmış borçluya kolaylık göstersin. Bu da ya borcun talebini ertelemek (ona süre tanımak) ya da borcun bir kısmını veya tamamını bağışlamak suretiyle olur.

Faydalar

  • Borçluyu, ödeyebileceği bir kolaylık buluncaya kadar beklemenin veya borcunun tamamından veya bir kısmından feragat etmenin müstehap olduğu bildirilmiştir.
  • Kim, bir Müminin dünyada sıkıntısını giderirse, Allah da ondan kıyamet gününün sıkıntısını giderir. Yapılan amelin karşılığı, amelle aynı türden verilir.
  • Kural: Farz olan ibadetler, müstehap olanlardan daha üstündür. Fakat bazı durumlarda müstehap olanlar, farz olanlardan daha üstün olur. Borcunu ödeyemeyen kişinin borcunu affetmek müstehaptır. Bunun yanında ona karşı sabırlı davranmak, beklemek ve talep etmemek ise farzdır. Burada müstehap olan, farz olandan daha üstündür.
  • Bu hadis, gerçekten borcunu ödeyemeyecek durumda olan darda kalmış kişi hakkındadır; böyle biri mazurdur. Ancak ödeme gücü olduğu hâlde borcunu geciktiren kimseye gelince, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’den şöyle rivayet edilmiştir: "Zengin kişinin borcu geciktirmesi zulümdür."
Açıklama: العربية

كان أبو قتادة الأنصاري رضي الله عنه يبحث عن مَدِيْنٍ له يَخْتَبِئ عنه، فوجده، فقال الغَريم: إني مُعسر، وليس عندي مال لأقضي دينك. فاستحلفه أبو قتادة رضي الله عنه بالله أنه لا مال عنده؟ فحلف بالله أنه صادق فيما يقول. فقال أبو قتادة رضي الله عنه إنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول: مَن سرّه وأفرحه أن ينجيَه الله من كُرب يوم القيامة وشدائدها وأهوالها، فلينفِّس عن معسر، بأن يَمُدَّ ويؤخّر المطالبة بالدَّيْن، أو يُسقط بعض الدين أو كله.

  • استحباب إنظار المُعْسر إلى مَيْسرة، أو وضع الدَّين عنه، كله أو بعضه.
  • من نَفَّس عن مؤمن من كُرب الدنيا نَفَّس الله عليه من كُرَب يوم القيامة، والجزاء من جِنس العمل.
  • القاعدة: أن الفرائض أفضل من النوافل، لكن في بعض الأحيان تكون النافلة أفضل من الفريضة، وإسقاط الدين عن المعسر نافلة، والصبر عليه والانتظار وعدم المطالبة هذا فريضة، والنافلة أفضل من الفريضة هنا.
  • الحديث في حق من كان معسرًا، فهذا معذور، أما المُماطِل الذي عنده مال، فقد جاء عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: "مَطْلُ الغني ظُلْم".

Konular

Hata bildir

Daha fazla