الصافات
Saffet Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
37- SÂFFÂT SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 182 âyettir)
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفًّا
Andolsun saf saf dizilenlere.
Ayet işlemleri
- 2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا
Sürüp sevk edenlere.
Ayet işlemleri
- 3
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ ذِكْرًا
Zikri okuyanlara.
Ayet işlemleri
- 4
إِنَّ إِلَـٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ
Sizin ilahınız tek bir ilahtır.
Ayet işlemleri
- 5
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَـٰرِقِ
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
Ayet işlemleri
- 6
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Ayet işlemleri
- 7
وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَـٰنٍ مَّارِدٍ
Ve onu (göğü) kovulmuş Şeytanlar'dan koruduk.
Ayet işlemleri
- 8
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ
Onlar, artık mele-i a'la'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Ayet işlemleri
- 9
دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Ayet işlemleri
- 10
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
Ancak bir (söz) çalıp kapan olursa onu da parlak bir ateş izler.
Ayet işlemleri
- 11
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍۭ
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Ayet işlemleri
- 12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
Ayet işlemleri
- 13
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ
Kendilerine öğüt verildiğinde öğüt almazlar.
Ayet işlemleri
- 14
وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةً يَسْتَسْخِرُونَ
Bir ayet (mucize) gördüklerinde alaya alırlar.
Ayet işlemleri
- 15
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
"Bu, ancak apaçık bir büyüdür." derler.
Ayet işlemleri
- 16
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?
Ayet işlemleri
- 17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
“Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”
Ayet işlemleri
- 18
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ
De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Ayet işlemleri
- 19
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman etrafa bakıp dururlar.
Ayet işlemleri
- 20
وَقَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
"Eyvah bize! İşte bu, hesap günüdür." derler.
Ayet işlemleri
- 21
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.
Ayet işlemleri
- 22
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ
Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın.
Ayet işlemleri
- 23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ
Allah'tan başka (ibadet etmiş olduklarını) Cehennem yoluna iletin!
Ayet işlemleri
- 24
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ
Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Ayet işlemleri
- 25
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ
Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 26
بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ
Hayır! Onlar, bugün tamamen teslim olmuşlardır.
Ayet işlemleri
- 27
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Ayet işlemleri
- 28
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ
"Siz, bize sağdan geliyordunuz." derler.
Ayet işlemleri
- 29
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
Ayet işlemleri
- 30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَـٰغِينَ
Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
Ayet işlemleri
- 31
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
Ayet işlemleri
- 32
فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ
Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.
Ayet işlemleri
- 33
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
Hiç şüphe yok ki, o gün onlar azapta ortaktırlar.
Ayet işlemleri
- 34
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
Ayet işlemleri
- 35
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ
Çünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) ilah yoktur." denildiği zaman büyüklenirlerdi.
Ayet işlemleri
- 36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ
"Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.
Ayet işlemleri
- 37
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.
Ayet işlemleri
- 38
إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ
Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
Ayet işlemleri
- 39
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Ayet işlemleri
- 40
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Ancak, Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ayet işlemleri
- 41
أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ
Onlar için bilinen rızıklar vardır.
Ayet işlemleri
- 42
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ
Çeşitli meyveler. Onlar ikram edilenlerdir.
Ayet işlemleri
- 43
فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Onlar, Nimet Cennetleri'ndedir.
Ayet işlemleri
- 44
عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ
Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
Ayet işlemleri
- 45
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ
Etraflarında pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Ayet işlemleri
- 46
بَيْضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ
Bembeyazdır, içenlere lezzet verir.
Ayet işlemleri
- 47
لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Onda ne baş dönmesi vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Ayet işlemleri
- 48
وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
Ayet işlemleri
- 49
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ
Sanki onlar örtülü yumurtalar gibi bembeyazdır.
Ayet işlemleri
- 50
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine dönüp sorarlar.
Ayet işlemleri
- 51
قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ
İçlerinden biri; "Benim bir arkadaşım vardı." der.
Ayet işlemleri
- 52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ
Bana derdi ki: "Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?"
Ayet işlemleri
- 53
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
"Ölüp toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman yeniden mi diriltileceğiz?"
Ayet işlemleri
- 54
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.
Ayet işlemleri
- 55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
Bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
Ayet işlemleri
- 56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.
Ayet işlemleri
- 57
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."
Ayet işlemleri
- 58
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ
"Şimdi, artık biz ölmeyeceğiz değil mi?"
Ayet işlemleri
- 59
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"
Ayet işlemleri
- 60
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Ayet işlemleri
- 61
لِمِثْلِ هَـٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَـٰمِلُونَ
Çalışıp amel edenler, böylesi için çalışsınlar.
Ayet işlemleri
- 62
أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
(Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Ayet işlemleri
- 63
إِنَّا جَعَلْنَـٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّـٰلِمِينَ
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Ayet işlemleri
- 64
إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.
Ayet işlemleri
- 65
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Ayet işlemleri
- 66
فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Ayet işlemleri
- 67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ
Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.
Ayet işlemleri
- 68
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.
Ayet işlemleri
- 69
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Ayet işlemleri
- 70
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Ayet işlemleri
- 71
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Ayet işlemleri
- 72
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
Ayet işlemleri
- 73
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Ayet işlemleri
- 74
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ayet işlemleri
- 75
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ
Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!
Ayet işlemleri
- 76
وَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ayet işlemleri
- 77
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ
Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.
Ayet işlemleri
- 78
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet işlemleri
- 79
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلْعَـٰلَمِينَ
Âlemler içinde Nûh’a selam olsun!
Ayet işlemleri
- 80
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 81
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet işlemleri
- 82
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Ayet işlemleri
- 83
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ
Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.
Ayet işlemleri
- 84
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.
Ayet işlemleri
- 85
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ
Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Ayet işlemleri
- 86
أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
"Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
Ayet işlemleri
- 87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
“Âlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir?”
Ayet işlemleri
- 88
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِى ٱلنُّجُومِ
Derken yıldızlara bir göz attı.
Ayet işlemleri
- 89
فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌ
“Ben hastayım.” dedi.
Ayet işlemleri
- 90
فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ
Arkalarını dönüp gittiler.
Ayet işlemleri
- 91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
Ayet işlemleri
- 92
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ
"Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?"
Ayet işlemleri
- 93
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ
Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.
Ayet işlemleri
- 94
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ
Bunun üzerine hemen koşarak kendisine geldiler.
Ayet işlemleri
- 95
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
Ayet işlemleri
- 96
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
Ayet işlemleri
- 97
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ
"Onun için bir bina yapın, onu alevli ateşin içine atın!" dediler.
Ayet işlemleri
- 98
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.
Ayet işlemleri
- 99
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ
Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim. O, beni doğru yola iletecektir."
Ayet işlemleri
- 100
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
"Rabbim, bana salihlerden bir evlat bağışla."
Ayet işlemleri
- 101
فَبَشَّرْنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍ
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Ayet işlemleri
- 102
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ
Ne zaman ki o babasının yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: “Oğulcağızım, gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak, artık sen ne düşünürsün?” Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
Ayet işlemleri
- 103
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
Ayet işlemleri
- 104
وَنَـٰدَيْنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ
Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik.
Ayet işlemleri
- 105
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Ayet işlemleri
- 106
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ayet işlemleri
- 107
وَفَدَيْنَـٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Ayet işlemleri
- 108
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet işlemleri
- 109
سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim’e selam olsun!
Ayet işlemleri
- 110
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 111
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet işlemleri
- 112
وَبَشَّرْنَـٰهُ بِإِسْحَـٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.
Ayet işlemleri
- 113
وَبَـٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ
Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Ayet işlemleri
- 114
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Ayet işlemleri
- 115
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ayet işlemleri
- 116
وَنَصَرْنَـٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Ayet işlemleri
- 117
وَءَاتَيْنَـٰهُمَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ
O ikisine apaçık olan kitabı verdik.
Ayet işlemleri
- 118
وَهَدَيْنَـٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
Her ikisini de doğru yola ilettik.
Ayet işlemleri
- 119
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet işlemleri
- 120
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
Mûsâ ve Hârûn’a selam olsun!
Ayet işlemleri
- 121
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 122
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o ikisi, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet işlemleri
- 123
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Muhakkak İlyas da gönderilmiş rasullerdendi.
Ayet işlemleri
- 124
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Halkına şöyle demişti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Ayet işlemleri
- 125
أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَـٰلِقِينَ
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
Ayet işlemleri
- 126
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
Sizin Rabbiniz de, geçmiş atalarınızın da Rabbi Allah'tır.
Ayet işlemleri
- 127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Ayet işlemleri
- 128
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ayet işlemleri
- 129
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet işlemleri
- 130
سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ
İlyas’a selam olsun!
Ayet işlemleri
- 131
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 132
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet işlemleri
- 133
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Şüphesiz Lût da gönderilmiş rasullerdendir.
Ayet işlemleri
- 134
إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
Ayet işlemleri
- 135
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Ayet işlemleri
- 136
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Ayet işlemleri
- 137
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Ayet işlemleri
- 138
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Ayet işlemleri
- 139
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Muhakkak Yûnus da gönderilmiş rasullerdendi.
Ayet işlemleri
- 140
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Hani o, kaçıp yüklü bir gemiye binmişti.
Ayet işlemleri
- 141
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ
Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.
Ayet işlemleri
- 142
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
Ayet işlemleri
- 143
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,
Ayet işlemleri
- 144
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Ayet işlemleri
- 145
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
Ayet işlemleri
- 146
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Ayet işlemleri
- 147
وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Ayet işlemleri
- 148
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Ayet işlemleri
- 149
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
Ayet işlemleri
- 150
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ
Yoksa biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?
Ayet işlemleri
- 151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ
İyi bilin ki onlar iftiralarından dolayı derler ki:
Ayet işlemleri
- 152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ
“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.
Ayet işlemleri
- 153
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?
Ayet işlemleri
- 154
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 155
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Ayet işlemleri
- 156
أَمْ لَكُمْ سُلْطَـٰنٌ مُّبِينٌ
Yoksa sizin çok açık bir deliliniz mi var?
Ayet işlemleri
- 157
فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
Ayet işlemleri
- 158
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Ayet işlemleri
- 159
سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
Ayet işlemleri
- 160
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ayet işlemleri
- 161
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ
Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;
Ayet işlemleri
- 162
مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰتِنِينَ
O'na karşı hiç kimseyi fitneye düşüremezsiniz.
Ayet işlemleri
- 163
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ
Ancak Cehennem'e girecek olanlar müstesna.
Ayet işlemleri
- 164
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ
(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Ayet işlemleri
- 165
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ
Muhakkak biz saf saf duranlarız.
Ayet işlemleri
- 166
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ
Ve şüphesiz biz tesbih edenleriz.
Ayet işlemleri
- 167
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ
Muhakkak onlar şöyle diyorlardı:
Ayet işlemleri
- 168
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
“Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Ayet işlemleri
- 169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Ayet işlemleri
- 170
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.
Ayet işlemleri
- 171
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
Ayet işlemleri
- 172
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ
“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”
Ayet işlemleri
- 173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَـٰلِبُونَ
Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.
Ayet işlemleri
- 174
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Ayet işlemleri
- 175
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Ayet işlemleri
- 176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
Yoksa azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?
Ayet işlemleri
- 177
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
Ayet işlemleri
- 178
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Ayet işlemleri
- 179
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Ayet işlemleri
- 180
سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.
Ayet işlemleri
- 181
وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
Gönderilmiş resûllere selam olsun.
Ayet işlemleri
- 182
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Saffât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Selâm olsun Muhammed’e! Bütün hayırlı işlerin nimeti ile tamamlandığı Yüce Allah’a da hamdolsun.