Hadis

Şüphesiz Allah’tan en çok sakınanınız ve Allah’ı en iyi bileniniz benim

Kaynak: HadeethEnc.com, Türkçe v1.71.0

Sahih HadisBuhârî rivayet etmiştir

Arapça metin

عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللهُ عَنْها قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أَمَرَهُمْ أَمَرَهُمْ مِنَ الأَعْمَالِ بِمَا يُطِيقُونَ، قَالُوا: إِنَّا لَسْنَا كَهَيْئَتِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ غَفَرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ، فَيَغْضَبُ حَتَّى يُعْرَفَ الغَضَبُ فِي وَجْهِهِ، ثُمَّ يَقُولُ: «إِنَّ أَتْقَاكُمْ وَأَعْلَمَكُمْ بِاللَّهِ أَنَا».

Çeviri

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bir amel emrettiğinde, güçlerinin yettiği amelleri emrederdi. Onlar ise: “Biz senin durumunda değiliz, ey Allah’ın Rasûlü! Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” derlerdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkelenir; öfkesi yüzünden belli olacak hâle gelirdi. Sonra şöyle buyururdu:«Şüphesiz Allah’tan en çok sakınanınız ve Allah’ı en iyi bileniniz benim.»

Açıklama

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- şöyle haber vermektedir:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlara herhangi bir amel yapmalarını emrettiğinde, sürekli olarak yapmaya güç yetiremeyip bırakmalarından endişe ettiği için, kendilerine zor ve meşakkatli olanı değil, kolaylıkla yapabilecekleri amelleri emrederdi. Kendisi de emrettiği bu kolaylaştırıcı uygulamaya uygun şekilde amel ederdi. Fakat onlar, derecelerini yükseltmek için daha fazla amelde bulunmaları gerektiğini düşündüklerinden, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-den kendilerine daha zor ve meşakkatli olan amelleri yüklemesini istediler. Şöyle derlerdi: “Bizim durumumuz senin durumun gibi değildir, ey Allah’ın Rasûlü! Çünkü Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkelenir; öfkesi yüzünden belli olacak hâle gelirdi. Sonra şöyle buyururdu: “Şüphesiz Allah’tan en çok sakınanınız ve Allah’ı en iyi bileniniz benim. Öyleyse size emrettiğim şeyi yapın.”

Faydalar

  • İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: “Onlara ancak kolaylarına gelen amelleri emretmesinin sebebi, o ameli sürekli olarak yapabilmeleridir. Nitekim başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: «Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olarak yapılanıdır.»
  • Salih bir insan, salih olduğundan dolayı amel etmekten vazgeçmemelidir.
  • Kişinin, övünme ve kendini büyük görme tehlikesinden emin olduğu takdirde, ihtiyaç hâlinde kendisinde bulunan faziletlerden söz etmesi câizdir.
  • İbadette asıl olan; kişiyi ibadeti tamamen terk etmeye sevk edecek aşırılıklar yerine, dengeli (ölçülü) ve devamlı olmaktır.
  • İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Kul, ibadet ve onun meyvelerinde en ileri dereceye ulaştığında, bu durum onu ibadete devam etmeye daha çok sevk eder. Çünkü nimetin devamını sağlamak ve şükretmek suretiyle onu daha da artırmak ister.
  • Şer‘î emre aykırı hareket edildiğinde öfkelenmenin meşru olduğu ve anlamı kavramaya ehil, anlayışlı bir kimse anlayışta kusur ettiğinde, daha dikkatli ve uyanık olmasını teşvik etmek amacıyla onu uyarmanın meşru olduğu ifade edilmiştir.
  • Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetine karşı şefkatli ve yumuşak davranması, dinin kolaylık üzerine kurulmuş olması ve şeriatın hanîf ve hoşgörülü olmasından dolayıdır.
  • Sahabenin ibadete karşı büyük bir istek ve gayret içerisinde olmaları ve hayırları artırma arzusunda bulunmaları ifade edilmiştir.
  • Şeriatın belirlediği azimet ve ruhsat sınırlarında durmak ve şeriata uygun olan daha kolay ve elverişli olanı tercih etmenin, şeriatın ruhuna/esaslarına aykırı olan daha zor ve meşakkatli olanı tercih etmekten daha faziletli olduğuna inanmak gerekir.
Açıklama: العربية

تُخبر أمُّ المؤمنين عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا أمر الناس بعمل من الأعمال أمرهم بما يسهل عليهم دون ما يشق، خشية أن يعجزوا عن الدوام عليه، وعمل هو بنظير ما يأمرهم به من التخفيف، لكنهم طلبوا منه التكليف بما يشق، لاعتقادهم احتياجهم إلى المبالغة في العمل لرفع الدرجات دونه. فيقولون: إنا ليس حالنا كحالك يا رسول الله، فإن الله قد غفر لك ما تقدم من ذنبك وما تأخر، فيغضب حتى يعرف الغضب في وجهه، ثم يقول: إن أتقاكم وأعلمكم بالله أنا، فافعلوا ما آمركم به.

  • قال ابن حجر: إنما أمرهم بما يسهل عليهم ليداوموا عليه كما قال في الحديث الآخر: "أحب العمل إلى الله أدومه".
  • الرجل الصالح ينبغي ألا يترك الاجتهاد في العمل اعتمادًا على صلاحه.
  • جواز تحدث المرء بما فيه من فضل بحسب الحاجة لذلك عند الأمن من المباهاة والتعاظم.
  • الأولى في العبادة القصد والملازمة، لا المبالغة المفضية إلى الترك.
  • قال ابن حجر: العبد إذا بلغ الغاية في العبادة وثمراتها كان ذلك أدعى له إلى المواظبة عليها، استبقاء للنعمة، واستزادة لها بالشكر عليها.
  • مشروعية الغضب عند مخالفة الأمر الشرعي، والإنكار على الحاذق المتأهل لفهم المعنى إذا قصر في الفهم، تحريضًا له على التيقظ.
  • رفق النبي صلى الله عليه وسلم بأمته، وأن الدين يسر، وأن الشريعة حنيفية سمحة.
  • شدة رغبة الصحابة في العبادة، وطلبهم الازدياد من الخير.
  • الوقوف عند ما حد الشارع من عزيمة ورخصة، واعتقاد أن الأخذ بالأرفق الموافق للشرع أولى من الأشق المخالف له.

Konular

Hata bildir

Daha fazla