مريم
Meryem Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 61
جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدَ ٱلرَّحْمَـٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا
Rahman’ın kullarına gayb ile vaat ettiği Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 61
61. Daha sonra Allah onlara gireceklerini vaat ettiği cennetin, diğer cennetlere benzemediğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “(Girecekleri o cennet)… Adn cennetleridir.” herhangi bir şekilde ayrılmanın, başka bir yere göçmenin, son bulmanın söz konusu olmadığı, ebedi kalınacak cennetlerdir. Çünkü bu cennetler oldukça geniş, bunlardaki hayırlar, sevinçler, göz kamaştırıcı güzellikler, rahat ve sevinç pek çoktur. “Rahmân’ın kullarına gıyaben vaat ettiği” yani bu cennetler, Rahmân olan Allah’ın vaat ettiği cennetlerdir. Bunların “Rahmân” ismine izafe edilmesi, bu cennetlerdeki rahmet ve ihsanın hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından geçirmediği türde oluşlarından dolayıdır. Nitekim Yüce Allah cennetten, rahmet diye bahsederek şöyle buyurmaktadır: “Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmetindedirler ve orada ebediyyen kalacaklardır.” (Al-i İmran, 3/107) Aynı şekilde bu cennetlerin Allah’ın rahmetine izafe edilmesi, bu cennetlerdeki mutluluğun devamlılığına ve bu cennetlerin -ilâhi rahmetin bir eseri ve bir tecellisi olması hasebiyle- rahmetin baki kaldığı sürece baki kalacaklarına delildir. u âyet-i kerimede sözü edilen “kullar”dan kasıt, O’na gereği gibi ibadet eden ve şeriatinin hükümlerine uyan uluhiyet kullarıdır ki ubudiyet onların ayrılmaz sıfatları olmuştur. Tıpkı Yüce Allah’ın “Rahmân’ın kulları” buyruğunda ve benzerlerinde olduğu gibi. Sadece Allah'ın mülkü olma anlamında “kul” olanlar ise böyle değildir. Zira bunlar, her ne kadar Allah tarafından yaratıldıkları, rızıklandırılıp idare edildikleri için Allah’ın rubûbiyet kulları olsalar da Allah’ın ulûhiyet kulları kapsamına girmezler. Çünkü kulun övülmesini gerektiren kulluk, kulun kendi iradesiyle yaptığı ulûhiyete yönelik kulluktur. Öbürlerinin Allah’ın rubûbiyetine yönelik olan kullukları ise zorunlu ve kaçınılmaz bir kulluktur ve bundan dolayı övülmelerini gerektiren bir şey yoktur. (Zira bu anlamda, canlı-cansız var olan her bir varlık Allah'ın kuludur.) “Gıyaben” buyruğunun “Rahmân’ın... vaat ettiği” buyruğuna yönelik olma ihtimali vardır. Bu takdirde anlam şöyle olur: Yüce Allah, bu kullarına Adn cennetlerini, onların görmedikleri ve tanık olmadıkları bir surette gıyaben vaat etmiştir. Onlar da bu cennete iman etmiş, gayb olmakla birlikte onu tasdik etmiş ve onu görmedikleri halde ona ulaşmak için çalışmışlardır. Görecek olsalardı elbette ki o cenneti isteyişleri daha ileri derecede olacak, ona rağbetleri daha büyük ve onun için çalışmaları da daha ileri derecede olacaktı! Bu manaya göre bu ifadede gayba imanları dolayısıyla övülmeleri söz konusudur ki fayda sağlayacak iman da budur. “Gıyaben” buyruğunun Yüce Allah’ın kullarına yönelik olma ihtimali de vardır. Yani Yüce Allah’a O’nu görmeksizin, gayb halinde ibadet eden kimseler, demektir. O’nu görmedikleri halde O’na ibadetleri bu şekilde olduğuna göre O’nu görecek olsalar elbette ki O’na ibadetleri daha çok olurdu. O’na yönelişleri daha büyük, sevgileri daha fazla, şevkleri daha ileri oludu. Yine anlamın şöyle olma ihtimali de vardır: Rahmân olan Allah’ın kullarına vaat etmiş olduğu bu cennetler, vasfedilerek anlatılamayacak ve Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilemeyeceği hususlar (gayb) arasındadır. Bunda da bu cennetlere teşvik, bu şekilde güzelce tanıtılmaları ile ruhların harekete geçirilmesi ve hareketsiz duran kimseleri bu cennete talip olmak için gayrete getirme söz konusudur. Buna göre buyruk, Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzer: “Kendilerine o işlediklerine mükâfaat olmak üzere gözleri aydınlatan ne nimetler saklandığını hiç kimse bilmez.” (es-Secde, 32/17) Bütün bu anlamlar doğrudur ve hepsi de geçerlidir. Ancak birinci ihtimal daha uygundur. Buna delil ise Yüce Allah’ın devamla şöyle buyurmasıdır: “O’nun vaadi muhakkak gerçekleşecektir.” Gerçekleşmesi kaçınılmazdır; zira Yüce Allah vaadinden caymaz ve O, sözleri en doğru olandır.
Ayet işlemleri