Hadis

«Velâ hakkı ancak azat edip, hürriyete kavuşturana aittir.»

Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0

Sahih HadisMuttefekun Aleyh

Arapça metin

عن عائشة بنت أبي بكر رضي الله عنهما قالت: كانت في بريرة ثلاث سنن: خُيِّرَتْ على زوجها حين عتقت. وأُهْدِيَ لها لحم، فدخل علي رسول الله صلى الله عليه وسلم والبُرْمَةُ على النار، فدعا بطعام، فَأُتِيَ بخبز وأُدْمٌ من أدم البيت، فقال: ألم أَرَ البرمة على النار فيها لحم؟ قالوا: بلى، يا رسول الله، ذلك لحم تُصدِّق به على بريرة، فكرهنا أن نطعمك منه، فقال: هو عليها صدقة، وهو منها لنا هدية. وقال النبي صلى الله عليه وسلم فيها: إنما الوَلاء لمن أعتق».

Çeviri

Âişe binti Ebibekir –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Berire hakkında üç sünnet bulunmaktadır: 1- Ona hürriyeti verilince kocasını seçmekte serbest bırakıldı. Ona bir miktar et hediye edilmişti. 2- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma tencere ateş üzerinde olduğu halde girdi. Yiyecek getirilmesini istedi. Ona, evde bir miktar sulu yemek getirilince: «Ben içinde et bulunan bir çanağı ateş üzerinde görmemiş miydim?» buyurdu. Onlar, doğrudur ey Allah’ın Rasûlü! O Berire’ye sadaka olarak verilen bir etti. Ondan sana ikram etmek hoşumuza gitmedi, dediler. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «O et ona bir sadakadır ve yine o et ondan bize bir hediyedir.» buyurdu. 3- Ayrıca Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında: «Velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturana aittir.» buyurdu.

Açıklama

Âişe –radıyallahu anhâ- hoş ve güzel alışveriş sebebiyle kendisine yakın olduğu azatlı kölesi Berire –radıyallahu anhâ-'dan bahsediyor. Allah Teâlâ doğru yolu gösteren hükümlerinde üç sünnet icra etti. Genel bir hüküm olarak bütün zamanlar için geçerli kaldı. Birincisi: Eşi köle olan (Muğîs’in) nikâhı altındayken özgürlüğüne kavuşturuldu. Kendisine ilk nikâhı üzere kocasıyla kalması ve ayrılması noktasında seçme hakkı verildi. Kendi nefsini seçti. Çünkü artık derece olarak onunla (kocasıyla) eşit değildi. O hür bir kadın kocası ise köleydi. Burada eşitliğe itibar edilir. Kendini seçmiş ve nikâhını feshetmişti. Ve bu diğerlerine sünnet oldu. İkincisi: Kendisi efendisi Âişe –radıyallahu anhâ-’nın evindeyken sadaka olarak et verildi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- tencere ateş üzerinde olduğu halde içeri girdi, yiyecek getirilmesini istedi. Ona, ekmek ve sürekli olarak evde yedikleri bir miktar sulu yemek getirildi. Onun sadaka yemediğini bilmeleri sebebiyle Berire’ye sadaka olarak verilen etten hiç bir şey getirilmedi. «Ben içinde et bulunan bir çanağı ateş üzerinde görmemiş miydim?» buyurdu. Onlar, doğrudur ey Allah’ın Rasûlü! O Berire’ye sadaka olarak verilen bir etti. Ondan sana yedirmek hoşumuza gitmedi, dediler. Rasulullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «O et ona bir sadakadır ve yine o et ondan bize bir hediyedir.» buyurdu. Üçüncüsü: Sahipleri onu Âişe –radıyallahu anhâ-’ya satmak istediklerinde cariye birine nispet edildiğinde övünç olması için velâyet hakkının kendilerine verilmesi şartını koymak istediler. Belki de kendisinden miras, yardım/destek ya da başka şekilde olan maddi menfaat elde ettiler. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında: «Velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturana aittir.» buyurdu. (Velâ) Ne satana ne de bir başkasınadır.

Açıklama: العربية

تذكر عائشة رضي الله عنها من بركة مولاتها بريرة متيمنة بتلك الصفقة، التي قربتها منها، إذ أجرى الله تعالى من أحكامه الرشيدة في أمرها ثلاث سنن، بقيت تشريعاً عاماً على مر الدهور. فالأولى: أنها عتقت تحت زوجها الرقيق (مغيث) فخُيِّرت بين الإقامة معه على نكاحهما الأول، وبين مفارقته واختيارها نفسها؛ لأنه أصبح لايكافئها في الدرجة، إذ هي حرة وهو رقيق، والكفاءة هنا معتبرة، فاختارت نفسها، وفسخت نكاحها، فصارت سنة لغيرها. والثانية: أنه تُصدقَ عليها بلحم وهي في بيت مولاتها عائشة فدخل النبي صلى الله عليه وسلم واللحم يطبخ في البرمة، فدعا بطعام فأتوه بخبز وأدم من أدم البيت الذي كانوا يستعملونه في عادتهم الدائمة، ولم يأتوه بشيء من اللحم الذي تصدق به على بريرة، لعلمهم أنه لا يأكل الصدقة. فقال: ألم أر البرمة على النار فيها لحم؟ فقالوا: بلى، ولكنه قد تصدق به على بريرة، وكرهنا إطعامك منه. فقال: هو عليها صدقة، وهو منها لنا هدية. والثالثة: أن أهلها لما أرادوا بيعها من عائشة، اشترطوا أن يكون ولاؤها لهم لينالوا به الفخر حينما انتسب إليهم الجارية وربما حصلوا به نفعا ماديًّا، من إرث ونصرة وغيرهما فقال النبي صلى الله عليه وسلم: (إنما الولاء لمن أعتق). وليس للبائع ولا لغيره. والولاء علاقة بين السيد المالك والعبد المملوك بعد عتقه وريته، فيرث السيد العبد إذا لم يكن له وارث أو بقي شيء بعد أن يأخذ أصحاب الفروض نصيبهم من الميراث.

  • أن الأمة إذا عتقت تحت عبد يكون لها الخيار يين البقاء معه ويين الفسخ من عصمة نكاحه، وجواز ذلك بإجماع العلماء. أما إذا عتقت تحت حر فلا خيار لها.
  • أن من موانع التكافؤ بين الزوجين الحرية والرق.
  • أن الفقير إذا تُصدق عليه فأهدى من صدقته إلى من لا تحل له الصدقة، من غني وغيره، فإهداؤه جائز، لأنه قد ملك الصدقة، فيتصرف بها كيف شاء.
  • دليل على سؤال صاحب البيت أهله عن شؤون منزله وأحواله.
  • انحصار الولاء بالمعتق، فلا يكون لغيره، ولا ينتقل لغيره بأي طريقة.
  • جواز أكل الإنسان من طعام من يسر بأكله ولو لم يأذن له فيه بخصوصه.
  • جواز الصدقة على من ينفق غير المتصدق عليه.
  • أن من حرمت عليه الصدقة جاز له أكل عينها إذا تغير حكمها.
  • أن الهدية تملك بوضعها في بيت المهدى له ولا يحتاج إلى التصريح بالقبول.
  • أنه لا يجب السؤال عن أصل المال الواصل إذا لم يكن فيه شبهة، ولا عن الذبيحة إذا ذبحت بين المسلمين.
  • تسمية الأحكام سننا وإن كان بعضها واجبًا.
  • استحباب شفاعة الحاكم في الرفق بالخصم، لقول النبي صلى الله عليه وسلم لبريرة: "زوجك وأبو ولدك".
  • تحريم الصدقة على النبي صلى الله عليه وسلم.

Konular

Hata bildir

Daha fazla