Cüz 29
الملك
Mülk Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
67- MÜLK SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 30 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Bütün mülk elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve Onun her şeye gücü yeter.
Ayet işlemleri
- 2
ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O; mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Ayet işlemleri
- 3
ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَـٰوَٰتٍ طِبَاقًا ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلْقِ ٱلرَّحْمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ ۖ فَٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ هَلْ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ
Gökleri, üst üste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak, (gökte) bir çatlak görüyor musunuz?
Ayet işlemleri
- 4
ثُمَّ ٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ ٱلْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسِيرٌ
Sonra gözünü iki kere daha çevir (de bak). Göz hakir ve umudunu kesmiş bir halde sana döner.
Ayet işlemleri
- 5
وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلْنَـٰهَا رُجُومًا لِّلشَّيَـٰطِينِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları Şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Ayet işlemleri
- 6
وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
Rablerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeri!
Ayet işlemleri
- 7
إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًا وَهِىَ تَفُورُ
Oraya atıldıklarında o kaynayıp coşarken onun korkunç sesini işitirler.
Ayet işlemleri
- 8
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۖ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ
Neredeyse Cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara; “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.
Ayet işlemleri
- 9
قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدْ جَآءَنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ كَبِيرٍ
Onlar da şöyle derler: “Evet! Bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik.”
Ayet işlemleri
- 10
وَقَالُوا۟ لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصْحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ
Yine derler ki: "Eğer biz dinleseydik ve aklımızı kullanmış olsaydık, cehennemlikler arasında olmazdık."
Ayet işlemleri
- 11
فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Ayet işlemleri
- 12
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
Görmediği halde Rablerinden korkup çekinen kimseler için de elbette bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
Ayet işlemleri
- 13
وَأَسِرُّوا۟ قَوْلَكُمْ أَوِ ٱجْهَرُوا۟ بِهِۦٓ ۖ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Sözünüzü ister gizleyin ve isterse onu açığa vurun. Şüphesiz O gönüllerde olanı bilir.
Ayet işlemleri
- 14
أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ
Yaratan bilmez mi? O latiftir, her şeyden haberdar olandır.
Ayet işlemleri
- 15
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ ذَلُولًا فَٱمْشُوا۟ فِى مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزْقِهِۦ ۖ وَإِلَيْهِ ٱلنُّشُورُ
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.
Ayet işlemleri
- 16
ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخْسِفَ بِكُمُ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ
Gökte olanın, yeryüzü sarsıldığı zaman sizi yerin dibine batırmayacağından emin mi oldunuz?
Ayet işlemleri
- 17
أَمْ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ
Yoksa gökte olanın üzerinize taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde benim uyarmam nasılmış bilip öğreneceksiniz.
Ayet işlemleri
- 18
وَلَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
Andolsun ki onlardan öncekiler de yalanladılar. Fakat benim inkârım nasıl oldu?
Ayet işlemleri
- 19
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَـٰٓفَّـٰتٍ وَيَقْبِضْنَ ۚ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحْمَـٰنُ ۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍۭ بَصِيرٌ
Üstlerinde kanatlarını açarak ve kapayarak uçan kuşları görmediler mi? Onları Rahman'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görendir.
Ayet işlemleri
- 20
أَمَّنْ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ لَّكُمْ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ۚ إِنِ ٱلْكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ
Rahman olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Kâfirler ancak boş bir gurur/aldanış içindedirler.
Ayet işlemleri
- 21
أَمَّنْ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرْزُقُكُمْ إِنْ أَمْسَكَ رِزْقَهُۥ ۚ بَل لَّجُّوا۟ فِى عُتُوٍّ وَنُفُورٍ
Eğer O, rızkınızı kesecek olsa size rızık verecek olan kimdir? Bilâkis onlar azgınlık ve nefret içinde inatla direnmektedirler.
Ayet işlemleri
- 22
أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
O halde, yüzüstü kapanarak yürüyen mi daha çok hidâyete erendir, yoksa dosdoğru bir yol üzerinde dimdik yürüyen kimse mi?
Ayet işlemleri
- 23
قُلْ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Deki: "Sizi yaratan size işitme (için kulaklar), gözler ve kalpler veren odur. Ne kadar az şükredersiniz."
Ayet işlemleri
- 24
قُلْ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Deki: "O sizi yeryüzüne dağıtıp, yayandır. Yalnız onun huzuruna toplanıp götürüleceksiniz."
Ayet işlemleri
- 25
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Ayet işlemleri
- 26
قُلْ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
De ki: “Bunun bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.''
Ayet işlemleri
- 27
فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ
Onun yaklaştığını gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kötüleşir ve onlara; “İşte, isteyip durduğunuz şey budur!” denir.
Ayet işlemleri
- 28
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلْكَـٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
De ki: “Söyleyin bakalım: "Eğer Allah beni ve beraberimdekileri helâk etse yahut bize merhamet ederse kâfirleri acıklı bir azaptan kim kurtarabilir?"
Ayet işlemleri
- 29
قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
De ki: “O, Rahman’dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz.''
Ayet işlemleri
- 30
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَآؤُكُمْ غَوْرًا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَآءٍ مَّعِينٍۭ
De ki: “Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?”
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Mülk Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
القلم
Kalem Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
68- KALEM/NÛN SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 52 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Nûn.[1] Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.
Dipnotlar
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Ayet işlemleri
- 2
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
Sen, Rabbinin nimeti sayesinde bir deli değilsin.
Ayet işlemleri
- 3
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
Senin için tükenmez bir ecir vardır.
Ayet işlemleri
- 4
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ
Şüphesiz sen, çok büyük bir ahlâk üzeresin.
Ayet işlemleri
- 5
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
Sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Ayet işlemleri
- 6
بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
Hanginizin delirmiş olduğunu.
Ayet işlemleri
- 7
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir. Hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
Ayet işlemleri
- 8
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ
Sakın yalanlayanlara itaat etme!
Ayet işlemleri
- 9
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Ayet işlemleri
- 10
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ
Sakın itaat etme çokça yemin eden, aşağılık ve değersiz her kişiye.
Ayet işlemleri
- 11
هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ
Arkadan çekiştirip, laf götürüp getirene.
Ayet işlemleri
- 12
مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
İyiliğe engel olan, saldırgan günahkâra.
Ayet işlemleri
- 13
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Kabaya sonra da soysuza.
Ayet işlemleri
- 14
أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
O mal ve oğullar sahibi oldu diye.
Ayet işlemleri
- 15
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Karşısında ayetlerimiz okunduğunda “öncekilerin masallarıdır” der.
Ayet işlemleri
- 16
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ
Yakında biz onun burnu üzerine damga vuracağız.
Ayet işlemleri
- 17
إِنَّا بَلَوْنَـٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
Gerçek şu ki biz o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi bunları da sınadık: Hani sabah vaktinde onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Ayet işlemleri
- 18
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
(İnşaallah diyerek, yeminlerinde) istisna da yapmıyorlardı.
Ayet işlemleri
- 19
فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ
Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir kuşatıcı (ateş) bahçeyi sarıverdi.
Ayet işlemleri
- 20
فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ
Bahçeler bir anda kapkara kesildi.
Ayet işlemleri
- 21
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
Sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Ayet işlemleri
- 22
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ
Eğer mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın!
Ayet işlemleri
- 23
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ
Kendi aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.
Ayet işlemleri
- 24
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ
"Sakın bugün oraya bir yoksul girip yanınıza sokulmasın" diye.
Ayet işlemleri
- 25
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَـٰدِرِينَ
(Yoksulları) alıkoymaya güçleri yetiyormuş gibi erkenden gittiler.
Ayet işlemleri
- 26
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde; “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
Ayet işlemleri
- 27
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Bilâkis biz, mahrum bırakıldık.
Ayet işlemleri
- 28
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Onların en mu'tedil/insaflı olanı: "Ben size, keşke Allah’ı tesbih etseydiniz dememiş miydim?" dedi.
Ayet işlemleri
- 29
قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
Onlar; “Rabbimizi tesbih ederiz. Şüphesiz biz, zalim kimseler imişiz.” dediler.
Ayet işlemleri
- 30
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ
Karşılıklı olarak birbirlerini kınamaya başladılar.
Ayet işlemleri
- 31
قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ
Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
Ayet işlemleri
- 32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.”
Ayet işlemleri
- 33
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.
Ayet işlemleri
- 34
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm Cennetleri vardır.
Ayet işlemleri
- 35
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Biz hiç, Müslümanlarla suçluları bir tutar mıyız?
Ayet işlemleri
- 36
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 37
أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı okuyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 38
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Onda, “Beğendiğiniz her şey sizindir” (diye mi yazılı?)
Ayet işlemleri
- 39
أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Yoksa; “Neye hükmederseniz o yerine getirilir.” diye kıyamete kadar geçerli olacak, size verilmiş yeminler/sözler mi var?
Ayet işlemleri
- 40
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Sor onlara; hangileri bunun savunuculuğunu yapacak?
Ayet işlemleri
- 41
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Yoksa onların ortakları mı var? Eğer doğru söyleyenler iseler o halde ortaklarını getirsinler.
Ayet işlemleri
- 42
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Baldırın açılacağı o günde onlar secde etmeye davet edilecekler. Fakat buna güç yetiremezler.
Ayet işlemleri
- 43
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ
Gözleri korku içinde, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secde etmeye çağrılmışlardı.
Ayet işlemleri
- 44
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
Artık beni ve bu sözü yalanlayanları baş başa bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.
Ayet işlemleri
- 45
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Onlara mühlet veriyorum. Çünkü benim tuzağım çok sağlamdır.
Ayet işlemleri
- 46
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
Ayet işlemleri
- 47
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Yoksa gayb onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar?
Ayet işlemleri
- 48
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ
Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Balık sahibi/Yunus gibi olma! Hani o, dertli bir sesle Rabbine seslenmişti.
Ayet işlemleri
- 49
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
Ayet işlemleri
- 50
فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Ancak Rabbi onu seçti ve onu salihlerden kıldı.
Ayet işlemleri
- 51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ
Kâfirler, o zikri işittikleri vakit neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. “O, kesinlikle bir delidir.” diyorlardı.
Ayet işlemleri
- 52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ
Oysa o (Kur'an) ancak alemler için bir öğüttür.
Ayet işlemleri
الحاقة
Hakka Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
69- HÂKKA SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 52 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
ٱلْحَآقَّةُ
Gerçekleşecek olan kıyamet!
Ayet işlemleri
- 2
مَا ٱلْحَآقَّةُ
Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
Ayet işlemleri
- 3
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
Ayet işlemleri
- 4
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (kıyameti) yalanladılar.
Ayet işlemleri
- 5
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
Ama Semûd, şiddetli bir çığlık/ses ile helâk edilmişti.
Ayet işlemleri
- 6
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.
Ayet işlemleri
- 7
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
O rüzgârı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imişler gibi yere yıkılmış görürdün.
Ayet işlemleri
- 8
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ
Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
Ayet işlemleri
- 9
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
Firavun da, ondan öncekiler de, altı üstüne gelen kasabalar halkı da hep hata işlediler.
Ayet işlemleri
- 10
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Ayet işlemleri
- 11
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَـٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
Doğrusu sular taştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
Ayet işlemleri
- 12
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Ayet işlemleri
- 13
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ
Sûr’a tek bir üfürüşle üfürüldüğü zaman.
Ayet işlemleri
- 14
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً
Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman.
Ayet işlemleri
- 15
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
İşte o gün olacak olmuştur.
Ayet işlemleri
- 16
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
Gökyüzü yarılır ve artık o gün zayıf ve güçsüzdür.
Ayet işlemleri
- 17
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ
Melekler, onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
Ayet işlemleri
- 18
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ
Siz o gün (hesap için) arz olunursunuz da hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
Ayet işlemleri
- 19
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”
Ayet işlemleri
- 20
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ
"Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.
Ayet işlemleri
- 21
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Artık o hoşnut olduğu bir yaşayıştadır.
Ayet işlemleri
- 22
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Yüksek bir Cennet'tedir.
Ayet işlemleri
- 23
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
Meyveleri çok yakındır.
Ayet işlemleri
- 24
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)
Ayet işlemleri
- 25
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ
Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''
Ayet işlemleri
- 26
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim."
Ayet işlemleri
- 27
يَـٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
"Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!"
Ayet işlemleri
- 28
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
"Malım da bana bir fayda vermedi."
Ayet işlemleri
- 29
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَـٰنِيَهْ
"Saltanatım yok olup gitti."
Ayet işlemleri
- 30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.
Ayet işlemleri
- 31
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
Sonra da Cehennem'e atın!
Ayet işlemleri
- 32
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!
Ayet işlemleri
- 33
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.
Ayet işlemleri
- 34
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
Ayet işlemleri
- 35
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَـٰهُنَا حَمِيمٌ
Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.
Ayet işlemleri
- 36
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
Ayet işlemleri
- 37
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَـٰطِـُٔونَ
O yemeği günahkârlardan başkası yemez.
Ayet işlemleri
- 38
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
Yemin ederim gördüklerinize.
Ayet işlemleri
- 39
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
Görmediklerinize de…
Ayet işlemleri
- 40
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
Ayet işlemleri
- 41
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ
O, bir şair sözü değildir. Ne kadar da az iman ediyorsunuz!
Ayet işlemleri
- 42
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
O, bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
Ayet işlemleri
- 43
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Ayet işlemleri
- 44
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
Eğer Peygamber bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı;
Ayet işlemleri
- 45
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
Elbette onu sağ tarafından kıskıvrak yakalardık.
Ayet işlemleri
- 46
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
Sonra da onun can damarını kopartırdık.
Ayet işlemleri
- 47
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَـٰجِزِينَ
Sizden hiç kimse de buna engel olamazdı.
Ayet işlemleri
- 48
وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
Şüphesiz o, takva sahipleri için bir öğüttür.
Ayet işlemleri
- 49
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
Elbette biz, biliyoruz ki içinizden yalanlayanlar vardır.
Ayet işlemleri
- 50
وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ
Şüphesiz ki o kâfirler için bir pişmanlıktır.
Ayet işlemleri
- 51
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir.
Ayet işlemleri
- 52
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Hâkka Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun.
المعارج
Mearic Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
70- MEÂRİC SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 44 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
İsteyen kimse inecek olan azabı istedi.
Ayet işlemleri
- 2
لِّلْكَـٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
Kâfirler için onu (azabı) önleyecek hiç kimse yoktur.
Ayet işlemleri
- 3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
(O azap) Yüksek dereceler sahibi olan Allah tarafındandır.
Ayet işlemleri
- 4
تَعْرُجُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Melekler ve Ruh (Cebrâîl) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
Ayet işlemleri
- 5
فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
Öyleyse sen de güzel bir sabırla sabret!
Ayet işlemleri
- 6
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
Doğrusu onlar, o günü çok uzak görüyorlar.
Ayet işlemleri
- 7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا
Oysa biz onu çok yakın görüyoruz.
Ayet işlemleri
- 8
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
O gün, gökyüzü erimiş yağ/maden (tortusu) gibi olur.
Ayet işlemleri
- 9
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
Dağlar ise saçılmış yünler gibi olacaktır.
Ayet işlemleri
- 10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
Hiçbir yakın dost bir yakınını sormaz bile.
Ayet işlemleri
- 11
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından (kurtuluş için) oğullarını fidye olarak vermek ister.
Ayet işlemleri
- 12
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Eşini ve kardeşini.
Ayet işlemleri
- 13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
Kendisini barındıran sülalesini.
Ayet işlemleri
- 14
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
Yeryüzünde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın.
Ayet işlemleri
- 15
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
Asla! Çünkü o alevli bir ateştir.
Ayet işlemleri
- 16
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
Deriyi yakıp kavurur.
Ayet işlemleri
- 17
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
(Hakka) Arkasını dönüp yüz çevireni çağırır.
Ayet işlemleri
- 18
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
Mal toplayıp biriktireni.
Ayet işlemleri
- 19
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
İnsan, çok hırslı olarak yaratılmıştır.
Ayet işlemleri
- 20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Ayet işlemleri
- 21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
Ona bir iyilik dokununca da cimrilik eder.
Ayet işlemleri
- 22
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
Ancak namaz kılanlar müstesna.
Ayet işlemleri
- 23
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
Onlar ki, namazlarını devamlı kılarlar.
Ayet işlemleri
- 24
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Ayet işlemleri
- 25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
Ayet işlemleri
- 26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Onlar hesap gününü tasdik ederler.
Ayet işlemleri
- 27
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Onlar Rablerinin azabından korkarlar.
Ayet işlemleri
- 28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunmaz.
Ayet işlemleri
- 29
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰفِظُونَ
Onlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimselerdir.
Ayet işlemleri
- 30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar.
Ayet işlemleri
- 31
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.
Ayet işlemleri
- 32
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Ayet işlemleri
- 33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
Onlar, şahitliklerini (gerektiği gibi) yerine getirirler.
Ayet işlemleri
- 34
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Onlar namazlarını aksatmadan gereği gibi kılarlar.
Ayet işlemleri
- 35
أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى جَنَّـٰتٍ مُّكْرَمُونَ
İşte onlar, Cennetler'de ağırlanacaklardır.
Ayet işlemleri
- 36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?
Ayet işlemleri
- 37
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
Sağdan soldan, bölük bölük.
Ayet işlemleri
- 38
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
Yoksa onların her biri Nâim Cennet'ine konulacağını mı umuyor?
Ayet işlemleri
- 39
كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
Asla! Biz onları bildikleri o şeyden yarattık.
Ayet işlemleri
- 40
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَـٰرِقِ وَٱلْمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki mutlaka biz güç yetirenleriz.
Ayet işlemleri
- 41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Onların yerlerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeye. Ve bizim önümüze geçilemez.
Ayet işlemleri
- 42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Bırak onları; kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp oynasınlar!
Ayet işlemleri
- 43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
O gün onlar sanki dikilmiş putlara süratle gidiyorlarmış gibi kabirlerinden hızlıca çıkarlar.
Ayet işlemleri
- 44
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüştür. İşte bu, onlara söz verilen gündür!
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Meâric Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamd-ü senâlar olsun.
نوح
Nuh Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
71- NÛH SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 28 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Şüphesiz biz Nûh’u kavmine; “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar!” diye gönderdik.
Ayet işlemleri
- 2
قَالَ يَـٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Dedi ki: "Ey kavmim! Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.''
Ayet işlemleri
- 3
أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
"Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin.''
Ayet işlemleri
- 4
يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ta ki günahlarımızdan bir kısmını mağfiret buyursun ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın takdir ettiği vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz.
Ayet işlemleri
- 5
قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًا وَنَهَارًا
Dedi ki: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.''
Ayet işlemleri
- 6
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًا
"Davetim onların kaçmasından başka bir şeyi artırmadı."
Ayet işlemleri
- 7
وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَـٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًا
Doğrusu ben onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Ayet işlemleri
- 8
ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا
Sonra, ben onları açıktan açığa davet ettim.
Ayet işlemleri
- 9
ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا
Sonra onları açıktan açığa da, gizli gizli de davet ettim.
Ayet işlemleri
- 10
فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًا
Onlara dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır.''
Ayet işlemleri
- 11
يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا
Gökten size bol bol yağmur yağdırsın.
Ayet işlemleri
- 12
وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّـٰتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَـٰرًا
Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.
Ayet işlemleri
- 13
مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا
Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?
Ayet işlemleri
- 14
وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
Oysa O, sizi aşamalar halinde yarattı.
Ayet işlemleri
- 15
أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَـٰوَٰتٍ طِبَاقًا
Allah’ın yedi göğü kat kat nasıl yarattığını görmüyor musunuz?
Ayet işlemleri
- 16
وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا
Onların içinde Ay’a bir ışık vermiş, Güneş'i de bir kandil yapmıştır.
Ayet işlemleri
- 17
وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًا
Allah sizi bir bitki gibi topraktan bitirmiştir.
Ayet işlemleri
- 18
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا
Sonra sizi oraya geri döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.
Ayet işlemleri
- 19
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًا
Allah sizin için yeryüzünü bir döşek kıldı.
Ayet işlemleri
- 20
لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا
Geniş yollarında gezip dolaşmanız için.
Ayet işlemleri
- 21
قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِى وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًا
Nûh: "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine hüsrandan başka bir şey artırmayan kimseye uyup, tabi oldular." dedi.
Ayet işlemleri
- 22
وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا كُبَّارًا
"Ve büyük bir tuzak kurdular.''
Ayet işlemleri
- 23
وَقَالُوا۟ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا
Ve; "Sakın ilahlarınızı bırakmayın! Sakın Ved’i, Suvâ’yı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i bırakmayın!" dediler.
Ayet işlemleri
- 24
وَقَدْ أَضَلُّوا۟ كَثِيرًا ۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا ضَلَـٰلًا
Birçoklarını saptırdılar. Sen de o zalimlerin sapıklıklarından başka bir şeylerini artırma.
Ayet işlemleri
- 25
مِّمَّا خَطِيٓـَٔـٰتِهِمْ أُغْرِقُوا۟ فَأُدْخِلُوا۟ نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا۟ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارًا
Günahlarından dolayı suda boğuldular ve ateşe atıldılar. Kendilerine Allah dışında bir yardımcı da bulamadılar.
Ayet işlemleri
- 26
وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى ٱلْأَرْضِ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ دَيَّارًا
Nûh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde dolaşan tek bir kâfir bile bırakma!''
Ayet işlemleri
- 27
إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا۟ عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوٓا۟ إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
"Eğer onları bırakırsan, senin kullarını yoldan çıkarırlar ve yalnızca ahlâksız, kâfir insanlar dünyaya getirirler."
Ayet işlemleri
- 28
رَّبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارًۢا
"Rabbim! Beni bağışla! Anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın Mü'minleri de. Zalimlerin de ancak helâkini arttır."
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Nûh aleyhisselam Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
الجن
Cin Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
72- CİN SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 28 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا
De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinleyip şöyle dediği bana vahyedildi: Biz, hayrete düşüren Kur'an dinledik."
Ayet işlemleri
- 2
يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ ۖ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا
Doğru yola hidayet ediyor, biz ona iman ettik. Rabbimize hiç kimseyi ortak tutmayacağız.
Ayet işlemleri
- 3
وَأَنَّهُۥ تَعَـٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَـٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا
Rabbimizin azameti çok yücedir. O, eş ve çocuk edinmemiştir.
Ayet işlemleri
- 4
وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا
Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (İblis), Allah hakkında pek aşırı yalanlar uyduruyormuş.
Ayet işlemleri
- 5
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا
“Biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceklerini zannederdik."
Ayet işlemleri
- 6
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا
Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da onların taşkınlıklarını arttırırlardı.
Ayet işlemleri
- 7
وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا
Onlar da sizin zannettiğiniz gibi Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.
Ayet işlemleri
- 8
وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَـٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا
Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu güçlü bekçilerle, alev hüzmeleriyle (yıldızlarla) doldurulmuş bulduk.
Ayet işlemleri
- 9
وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا
Hâlbuki (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.
Ayet işlemleri
- 10
وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا
Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olanlara bir kötülük mü murat edildi? Yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?
Ayet işlemleri
- 11
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا
Şüphesiz bizim içimizde salih olanlar da vardır, salih olmayanlar da vardır. Her birimiz ayrı ayrı yollara ayrılmışız.
Ayet işlemleri
- 12
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا
Biz, şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de onu hiçbir şekilde aciz kılamayacağımızı anladık.
Ayet işlemleri
- 13
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ ۖ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا
Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık bir kayıptan ve haksızlığa uğramaktan korkmaz.
Ayet işlemleri
- 14
وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَـٰسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا
Bizden Müslüman olanlar da var, haksızlık edenler de (sapmış olanlar da) var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yola yönelenlerdir.
Ayet işlemleri
- 15
وَأَمَّا ٱلْقَـٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا
Doğru yoldan sapanlara gelince, onlar Cehennem'e odun olacaklardır.
Ayet işlemleri
- 16
وَأَلَّوِ ٱسْتَقَـٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَـٰهُم مَّآءً غَدَقًا
Eğer onlar, doğru yolda istikamet üzere olsalardı, onlara bol bol su verirdik.
Ayet işlemleri
- 17
لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا
Bununla onları imtihan ederiz. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, onu çok ağır bir azaba sokar.
Ayet işlemleri
- 18
وَأَنَّ ٱلْمَسَـٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا
Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua/ibadet etmeyin.
Ayet işlemleri
- 19
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ibadet için ayağa kalktığında (Kur'an dinlemek için) az kalsın üzerine toplanıp doluşurlardı.
Ayet işlemleri
- 20
قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا
De ki: “Ben ancak Rabbime dua ederim ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam.''
Ayet işlemleri
- 21
قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
De ki: “Benim size bir zarar vermeye de, sizi doğru yola iletmeye de gücüm yetmez.''
Ayet işlemleri
- 22
قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا
De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."
Ayet işlemleri
- 23
إِلَّا بَلَـٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ ۚ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
(Benim görevim) ancak Allah'tan (gönderilenleri) ve (tebliğ olunması emrolunanları) tebliğ etmektir. Kim Allah’a ve elçisine karşı gelirse, onun için içinde ebedî kalacağı Cehennem ateşi vardır.
Ayet işlemleri
- 24
حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.
Ayet işlemleri
- 25
قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا
De ki: "Size vadedilen yakın mı? Yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı, bilmiyorum."
Ayet işlemleri
- 26
عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا
O, gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
Ayet işlemleri
- 27
إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا
Ancak elçileri içinde razı olduğu başka. Çünkü O, bunun önünde ve ardında gözleri önündedir.
Ayet işlemleri
- 28
لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا
Böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) Onların üzerinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Cin Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
المزمل
Müzemmil Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
73- MÜZZEMMİL SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 20 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ
Ey örtüsüne bürünmüş olan!
Ayet işlemleri
- 2
قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا
Gece kalk, ancak birazı dışında.
Ayet işlemleri
- 3
نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
Yarısı kadar yahut ondan biraz eksilt.
Ayet işlemleri
- 4
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا
Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.
Ayet işlemleri
- 5
إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.
Ayet işlemleri
- 6
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا
Gerçekten, gece kalkışı etki bakımından daha kuvvetli ve okuma bakımından da daha sağlamdır.
Ayet işlemleri
- 7
إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
Gündüz ise senin için uzun bir uğraş vardır.
Ayet işlemleri
- 8
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel.
Ayet işlemleri
- 9
رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا
O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka (hak) bir ilah da yoktur. Öyleyse O'nu vekil edin.
Ayet işlemleri
- 10
وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
Onların söylediklerine katlan ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl.
Ayet işlemleri
- 11
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.
Ayet işlemleri
- 12
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا
Çünkü bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var.
Ayet işlemleri
- 13
وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap vardır!
Ayet işlemleri
- 14
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا
O günde yer ve dağlar sarsılır, dağlar da yığılarak akıp dağılan kum gibi olur.
Ayet işlemleri
- 15
إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَـٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا
Biz, Firavun’a bir rasûl gönderdiğimiz gibi size de üzerinize şahit olacak bir rasûl gönderdik.
Ayet işlemleri
- 16
فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَـٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا
Firavun, rasûle karşı çıktı. Biz de onu müthiş bir şekilde yakaladık.
Ayet işlemleri
- 17
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا
Eğer küfredecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız?
Ayet işlemleri
- 18
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا
O günün dehşetiyle gökyüzü yarılacak, O'nun vaadi mutlaka yerine gelecektir.
Ayet işlemleri
- 19
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Ayet işlemleri
- 20
۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ
Şüphesiz Rabbin biliyor ki, gerçekten sen gecenin üçte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar (namaz için) kalkıyorsun. Beraberinde bulunanlardan (ashâbından) bir topluluk da (böyle yapıyor). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacağınızı (buna güç yetiremeyeceğinizi) bildiği için sizi bağışladı. Öyleyse Kur’an’dan (bildiğiniz) kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp Allah’ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç (ile borç) verin. Kendiniz için hayır olarak (dünyada) ne sunarsanız; onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir mükâfat ile (karşılık verilmiş) bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Müzzemmil Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
المدثر
Müdahhir Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
74- MÜDDESSİR SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 56 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
Ey elbisesine bürünen!
Ayet işlemleri
- 2
قُمْ فَأَنذِرْ
Kalk ve uyar!
Ayet işlemleri
- 3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
Rabbini tekbir et (yücelt).
Ayet işlemleri
- 4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
Elbiseni de temizle/Rabbini tekbir et (yücelt).
Ayet işlemleri
- 5
وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
Pisliklerden de uzak dur!
Ayet işlemleri
- 6
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
(Yaptığını) çok görerek minnet etme!
Ayet işlemleri
- 7
وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
Rabbin için sabret!
Ayet işlemleri
- 8
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
Sûr’a üflendiği zaman.
Ayet işlemleri
- 9
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
İşte o gün, çok zor bir gündür.
Ayet işlemleri
- 10
عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
Kâfirler için hiç kolay değildir.
Ayet işlemleri
- 11
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
Ayet işlemleri
- 12
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
Ona ardı arkası kesilmeyen bir servet verdim.
Ayet işlemleri
- 13
وَبَنِينَ شُهُودًا
Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.
Ayet işlemleri
- 14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
Kendisi için (dünya nimetlerini) yaydıkça yaydım.
Ayet işlemleri
- 15
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
Daha da artırmamı umuyor.
Ayet işlemleri
- 16
كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا
Asla! Çünkü o ayetlerimize karşı çok inatçıdır.
Ayet işlemleri
- 17
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
Onu sarp bir yokuşa zorlayıp süreceğim.
Ayet işlemleri
- 18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Çünkü o; düşündü, ölçtü, biçti.
Ayet işlemleri
- 19
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti!
Ayet işlemleri
- 20
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) ölçtü, biçti!
Ayet işlemleri
- 21
ثُمَّ نَظَرَ
Sonra şöyle bir baktı.
Ayet işlemleri
- 22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
Sonra da kaşlarını çatıp, surat astı.
Ayet işlemleri
- 23
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.
Ayet işlemleri
- 24
فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
Ve şöyle dedi: Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir.
Ayet işlemleri
- 25
إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.''
Ayet işlemleri
- 26
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
Ben onu Sekar’a (Cehennem'e) sokacağım.
Ayet işlemleri
- 27
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?
Ayet işlemleri
- 28
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
O geride bir şey koymaz ve bırakmaz.
Ayet işlemleri
- 29
لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
İnsan derisini yakıp kavurur.
Ayet işlemleri
- 30
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
Ayet işlemleri
- 31
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.
Ayet işlemleri
- 32
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
Hayır! And olsun Ay’a!
Ayet işlemleri
- 33
وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
Dönüp gittiği zaman geceye,
Ayet işlemleri
- 34
وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
Ve ağarmakta olan sabaha,
Ayet işlemleri
- 35
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
Şüphesiz o (Sekar), büyük (musibetlerden) biridir.
Ayet işlemleri
- 36
نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
İnsanlar için bir uyarıcıdır.
Ayet işlemleri
- 37
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için.
Ayet işlemleri
- 38
كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.
Ayet işlemleri
- 39
إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) başkadır.
Ayet işlemleri
- 40
فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
(Onlar) cennetlerdedirler. Birbirlerine sorarlar.
Ayet işlemleri
- 41
عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
Suçlulardan.
Ayet işlemleri
- 42
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
“Sizi Sekara/Cehennem'e sokan nedir?''
Ayet işlemleri
- 43
قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
Onlar derler ki; "Biz namaz kılan kimseler değildik."
Ayet işlemleri
- 44
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
“Yoksulları da doyurmazdık.''
Ayet işlemleri
- 45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
"(Batıla) Dalanlarla beraber biz de dalıp gitmiştik."
Ayet işlemleri
- 46
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.''
Ayet işlemleri
- 47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
“Nihayet ölüm bize gelip çatıncaya dek.''
Ayet işlemleri
- 48
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ
Artık şefaat edenlerin şefaatleri onlara yarar sağlamaz.
Ayet işlemleri
- 49
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
Öyleyse onlara ne oluyor da öğütten yüz çeviriyorlar?
Ayet işlemleri
- 50
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
Onlar adeta ürkütülmüş yaban eşekleri gibidir.
Ayet işlemleri
- 51
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
Aslandan ürküp, kaçan.
Ayet işlemleri
- 52
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
Ayet işlemleri
- 53
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
Asla! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Ayet işlemleri
- 54
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
Hayır! Şüphesiz o (Kur'an) ancak bir öğüttür.
Ayet işlemleri
- 55
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.
Ayet işlemleri
- 56
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan da, bağışlayıcı olan da O’dur.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Müddessir Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd Yüce Allah’adır, minnet duygularımız O’nadır.
القيامة
Kiyame Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
75- KIYÂME SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 40 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ
Kıyamet gününe yemin ederim.
Ayet işlemleri
- 2
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
Sürekli kendini kınayan nefse yemin ederim.
Ayet işlemleri
- 3
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
İnsan biz onun kemiklerini asla toplayıp, bir araya getirmeyeceğimizi mi zanneder?
Ayet işlemleri
- 4
بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
Aksine onun parmak uçlarını bile yaratıp düzenlemeye gücümüz yeter.
Ayet işlemleri
- 5
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَـٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
Ancak insan, önündeki (ahireti inkâr ederek) fücurla (günah işlemek) ister.
Ayet işlemleri
- 6
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَـٰمَةِ
"Kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
Ayet işlemleri
- 7
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
Göz dehşetle kamaştığı zaman.
Ayet işlemleri
- 8
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
Ay tutulduğu zaman.
Ayet işlemleri
- 9
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
Ayet işlemleri
- 10
يَقُولُ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
(O gün) insan: "Bugün kaçacak yer nerede?" der.
Ayet işlemleri
- 11
كَلَّا لَا وَزَرَ
Hayır! Hiçbir sığınacak yer yoktur.
Ayet işlemleri
- 12
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
O gün varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur.
Ayet işlemleri
- 13
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
O günde insana önden yolladığı şeyler ile geride bıraktığı şeyler haber verilir.
Ayet işlemleri
- 14
بَلِ ٱلْإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ
Doğrusu insan, kendi aleyhine bir şahittir.
Ayet işlemleri
- 15
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
İsterse bütün mazeretlerini ortaya döksün.
Ayet işlemleri
- 16
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Ayet işlemleri
- 17
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
Ayet işlemleri
- 18
فَإِذَا قَرَأْنَـٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
O halde, biz onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna uy.
Ayet işlemleri
- 19
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
Ayet işlemleri
- 20
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
Hayır! Siz, acil olanı/dünyayı seviyorsunuz.
Ayet işlemleri
- 21
وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
Ahireti ise bırakıyorsunuz.
Ayet işlemleri
- 22
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
Ayet işlemleri
- 23
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
Rabbine bakar. (O'nu göreceklerdir)
Ayet işlemleri
- 24
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ
O gün birtakım yüzler de asıktır.
Ayet işlemleri
- 25
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.
Ayet işlemleri
- 26
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
Hayır! Can, köprücük kemiğine dayandığı zaman.
Ayet işlemleri
- 27
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ
Hayır! Can boğaza dayandığı zaman.
Ayet işlemleri
- 28
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
Anlar ki, bu bir ayrılış.
Ayet işlemleri
- 29
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
Ayakları birbirine dolaştığında.
Ayet işlemleri
- 30
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
O gün varacakları yer, yalnız Rabbinin huzurudur.
Ayet işlemleri
- 31
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
Tasdik etmemiş ve namaz kılmamıştı.
Ayet işlemleri
- 32
وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmiş.
Ayet işlemleri
- 33
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti.
Ayet işlemleri
- 34
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
“Bu azap sana layıktır, layık!"
Ayet işlemleri
- 35
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
"Evet! Layıktır sana, layık!” denilecek.
Ayet işlemleri
- 36
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
Yoksa insan, başı boş bırakılacağını mı sanıyor?
Ayet işlemleri
- 37
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ
O akıtılan meniden bir nutfe değil miydi?
Ayet işlemleri
- 38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
Sonra alaka olmuş, Allah onu yaratmış ve düzenlemişti.
Ayet işlemleri
- 39
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Ondan da iki eşi, erkek ve dişiyi var etmişti.
Ayet işlemleri
- 40
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ
Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kıyâme Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Alemlerin Allah'a hamdolsun, Muhammed’e de salat ve selam olsun.
الإنسان
Insan Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
76- İNSAN SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 31 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَـٰنِ حِينٌ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُورًا
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
Ayet işlemleri
- 2
إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَـٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
Biz, insanı katışık nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye kendisini işitir ve görür kıldık.
Ayet işlemleri
- 3
إِنَّا هَدَيْنَـٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
Biz ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister kâfir olur.
Ayet işlemleri
- 4
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَا۟ وَأَغْلَـٰلًا وَسَعِيرًا
Elbette biz; kâfirlere zincirler, halkalar ve alevli Cehennem hazırladık.
Ayet işlemleri
- 5
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
İyiler ise katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.
Ayet işlemleri
- 6
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا
(O) Allah’ın kullarının kendisinden içtikleri ve diledikleri gibi akıttıkları bir pınardır.
Ayet işlemleri
- 7
يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا
Onlar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın bir günden korkarlar.
Ayet işlemleri
- 8
وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا
Yemeğe olan sevgilerine rağmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler.
Ayet işlemleri
- 9
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا
Biz, sizi sadece Allah yüzü/rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.
Ayet işlemleri
- 10
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا
"Doğrusu biz, suratların asılacağı korkunç şiddetli bir günde Rabbimizden korkarız."
Ayet işlemleri
- 11
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا
Bundan dolayı Allah da bugünün şerrinden onları korur ve onlara bir güzellik, bir sevinç verir.
Ayet işlemleri
- 12
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةً وَحَرِيرًا
Sabretmeleri sebebi ile de onları cennetle ve ipek ile mükâfatlandırır.
Ayet işlemleri
- 13
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا
Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı bir Güneş, ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Ayet işlemleri
- 14
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَـٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا
Gölgeleri kendilerine yakındır. Devşirilecek meyveleri de eğdirildikçe eğdirilmiştir.
Ayet işlemleri
- 15
وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠
Çevrelerinde ise gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır.
Ayet işlemleri
- 16
قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا
Gümüşten billur kâseler... (Hizmetçiler) Onların ihtiyaçlarına göre ölçülerini belirlemiştir.
Ayet işlemleri
- 17
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا
Onlara orada karışımı zencefil olan bir kadehten içirilir.
Ayet işlemleri
- 18
عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا
Orada Selsebil adı verilen bir pınar da vardır.
Ayet işlemleri
- 19
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَّنثُورًا
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
Ayet işlemleri
- 20
وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا
Nereye bakarsan orada pek çok nimetler ve büyük bir saltanat görürsün.
Ayet işlemleri
- 21
عَـٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا
Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.
Ayet işlemleri
- 22
إِنَّ هَـٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءً وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا
İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.
Ayet işlemleri
- 23
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًا
Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik, biz!
Ayet işlemleri
- 24
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًا
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkâra ve kâfire de itaat etme!
Ayet işlemleri
- 25
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
Ayet işlemleri
- 26
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
Geceleri de ona secde et ve geceleyin uzun (bir süre) onu tesbih et.
Ayet işlemleri
- 27
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا
Onlar; acele olanı (dünyayı) istiyorlar, ağır (çetin) günü arkalarına bırakıyorlar.
Ayet işlemleri
- 28
نَّحْنُ خَلَقْنَـٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَـٰلَهُمْ تَبْدِيلًا
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını iyiden iyiye pekiştirdik. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Ayet işlemleri
- 29
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
Şüphesiz bu bir öğüttür. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar.
Ayet işlemleri
- 30
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah; her şeyi bilendir, Hakîm'dir.
Ayet işlemleri
- 31
يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱلظَّـٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا
Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıştır.
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
İnsan Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd Yüce Allah’a mahsustur.
المرسلات
Mürselat Suresi
Okuma ayarları
Sureye giriş: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
77- MÜRSELÂT SÛRESİ
(Mekke’de inmiştir. 50 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 1
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا
Yemin olsun, ardı ardına gönderilenlere.
Ayet işlemleri
- 2
فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا
Şiddetle esip savuranlara.
Ayet işlemleri
- 3
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا
Yaydıkça yayanlara.
Ayet işlemleri
- 4
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا
Ayırdıkça ayıranlara.
Ayet işlemleri
- 5
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا
Zikri getirip, bırakanlara.
Ayet işlemleri
- 6
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.
Ayet işlemleri
- 7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
Ayet işlemleri
- 8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
Yıldızların ışığı söndüğü zaman.
Ayet işlemleri
- 9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
Gök yarıldığında.
Ayet işlemleri
- 10
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
Dağlar parçamparça olup savrulduğunda.
Ayet işlemleri
- 11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.
Ayet işlemleri
- 12
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
Bu, hangi güne ertelenmiş?
Ayet işlemleri
- 13
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
Ayrım (hüküm) gününe (ertelenmiştir).
Ayet işlemleri
- 14
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
Ayet işlemleri
- 15
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün vay yalanlayanların haline!
Ayet işlemleri
- 16
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Ayet işlemleri
- 17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.
Ayet işlemleri
- 18
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
Ayet işlemleri
- 19
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün vay yalanlayanların haline!
Ayet işlemleri
- 20
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Ayet işlemleri
- 21
فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ
Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Ayet işlemleri
- 22
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ
Belli bir süreye kadar.
Ayet işlemleri
- 23
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ
Buna gücümüz yeter. Ne güzel güç yetirenleriz.
Ayet işlemleri
- 24
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 25
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا
Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
Ayet işlemleri
- 26
أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا
Diri olanları da, ölü olanları da.
Ayet işlemleri
- 27
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا
Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?
Ayet işlemleri
- 28
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 29
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!
Ayet işlemleri
- 30
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ
Üç kollu (ateşin) gölgesine doğru yürüyün!
Ayet işlemleri
- 31
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ
Ne gölgelendirir, ne alevden korur.
Ayet işlemleri
- 32
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ
O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar saçar.
Ayet işlemleri
- 33
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ
Her biri sarı develer gibidir.
Ayet işlemleri
- 34
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 35
هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Ayet işlemleri
- 36
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Onların özür dilemelerine dahi izin verilmez.
Ayet işlemleri
- 37
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 38
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
Ayet işlemleri
- 39
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ
Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana karşı tuzak kurun!
Ayet işlemleri
- 40
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 41
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ
Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.
Ayet işlemleri
- 42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
Ayet işlemleri
- 43
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.
Ayet işlemleri
- 44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet işlemleri
- 45
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 46
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.
Ayet işlemleri
- 47
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.
Ayet işlemleri
- 49
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün yalanlayanların vay haline!
Ayet işlemleri
- 50
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?
Ayet işlemleri
Surenin sonucu: Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Murselat Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Allah’a mahsustur.