Cüz 27
الذاريات
Zariyat Suresi
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 31
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.
Ayet işlemleri
- 32
قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.
Ayet işlemleri
- 33
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ
"Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."
Ayet işlemleri
- 34
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
(Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).
Ayet işlemleri
- 35
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Bunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.
Ayet işlemleri
- 36
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık.
Ayet işlemleri
- 37
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Ayet işlemleri
- 38
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
Mûsâ (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.
Ayet işlemleri
- 39
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Firavun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çevirmiş ve: "Bu, ya bir büyücü veya bir delidir." demişti.
Ayet işlemleri
- 40
فَأَخَذْنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَـٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (küfründen dolayı) kınanmış bir kimseydi.
Ayet işlemleri
- 41
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
Ayet işlemleri
- 42
مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Ayet işlemleri
- 43
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ
Semûd'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir süreye kadar faydalanın." denmişti.
Ayet işlemleri
- 44
فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.
Ayet işlemleri
- 45
فَمَا ٱسْتَطَـٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
Ayet işlemleri
- 46
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَـٰسِقِينَ
Bunlardan önce de Nûh kavmini (helâk etmiştik). Çünkü onlar, fasık/yoldan çıkmış bir toplum idiler.
Ayet işlemleri
- 47
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَـٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz.
Ayet işlemleri
- 48
وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَـٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَـٰهِدُونَ
Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.
Ayet işlemleri
- 49
وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Ayet işlemleri
- 50
فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
Ayet işlemleri
- 51
وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Zira ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
Ayet işlemleri
- 52
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen; "O, bir büyücüdür veya delidir." dediler.
Ayet işlemleri
- 53
أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar, taşkın bir toplum idiler.
Ayet işlemleri
- 54
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ
Sen yüz çevir onlardan, artık kınanacak değilsin.
Ayet işlemleri
- 55
وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.
Ayet işlemleri
- 56
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.
Ayet işlemleri
- 57
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Ayet işlemleri
- 58
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.
Ayet işlemleri
- 59
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَـٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.
Ayet işlemleri
- 60
فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!
Ayet işlemleri
الطور
Tur Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
52- TÛR SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 49 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
وَٱلطُّورِ
Tûr’a yemin olsun.
Ayet işlemleri
- 2
وَكِتَـٰبٍ مَّسْطُورٍ
Ve yazılmış kitaba.
Ayet işlemleri
- 3
فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ
Yayılmış sahifeler içindeki.
Ayet işlemleri
- 4
وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ
Beyt-i Ma'mur'a.
Ayet işlemleri
- 5
وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ
Yükseltilmiş tavana (göğe).
Ayet işlemleri
- 6
وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ
Taşkın denize.
Ayet işlemleri
- 7
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ
Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.
Ayet işlemleri
- 8
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ
Onu önleyebilecek yoktur.
Ayet işlemleri
- 9
يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
Ayet işlemleri
- 10
وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًا
Dağlar yürüdükçe yürür.
Ayet işlemleri
- 11
فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 12
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ
Ki onlar, daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.
Ayet işlemleri
- 13
يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.
Ayet işlemleri
- 14
هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
İşte bu sizin yalan saydığınız ateştir (denilir).
Ayet işlemleri
- 15
أَفَسِحْرٌ هَـٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 16
ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
Ayet işlemleri
- 17
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَعِيمٍ
Muttakiler hiç şüphe yok ki, Cennetler ve nimetler içindedirler.
Ayet işlemleri
- 18
فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa sürerler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.
Ayet işlemleri
- 19
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
"Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için!"
Ayet işlemleri
- 20
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ ۖ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları iri gözlü beyaz tenli huriler ile evlendiririz.
Ayet işlemleri
- 21
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ
İman edip, soyları iman ile kendilerine uyanların biz evlatlarını da kendilerine katarız. Amellerinden de hiçbir şey eksiltmeyiz. Her kişi kendi kazandıkları karşılığında bir rehinedir.
Ayet işlemleri
- 22
وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
Ayet işlemleri
- 23
يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ
Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır, ne de günaha girmek.
Ayet işlemleri
- 24
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ
Etraflarında sedefleri içinde gizlenmiş incileri andıran delikanlı hizmetçiler dolaşır, durur.
Ayet işlemleri
- 25
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine dönüp karşılıklı olarak sorarlar.
Ayet işlemleri
- 26
قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
"Biz, ailemizin yanında daha önce (Allah'ın azabı hakkında) korku içindeydik." derler.
Ayet işlemleri
- 27
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
"Allah bize lütfetti de, bizi o şiddetli ateşin azabından korudu."
Ayet işlemleri
- 28
إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ
"Hiç şüphesiz biz bundan önce O'na dua (ibadet) ederdik. Gerçekten O, çokça iyilik sahibidir, çokça merhametlidir."
Ayet işlemleri
- 29
فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ
Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
Ayet işlemleri
- 30
أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ
Yoksa; o, bir şairdir, zaman (içinde) başına sıkıntılar ve ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
Ayet işlemleri
- 31
قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Ayet işlemleri
- 32
أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor yoksa onlar azgın bir topluluk mudurlar?
Ayet işlemleri
- 33
أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
Yoksa; o Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi mi diyorlar? Hayır! Onlar iman etmiyorlar.
Ayet işlemleri
- 34
فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
Ayet işlemleri
- 35
أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَـٰلِقُونَ
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
Ayet işlemleri
- 36
أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar kesin olarak inanmıyorlar.
Ayet işlemleri
- 37
أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir?
Ayet işlemleri
- 38
أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
Ayet işlemleri
- 39
أَمْ لَهُ ٱلْبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ
Yoksa kızlar Allah'ın da, oğullar sizin mi?
Ayet işlemleri
- 40
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?
Ayet işlemleri
- 41
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Yoksa gayp onların yanında da, onlar mı yazıyorlar?
Ayet işlemleri
- 42
أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا ۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzağa düşecek olanlar kâfir olanlardır.
Ayet işlemleri
- 43
أَمْ لَهُمْ إِلَـٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Yoksa, onların Allah’tan başka bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.
Ayet işlemleri
- 44
وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا۟ سَحَابٌ مَّرْكُومٌ
Gökten düşmekte olan parçalar görseler; “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır.” derler.
Ayet işlemleri
- 45
فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ
Şimdi onları yıkılıp, helak olacakları günleri ile karşılaşana kadar bırak.
Ayet işlemleri
- 46
يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.
Ayet işlemleri
- 47
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Zalimler için bundan başka da azap vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ayet işlemleri
- 48
وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. (Gece) kalktığında Rabbini hamt ile tespih et.
Ayet işlemleri
- 49
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ
Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tespih et!
Ayet işlemleri
النجم
Necm Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
53- NECM SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 62 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
Battığı zaman yıldıza andolsun.
Ayet işlemleri
- 2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.
Ayet işlemleri
- 3
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
Kendi hevasından konuşmaz.
Ayet işlemleri
- 4
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ
(Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Ayet işlemleri
- 5
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
Bunu, ona çok güçlü biri öğretti.
Ayet işlemleri
- 6
ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ
Güç sahibi ve güzel görünüşlüdür. (Derken en yüksek ufukta) yükseliverdi.
Ayet işlemleri
- 7
وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
O, en yüksek ufukta idi.
Ayet işlemleri
- 8
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
Sonra (Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı.
Ayet işlemleri
- 9
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
Böylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklaştı.
Ayet işlemleri
- 10
فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettiğini vahyetti.
Ayet işlemleri
- 11
مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Ayet işlemleri
- 12
أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Ayet işlemleri
- 13
وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
Andolsun ki o, Cebrâîl’i bir başka inişte daha görmüştü.
Ayet işlemleri
- 14
عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
Sidre-i Müntehâ’nın yanında.
Ayet işlemleri
- 15
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
Cennetü'l-Me'va da onun yanındadır.
Ayet işlemleri
- 16
إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.
Ayet işlemleri
- 17
مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
Ayet işlemleri
- 18
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
Andolsun ki o Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Ayet işlemleri
- 19
أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?
Ayet işlemleri
- 20
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.
Ayet işlemleri
- 21
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
Erkekler sizin; dişiler O’nun mu?
Ayet işlemleri
- 22
تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.
Ayet işlemleri
- 23
إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَـٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Ayet işlemleri
- 24
أَمْ لِلْإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
Yoksa insan her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?
Ayet işlemleri
- 25
فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
Ahiret de dünya da Allah’ındır.
Ayet işlemleri
- 26
۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.
Ayet işlemleri
- 27
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
Doğrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendirirler.
Ayet işlemleri
- 28
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
Hâlbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz hak adına hiçbir şey ifade etmez.
Ayet işlemleri
- 29
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur!
Ayet işlemleri
- 30
ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.
Ayet işlemleri
- 31
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.
Ayet işlemleri
- 32
ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.
Ayet işlemleri
- 33
أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
Yüz çeviren kimseyi gördün mü?
Ayet işlemleri
- 34
وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.
Ayet işlemleri
- 35
أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?
Ayet işlemleri
- 36
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
Yoksa ona Mûsâ'nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi?
Ayet işlemleri
- 37
وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde)
Ayet işlemleri
- 38
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ayet işlemleri
- 39
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
İnsan için çalıştığından başkası yoktur.
Ayet işlemleri
- 40
وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
Ayet işlemleri
- 41
ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak verilecektir.
Ayet işlemleri
- 42
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ
Ve kuşkusuz en son varış Rabbinedir.
Ayet işlemleri
- 43
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
Güldüren de, ağlatan da O’dur.
Ayet işlemleri
- 44
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
Öldüren de, dirilten de O’dur.
Ayet işlemleri
- 45
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ
Erkek ve dişi olarak iki cinsi yaratan O’dur.
Ayet işlemleri
- 46
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
Bir nutfeden rahimlere döküldüğü zaman.
Ayet işlemleri
- 47
وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ
Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.
Ayet işlemleri
- 48
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
Zengin kılan da, varlıklı eden de O’dur.
Ayet işlemleri
- 49
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ
Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi de O’dur.
Ayet işlemleri
- 50
وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ
Ve şüphesiz ki, önceki Âd Kavmi’ni O helâk etti.
Ayet işlemleri
- 51
وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ
Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.
Ayet işlemleri
- 52
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ
Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.
Ayet işlemleri
- 53
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ
O, (Lût kavminin) altüst olan şehirlerini de böyle yaptı
Ayet işlemleri
- 54
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
Onlara bürüyen (şiddetli bir azap) bürüdü.
Ayet işlemleri
- 55
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
O halde, Rabbinin hangi nimetinden şüphe ediyorsun?
Ayet işlemleri
- 56
هَـٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ
İşte bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.
Ayet işlemleri
- 57
أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ
Yaklaşmakta olan (kıyamet iyice) yaklaştı.
Ayet işlemleri
- 58
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
Onu (vaktini) Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.
Ayet işlemleri
- 59
أَفَمِنْ هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 60
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
Ayet işlemleri
- 61
وَأَنتُمْ سَـٰمِدُونَ
Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız.
Ayet işlemleri
- 62
فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩
Artık, (sadece) Allah’a secde edin. O’na ibadet edin.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Necm Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun. Biz O’nu hakkıyla övemeyiz. Aksine O, kendini nasıl övmüşse öyledir. Kullarının O’na yaptığı övgülerden de daha yücedir. Allah'ın salat ve selamı Muhammed’in üzerine olsun.
القمر
Kamer Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
54- KAMER SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 55 âyettir)
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
O saat/Kıyamet yaklaştı ve Ay yarıldı.
Ayet işlemleri
- 2
وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
Onlar, bir mucize görseler yüz çevirirler ve; “Süregelen bir sihirdir.” derler.
Ayet işlemleri
- 3
وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; hâlbuki her işin ulaşacağı bir yer vardır.
Ayet işlemleri
- 4
وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
Muhakkak (onları bu hallerinden) korkutup vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
Ayet işlemleri
- 5
حِكْمَةٌۢ بَـٰلِغَةٌ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ
(Kur'an) büyük bir hikmettir. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.
Ayet işlemleri
- 6
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ
Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı, onları korkunç olan bir şeye çağırır.
Ayet işlemleri
- 7
خُشَّعًا أَبْصَـٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
Gözleri düşkün (zillet içinde), sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Ayet işlemleri
- 8
مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler; “Bu zor bir gün!” derler.
Ayet işlemleri
- 9
۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ
Onlardan önce Nûh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar da mecnun (cinlenmiş) dediler. Ve (Nûh, davetten vazgeçmeye) zorlandı.
Ayet işlemleri
- 10
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ
O da Rabbine; “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et!” diye dua etti.
Ayet işlemleri
- 11
فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ
Bunun üzerine biz de göğün kapılarını şiddetle boşanan sulara açtık.
Ayet işlemleri
- 12
وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Ayet işlemleri
- 13
وَحَمَلْنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ
Onu levhaları ve çivileri olan (gemi) üzerinde taşıdık.
Ayet işlemleri
- 14
تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ
İnkâr edilmiş olana (Nûh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Ayet işlemleri
- 15
وَلَقَد تَّرَكْنَـٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Ayet işlemleri
- 16
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ayet işlemleri
- 17
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Ayet işlemleri
- 18
كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Âd (kavmi) de yalanladı. İşte (bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ayet işlemleri
- 19
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Ayet işlemleri
- 20
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
İnsanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kökünden kopmuş hurma kütükleri idiler.
Ayet işlemleri
- 21
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ayet işlemleri
- 22
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Ayet işlemleri
- 23
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Ayet işlemleri
- 24
فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ
"İçimizden bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz kesin bir sapıklık ve delilik içinde (kalmış) oluruz.
Ayet işlemleri
- 25
أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
"Aramızdan vahiy ona mı gönderildi? Hayır, o kendini beğenmiş yalancının biridir."
Ayet işlemleri
- 26
سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
Yarın kimin kendini beğenmiş yalancı olduğunu bilecekler.
Ayet işlemleri
- 27
إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.
Ayet işlemleri
- 28
وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
Onlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.
Ayet işlemleri
- 29
فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) alıp, deveyi kesti.
Ayet işlemleri
- 30
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ayet işlemleri
- 31
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de onlar, ağıldaki (hayvanların çiğneyip ufaladıkları) kuru çöpler gibi oldular.
Ayet işlemleri
- 32
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Ayet işlemleri
- 33
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
Lût’un kavmi de uyarıldıkları şeyi yalanladılar.
Ayet işlemleri
- 34
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَـٰهُم بِسَحَرٍ
Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini seher vakti kurtarmıştık.
Ayet işlemleri
- 35
نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
Katımızdan bir nimet olarak şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 36
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
Lût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşıladılar.
Ayet işlemleri
- 37
وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
Onlar Lût'un misafirlerini elde etmeye kalkıştılar. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik; "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Ayet işlemleri
- 38
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap üzerlerine çöküverdi.
Ayet işlemleri
- 39
فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
"Tadın azabımı ve tehdidimi!"
Ayet işlemleri
- 40
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Ayet işlemleri
- 41
وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
Şüphesiz Firavun’un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
Ayet işlemleri
- 42
كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَـٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü olanın yakalamasıyla yakalayıverdik.
Ayet işlemleri
- 43
أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَـٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ
Sizin kâfirleriniz onlardan daha hayırlı mıdırlar yoksa kitaplarda sizin için bir berat mı var?
Ayet işlemleri
- 44
أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
Ayet işlemleri
- 45
سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
Yakında o topluluk yenilecek ve arkalarını dönerek kaçacaklardır.
Ayet işlemleri
- 46
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
Asıl onlara vaat olunan vakit kıyamettir ve o kıyamet daha büyük bela ve daha acıdır.
Ayet işlemleri
- 47
إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ
Şüphesiz günahkârlar sapıklık ve azap içindedirler.
Ayet işlemleri
- 48
يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
O gün yüzleri üstüne ateşe sürüklenecekler. "Cehennemin dokunuşunu tadın."
Ayet işlemleri
- 49
إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَـٰهُ بِقَدَرٍ
Biz her şeyi bir kaderle yarattık.
Ayet işlemleri
- 50
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
Bizim buyruğumuz sadece bir tektir. Bir göz kırpmak gibidir.
Ayet işlemleri
- 51
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun biz benzerlerinizi helak ettik. O halde var mı bir düşünen?
Ayet işlemleri
- 52
وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ
Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterinde) mevcuttur.
Ayet işlemleri
- 53
وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ
Ve küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
Ayet işlemleri
- 54
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَهَرٍ
Takva sahibi olanlar, Cennetler'de ve pınarlardadır.
Ayet işlemleri
- 55
فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kamer Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun.
الرحمن
Rahman Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
55- RAHMAN SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 78 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Rahmân.
Ayet işlemleri
- 2
عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
Kur’an'ı öğretti.
Ayet işlemleri
- 3
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ
İnsanı yarattı.
Ayet işlemleri
- 4
عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
Ona beyanı öğretti.
Ayet işlemleri
- 5
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Güneş ve Ay belli bir hesapladır.
Ayet işlemleri
- 6
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Bitkiler ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.
Ayet işlemleri
- 7
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
Göğü yükseltti ve mizanı (adaleti) koydu.
Ayet işlemleri
- 8
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
O halde ölçüde haddi aşmayın.
Ayet işlemleri
- 9
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
Ayet işlemleri
- 10
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
Allah, yeri canlılar için döşedi.
Ayet işlemleri
- 11
فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
Orada meyveler ve tomurcuklu hurmalar vardır.
Ayet işlemleri
- 12
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
Ayet işlemleri
- 13
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 14
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
Ayet işlemleri
- 15
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
Cinleri de yalın bir ateşten yarattı.
Ayet işlemleri
- 16
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 17
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
Ayet işlemleri
- 18
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 19
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
İki denizi birbiriyle kavuşsun diye salıvermiştir.
Ayet işlemleri
- 20
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
Ayet işlemleri
- 21
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 22
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
O iki denizden inci ve mercan çıkar.
Ayet işlemleri
- 23
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 24
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَـٰمِ
Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.
Ayet işlemleri
- 25
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 26
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Onun üzerinde bulunan her şey yok olacaktır.
Ayet işlemleri
- 27
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yüzü bakidir.
Ayet işlemleri
- 28
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 29
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gün bir iştedir.
Ayet işlemleri
- 30
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 31
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
Ey insanlar ve cinler! Sizin de hesabınızı göreceğiz.
Ayet işlemleri
- 32
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 33
يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَـٰنٍ
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.
Ayet işlemleri
- 34
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
Ayet işlemleri
- 36
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 37
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ
Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman.
Ayet işlemleri
- 38
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 39
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ
O gün hiçbir insana ve cine günahı sorulmaz.
Ayet işlemleri
- 40
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 41
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
Günahkârlar simalarından tanınır, sonra da perçemlerinden ve ayaklarından yakalanır.
Ayet işlemleri
- 42
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 43
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
İşte bu o günahkârların yalan saydığı cehennemdir.
Ayet işlemleri
- 44
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ
Onlar, Cehennem ateşi ile kaynar su arasında gider gelirler.
Ayet işlemleri
- 45
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 46
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
Rabbinin makamından korkanlara iki Cennet vardır.
Ayet işlemleri
- 47
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 48
ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ
Her ikisi de çeşit çeşit dallı ağaçlara sahiptir.
Ayet işlemleri
- 49
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 50
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
Onların ikisinde de akan iki pınar vardır.
Ayet işlemleri
- 51
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 52
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ زَوْجَانِ
İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır.
Ayet işlemleri
- 53
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 54
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
(Orada) astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. Her iki cennetten devşirilen meyveler de (oradakilere) yakındır.
Ayet işlemleri
- 55
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 56
فِيهِنَّ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur.
Ayet işlemleri
- 57
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 58
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
Sanki onlar yakut ve mercan gibidir.
Ayet işlemleri
- 59
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 60
هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَـٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَـٰنُ
İyiliğin karşılığı iyilikten başkası olabilir mi?
Ayet işlemleri
- 61
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 62
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
Bu ikisinden başka iki Cennet daha vardır.
Ayet işlemleri
- 63
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 64
مُدْهَآمَّتَانِ
İkisi de yemyeşildirler.
Ayet işlemleri
- 65
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 66
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
İkisinde de suları durmaksızın coşan iki pınar vardır.
Ayet işlemleri
- 67
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 68
فِيهِمَا فَـٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
Her ikisinde de meyve, hurma ve nar vardır.
Ayet işlemleri
- 69
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 70
فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ
Orada iyi huylu güzel yüzlü kadınlar vardır.
Ayet işlemleri
- 71
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 72
حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ
Otağlar içerisinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.
Ayet işlemleri
- 73
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 74
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur.
Ayet işlemleri
- 75
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 76
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ
Yeşil yastıklara ve harikulâde güzel döşemelere yaslanırlar.
Ayet işlemleri
- 77
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Ayet işlemleri
- 78
تَبَـٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Rahman Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, şükür ve bütün güzel övgüler yalnız Allah’adır.
الواقعة
Vakia Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
56- VÂKIA SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 96 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Kıyamet koptuğu zaman.
Ayet işlemleri
- 2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.
Ayet işlemleri
- 3
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ
O; alçaltıcı, yükselticidir.
Ayet işlemleri
- 4
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا
Yer şiddetle sarsılınca.
Ayet işlemleri
- 5
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا
Dağlar paramparça olduğunda.
Ayet işlemleri
- 6
فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا
Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.
Ayet işlemleri
- 7
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.
Ayet işlemleri
- 8
فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!
Ayet işlemleri
- 9
وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!
Ayet işlemleri
- 10
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
(Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.
Ayet işlemleri
- 11
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.
Ayet işlemleri
- 12
فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.
Ayet işlemleri
- 13
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Bir çoğu öncekilerdendir.
Ayet işlemleri
- 14
وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Birazı da sonrakilerdendir.
Ayet işlemleri
- 15
عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ
(Altın ile) işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
Ayet işlemleri
- 16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ
Karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
Ayet işlemleri
- 17
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ
Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.
Ayet işlemleri
- 18
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler.
Ayet işlemleri
- 19
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
Ondan başları da ağrımaz ve akılları da giderilmez.
Ayet işlemleri
- 20
وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Beğendikleri meyveler.
Ayet işlemleri
- 21
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Canlarının çektiği kuş etleri.
Ayet işlemleri
- 22
وَحُورٌ عِينٌ
Ve iri gözlü huriler.
Ayet işlemleri
- 23
كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
Saklı inciler gibi.
Ayet işlemleri
- 24
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
İşledikleri amellere karşılık olarak (verilir.)
Ayet işlemleri
- 25
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
Ayet işlemleri
- 26
إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا
Söylenen; yalnızca "Selâm, selâm!" dır.
Ayet işlemleri
- 27
وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ
Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!
Ayet işlemleri
- 28
فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ
Dikensiz sedir ağaçlarında.
Ayet işlemleri
- 29
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ
Salkım salkım muz ağaçlarında.
Ayet işlemleri
- 30
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ
Uzamış gölgeler.
Ayet işlemleri
- 31
وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ
Çağlayarak akan sular.
Ayet işlemleri
- 32
وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Bir çok meyveler.
Ayet işlemleri
- 33
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.
Ayet işlemleri
- 34
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ
Ve yüksek döşekler içindedirler.
Ayet işlemleri
- 35
إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً
Biz, o hurileri yeni bir yaratılışla yarattık.
Ayet işlemleri
- 36
فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا
Onları bakireler kıldık.
Ayet işlemleri
- 37
عُرُبًا أَتْرَابًا
Eşlerine düşkün ve yaşıt.
Ayet işlemleri
- 38
لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Sağ taraftakiler için.
Ayet işlemleri
- 39
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Bir çoğu öncekilerden.
Ayet işlemleri
- 40
وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Bir çoğu da sonrakilerdendir.
Ayet işlemleri
- 41
وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ
Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!
Ayet işlemleri
- 42
فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ
İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.
Ayet işlemleri
- 43
وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ
Simsiyah bir duman gölgesinde.
Ayet işlemleri
- 44
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ
Ne bir serinlik, ne de bir güzellik!
Ayet işlemleri
- 45
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.
Ayet işlemleri
- 46
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Ayet işlemleri
- 47
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
"Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz?" diyorlardı.
Ayet işlemleri
- 48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
"Daha önceki atalarımız da mı?"
Ayet işlemleri
- 49
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ
De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler."
Ayet işlemleri
- 50
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.
Ayet işlemleri
- 51
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ
Sonra gerçekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar!
Ayet işlemleri
- 52
لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
Ayet işlemleri
- 53
فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız.
Ayet işlemleri
- 54
فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ
Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.
Ayet işlemleri
- 55
فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ
Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz.
Ayet işlemleri
- 56
هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
Ayet işlemleri
- 57
نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ
Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz gerekmez mi ?
Ayet işlemleri
- 58
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ
Akıttığınız meniyi gördünüz mü?
Ayet işlemleri
- 59
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ
Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz?
Ayet işlemleri
- 60
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Aranızda ölümü takdir eden biziz. Bizler aciz de değiliz.
Ayet işlemleri
- 61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ
Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.
Ayet işlemleri
- 62
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?
Ayet işlemleri
- 63
أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ
Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?
Ayet işlemleri
- 64
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?
Ayet işlemleri
- 65
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.
Ayet işlemleri
- 66
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ
Doğrusu borç altına girdik.
Ayet işlemleri
- 67
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
"Daha doğrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)."
Ayet işlemleri
- 68
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ
İçtiğiniz suyu gördünüz mü?
Ayet işlemleri
- 69
ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ
Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz?
Ayet işlemleri
- 70
لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
Ayet işlemleri
- 71
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
Ayet işlemleri
- 72
ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ
Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz?
Ayet işlemleri
- 73
نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ
Biz onu, bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.
Ayet işlemleri
- 74
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!
Ayet işlemleri
- 75
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!
Ayet işlemleri
- 76
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Ayet işlemleri
- 77
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ
Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.
Ayet işlemleri
- 78
فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ
Gizli/korunmuş bir kitaptadır.
Ayet işlemleri
- 79
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.
Ayet işlemleri
- 80
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Ayet işlemleri
- 81
أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 82
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 83
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
Hani can boğaza gelip dayandığında.
Ayet işlemleri
- 84
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
O vakit siz bakıp durursunuz.
Ayet işlemleri
- 85
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Biz; ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
Ayet işlemleri
- 86
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ
Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.
Ayet işlemleri
- 87
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!
Ayet işlemleri
- 88
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.
Ayet işlemleri
- 89
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.
Ayet işlemleri
- 90
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Eğer o, sağdakilerden ise.
Ayet işlemleri
- 91
فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Ey sağdaki! Sana selam olsun!
Ayet işlemleri
- 92
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Eğer o, yalanlayan sapıklardan ise.
Ayet işlemleri
- 93
فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
Ayet işlemleri
- 94
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır.
Ayet işlemleri
- 95
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.
Ayet işlemleri
- 96
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Vakıâ Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
الحديد
Hadid Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
57- HADÎD SÛRESİ
(Medine’de inmiştir. 29 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O; Aziz'dir, Hakim'dir.
Ayet işlemleri
- 2
لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O; diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.
Ayet işlemleri
- 3
هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّـٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Ayet işlemleri
- 4
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۚ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا ۖ وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra da Arş’a istivâ eden O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, göğe yükseleni bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.
Ayet işlemleri
- 5
لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Bütün işler Allah’a döner.
Ayet işlemleri
- 6
يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ ۚ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olan her şeyi bilir.
Ayet işlemleri
- 7
ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ ۖ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ
Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.
Ayet işlemleri
- 8
وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ ۙ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَـٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeniz için çağırırken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa (Allah) sizden kesin söz almıştı. Eğer iman edecekseniz.
Ayet işlemleri
- 9
هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَـٰتٍۭ بَيِّنَـٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Ayet işlemleri
- 10
وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَـٰتَلَ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَـٰتَلُوا۟ ۚ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Göklerin ve yerin mirası Allah’ın olduğu halde size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? İçinizden, fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzelini vadetmiştir. Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.
Ayet işlemleri
- 11
مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَـٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ
Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat artırır. Onun için güzel bir ecir vardır.
Ayet işlemleri
- 12
يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَـٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.
Ayet işlemleri
- 13
يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَـٰفِقُونَ وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَـٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ
O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.
Ayet işlemleri
- 14
يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَـٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
Münafıklar, Müminlere: "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler de): "Evet! Ancak siz kendi başınızı belaya soktunuz, (Müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu.” derler.
Ayet işlemleri
- 15
فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ ۖ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!
Ayet işlemleri
- 16
۞ أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ
İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
Ayet işlemleri
- 17
ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Bilin ki Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki akıl edersiniz diye size ayetleri açıkladık.
Ayet işlemleri
- 18
إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَـٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَـٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ
Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.
Ayet işlemleri
- 19
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ ۖ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَحِيمِ
Allah’a ve rasullerine iman edenler işte onlar Rablerinin nezdinde sıddikler/dosdoğru olanlar ve şehitlerdir. Onlara ecirleri ve nurları verilecektir. Kâfir olup, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemlik olanlardır.
Ayet işlemleri
- 20
ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَـٰدِ ۖ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَـٰمًا ۖ وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ ۚ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَـٰعُ ٱلْغُرُورِ
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çerçöp olur ahirette şiddetli bir azap da vardır. Allah’tan bir mağfiret ve bir rıza da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.
Ayet işlemleri
- 21
سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۚ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Ayet işlemleri
- 22
مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ
Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
Ayet işlemleri
- 23
لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.
Ayet işlemleri
- 24
ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ ۗ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse; şüphesiz Allah zengindir, hamde layık olandır.
Ayet işlemleri
- 25
لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ ۖ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَـٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ
Andolsun ki, elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik. Ve Allah’ın kendisine ve elçilerine görmediği halde (gıyaben) kimin yardım edeceğini ortaya çıkarması için, kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri indirdik. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvet sahibidir.
Ayet işlemleri
- 26
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَـٰبَ ۖ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ
-Andolsun ki biz, Nûh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu fâsıklardır/yoldan çıkmıştır.
Ayet işlemleri
- 27
ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَـٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَـٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا ۖ فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ
Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.
Ayet işlemleri
- 28
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve Rasûlüne iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Ayet işlemleri
- 29
لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَـٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Hadîd Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd ve nimet yalnız Allah’a mahsustur.