Hadis

«Geride bıraktığım işlerimi tekrar bulsaydım kurban getirmezdim. Eğer, beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de ihramdan çıkardım.» dedi.

Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0

Sahih HadisMuttefekun Aleyh

Arapça metin

عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: «أَهَلَّ النبيُّ صلى الله عليه وسلم وأصحابُه بالحج، وليس مع أحد منهم هَدْيٌ غير النبي صلى الله عليه وسلم وطلحة، وقدم علي رضي الله عنه من اليمن. فقال: أَهْلَلْتُ بما أَهَلَّ به النبي صلى الله عليه وسلم فأمر النبي صلى الله عليه وسلم أصحابه: أن يجعلوها عمرة، فيطوفوا ثم يُقَصِّرُوا ويَحِلُّوا، إلا من كان معه الهَدْي، فقالوا: ننطلق إلى مِنًى وَذَكَرُ أَحَدِنَا يَقْطُرُ؟ فبلغ ذلك النبي - صلى الله عليه وسلم- فقال: لَوِ اسْتَقْبَلْتُ من أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ ؛ ما أَهْدَيْتُ ، ولولا أن معي الهَدْيَ لَأَحْلَلْتُ. وحاضت عائشة. فَنَسَكَتْ المنَاسِك كلها، غير أنها لم تَطُفْ بالبيت. فلما طَهُرت وطافت بالبيت قالت: يا رسول الله، تَنْطَلِقُونَ بحج وعمرة، وأنطلق بحج؟ فأمر عبد الرحمن بن أبي بكر: أن يخرج معها إلى التَّنْعِيمِ ، فاعتمرت بعد الحج».

Çeviri

Cabir b. Abdullah -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: (Veda haccında), Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı, hac için ihrama girdikleri vakit, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile Talha hariç, hiç kimsenin kurbanlığı yoktu. O sırada Ali -radıyallahu anh- Yemen'den geldi ve: "Ben de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in niyet ettigi şeye niyet ederek ihrama girdim." deyip katıldı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına (bu haclarını) umreye çevirmelerini, tavaf yapmalarını, (sa'y yapmalarını), sonra beraberinde kurbanlığı olanlar hariç, saçlarını kısaltarak ihramdan çıkmalarını emretti. Bir kısmı itiraz ederek: "Yani henüz zekerlerimizden meni damlarken (cenabetken) Mina'ya mı gidecegiz?" dediler. Bu söz Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ulaşmıştı: «Geride bıraktığım işlerimi tekrar bulsaydım kurban getirmezdim. Eğer, beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de ihramdan çıkardım.» dedi. Bu sırada Aişe -radıyallahu anha- hayız oldu. Beytullah'ı tavaf hariç, haccın bütün menasikini (ibadetlerini) yerine getirdi. Temizlenince de tavafı yaptı. Dedi ki: " Ya Rasûlallah! Sizler hem umre, hem de hac yapmış olarak buradan ayrılacaksınız, ben ise sadece hacla ayrılacağım!" Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (erkek kardeşi) Abdurrahman b. Ebi Bekr -radıyallahu anhumâ-’ya, Aişe'yi (Harem bölgesinin dışında yer alan) Ten'îm'e götürmesini emretti. Aişe -radıyallahu anha- hacdan sonra umre yaptı.

Açıklama

Cabir b. Abdillah -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in haccını anlatmıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı, hac için ihrama girdikleri vakit, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile Talha b. Ubeydillah hariç, hiç kimsenin kurbanlığı yoktu. Ali b. Ebi Tâlib Yemen'deydi ve oradan yeni dönmüştü. Anlayış sahibi olduğu için ihrama girmesini (niyetini) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ihramıyla (niyetiyle) aynı tutarak ihrama girdi. Mekke’ye vardıklarında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hacca olan niyetlerini umreye çevirmelerini emretti. Tavafları ve sa'yları umre için olacaktı. Sonra saçlarını kısaltıp bütünüyle ihramdan çıkacaklardı. Tabi ki bu hac kurbanlarını yanlarında getirmeyenler içindi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gibi kurbanını yanında getirenler tavaflarını ve sa'ylarını yaptıktan sonra ihramlarından çıkmadılar. Haclarını umreye çevirmeleri emredilenlerden bazıları -şaşırarak ve olayın azametinden - nasıl ihramdan çıkarız ve hanımlarımızla ilişkiye girdikten sonra (yani ihramdan çıktıktan sonra bunu yapmaları artık onlara helal olmuş, bütün ihram yasakları kalkmıştır) bunun üzerinden fazla vakit geçmemesine rağmen nasıl olur da hacca niyet ederek Mina’ya gideriz dediler. Onların olayın azametinden dolayı nefislerinde oluşan bu sözleri Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ulaştığında kalpleri hak olana mutmain oldu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Geride bıraktığım işlerimi tekrar bulsaydım benim ihramdan çıkmama mani olan kurbanı getirmezdim ve sizinle beraber ihramdan çıkardım.» buyurdu. Nefisleri bu durumdan razı ve kalpleri mutmain oldu. Mekke’ye girmek üzereyken Âişe -radıyallahu anha- hayız oldu ve kıran haccına döndü. Çünkü hayızı onu Beytullah’ı tavaf etmekten alıkoydu. Tavaf ve sa'yın dışındaki bütün hac ibadetlerini yaptı. Hayızdan temizlendikten sonra Beytullah’ı tavaf ederek haccın tavafını yaptı ve kalbinde bir şey kalmıştı. Çünkü sahabelerin çoğu -Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in diğer eşleri de bulunuyordu- umreyi ayrı ve haccı ayrı yapmışlardı. Onun haccı umresiyle birleşmişti. Aişe -radıyallahu anha-: Ya Rasûlallah! Sizler hem umre, hem de hac yapmış olarak buradan ayrılacaksınız, ben ise sadece hacla ayrılacağım. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun hatırını kıramadı ve erkek kardeşi Abdurrahman’a, onu, (Harem bölgesinin dışında yer alan) Ten'îm'e götürmesini emretti. Aişe -radıyallahu anha- hacdan sonra umre yaptı.

Açıklama: العربية

يصف جابر بن عبد الله رضيَ الله عنهما حجة النبي صلى الله عليه وسلم بأنه وأصحابه أهلُّوا بالحج، ولم يَسُق أحدٌ منهم الْهَدْيَ إلا النبي صلى الله عليه وسلم وطلحة بن عبيد الله رضيَ الله عنه، وكان علي بن أبي طالب رضيَ الله عنه في اليمن، فقدم، ومن فقهه أحرم وعلَّق إحرامه بإحرام النبي صلى الله عليه وسلم. فلما قدموا مكة، أمرهم النبي صلى الله عليه وسلم أن يفسخوا إحرامهم من الحج إلى العمرة، ويكون طوافهم وسعيهم للعمرة، ثم يقصروا ويُحِلُّوا التحلل الكامل. هذا في حق من لم يسق الهدي. أما من ساقه - ومنهم النبي صلى الله عليه وسلم فبقوا -بعد طوافهم وسعيهم- على إحرامهم. فقال الذين أُمِرُوا بفسخ حجهم إلى عمرة -متعجبين ومستعظمين-: كيف نتحلل ونجامع أهلنا ثم ننطلق إلى "مِنى" مُهِلين بالحج، ونحن حديثو عهد بذلك؟. فبلغ النبيّ صلى الله عليه وسلم مقَالَتهم واستعظام ذلك في نفوسهم، فطمأن أنفسهم بما هو الحق وقال: لو استقبلت من أمري ما استدبرت، ما سُقْتُ الهَدْىَ الذي منعني من التحلل، ولأحللت معكم. فرضيت أنفسهم واطمأنت قلوبهم. وحاضت عائشة رضيَ الله عنها قُرْبَ دخولهم مكة، فصارت قارنة؛ لاًن حيضها منعها من الطواف بالبيت، وفعلت المناسك كلها غير الطواف والسعي. فلما طهرت وطافت بالبيت طواف حجها، صار في نفسها شيء، إذ كان أغلب الصحابة -ومنهم أزواج النبي صلى الله عليه وسلم- قد فعلوا أعمال العمرة وحدها وأعمال الحج. وهي قد دخلت عمرتها في حجها. فقالت: يا رسول الله، تنطلقون بحج وعمرة وأنطلق بحج؟. فطيَّب خاطرها، وأمر أخاها عبد الرحمن أن يخرج معها إلى التنعيم، فاعتمرت بعد الحج.

  • مشروعية سوق الهدي.
  • الأفضل لمن حج قارنا أن يسوق معه الهدي .
  • لا يجب سوق الهَدْي في حج أو عمرة؛ لأن أكثر الصحابة لم يسقه، ولكن يجب على المتمتع والقارن هدي ولو بغير سوق.
  • مشروعية رفع الصوت بالتَّلْبِيَةِ.
  • مشروعية تعيين النسك في التَّلْبِيَةِ.
  • جواز تعليق الإحرام بإحرام الغير.
  • أن التمتع أفضل الأنساك؛ لأن النبي صلى الله عليه وسلم أمر به من لم يسق الهدي.
  • مشروعية فسخ نية الحج إلى العمرة ؛ ليصير متمتعًا.
  • يمنع فسخ نية الحج في حال سوق الهَدْي.
  • فقه علي رضي الله عنه، فإنه حين لم يعرف أيّ الأنساك أفضل، علَّقه بإحرام النبي صلى الله عليه وسلم.
  • جواز المبالغة في الكلام، لاستيضاح الحقائق، وتبيين الأمور.
  • جواز تمني الأمور الفائتة إذا كانت من مصالح الدين، لأنه رغبة في الخير، وندم عليه.
  • أن التقصير من الشعر في الحج والعمرة عبادة ونسك من المناسك.
  • أن التقصير في العمرة للمتمتع أفضل ؛ ليتوفر الشعر للحلق في الحج.
  • رحمة النبي صلى الله عليه وسلم وشفقته بأمته.
  • جواز قول : "لو" إذا كان بلفظ الإخبار.
  • امتناع الطواف بالبيت على الحائض حتى تَطْهُرَ.
  • جواز فعل الحائض أعمال الحج غير الطواف.
  • أن المشروع كون السعي بين الصفا والمروة بعد الطواف بالبيت.
  • أن المتمتع إذا لم يتمكن من إكمال العمرة قبل الحج وأدخل الحج عليها ، جاز له أن يعتمر بعد الحج.
  • أن المتمتعة إذا حاضت ولم تَطْهُرْ قبل الحج ، فإنها تدخله على العمرة وتصير قارنة.
  • أن القارن يكفيه طواف واحد وسعي واحد لحجه وعمرته.
  • وجوب الإحرام من الحل في حق من أراد العمرة وهو في الحرم.
  • أن سوق الهدي مانع من التحلل حتى ينحر يوم العيد.

Konular

Hata bildir

Daha fazla