المدثر
Müdahhir Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 31
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 31
31. “Biz cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden yaptık.” Buna sebep ise onların çetin bir güce sahip oluşlarıdır. "Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir fitne/imtihan kıldık.” Burada şu kastedilmiş olabilir: Biz, onları âhiretteki azap ve cezaları için, oradaki ibretli cezalarının artırılması için böyle yaptık. Çünkü azaba da “fitne” denilebilir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “O gün onlar ateş üzerinde fitneye maruz kalırlar.” (ez-Zâriyât, 51/13) Yani azaba uğratılırlar, demektir. Bu buyruktan şu da kastedilmiş olabilir: Bizlerin sizlere o meleklerin sayısını haber verişimizin sebebi, bir imtihandır; yani kimin tasdik edeceğini kimin yalanlayacağını ortaya çıkarmamızdır. Buna da bundan sonra gelen şu buyruklar delildir: “Bu, kendilerine Kitap verilenler kesin olarak inansınlar, iman edenlerin de imanı artsın… diyedir” Çünkü bu Kur’ân’ın bildirdikleri, Kitap ehlinin elinde bulunanlara uygun düşer ve mutabık gelirse onların hakka olan yakînleri (kesin inançları) daha bir artar. Mü’minler de Allah her bir âyet indirdikçe, ona iman eder, onu tasdik ederler ve böylelikle onların da imanı artmış olur. "kendilerine Kitap verilenlerle mü’minler şüpheye düşmesin.” Yani onların şüphe ve tereddütleri ortadan kalksın. İşte bunlar özlü akıl sahiplerinin özellikle önem verdiği, üstün ve değerli maksatlardır. Kesin bir inanca sahip olmak için çalışmak, her zaman ve her bir dinî meseleye dair imanın artmasına gayret göstermek, hakkın karşısına dikilen şüphe ve tereddütlerin izale edilmesi, bu maksatları oluşturmaktadır. Yüce Allah, Rasûlüne indirmiş olduğu buyrukları, bu üstün maksatları gerçekleştirici ve doğrularla yalancıları birbirinden ayırt edici bir ölçü kılmıştır. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Kalplerinde hastalık” şüphe, tereddüt ve münafıklık “bulunanlarla kâfirler de: Allah bu sayıyla ne gibi bir şey murad etmiş olabilir ki? desinler.” Bu, onların şaşkınlık, şüphe ve Allah’ın âyetlerini inkâr üzere söyledikleri bir sözü ifade eder. Her iki grubun durumu, Allah’ın dilediği kimseleri hidâyete iletmesi, dilediği kimseleri de saptırmasının bir sonucudur. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: “İşte Allah, böylece dilediği kimseleri saptırır, dilediği kimseleri de hidâyete kavuşturur.” Allah kime hidâyet verirse Rasûlüne indirdiği şeyleri onun hakkında bir rahmet kılar. Bunlarla onun dinini ve imanını artırır. Kimi de saptırırsa Peygamberine indirdiklerini, onun aleyhine bir bedbahtlık, bir şaşkınlık ve bir zulüm sebebi kılar. O halde yapılması gereken, Allah’ın ve Rasûlünün verdiği haberleri teslimiyet ile karşılamaktır. "Rabbinin” meleklerden ve onların dışındakilerden oluşan “ordularını O’ndan başkası bilmez.” Sizler O’nun ordularını bilemediğinize göre, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan sizlere orduları hakkında haber verecek olursa sizin yapmanız gereken, herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın O’nun haberini tasdik etmekten ibarettir. "Bu, insanlar için ancak bir öğüttür.” Yani bu öğütten maksat, boş işlerle uğraşmak, oyun oynamak, oyalanmak değildir. Bundan maksat, insanların kendilerine fayda verecek hususları düşünüp yapmaları, zarar verecek şeylerden de kaçınıp uzaklaşmalarıdır.
Ayet işlemleri