البقرة

Bakara Suresi

286 ayetMedeniCüz 1

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 259

    أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَـٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا ۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ ۖ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ ۖ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۖ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ ۖ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا ۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlaşılınca: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir," dedi.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 259

    259. Bu buyruklarda öldükten sonra dirilişe ve amellerin karşılığının görüleceğine dair âhiretten önce dünyada görülen somut iki büyük delil söz konusu edilmektedir. Bu delillerden birisini Yüce Allah -âyet-i kerimenin de delâletine ve sahih kabul edilen görüşe göre- öldükten sonra dirilişte şüphesi bulunan bir adam vasıtası ile gerçekleştirmiştir. Diğeri ise İbrahim vasıtası ile gerçekleştirilmiş bir delildir. Nitekim bundan önce tevhide dair delil de İbrahim vasıtası ile gerçekleştirilmişti. Âyetin söz konusu ettiği adam alabildiğine yıkılıp tahrip olmuş ve duvarları çatıları üzerine çökmüş bir kasabanın yanından geçiyordu. Bu kasabanın ahalisi ölmüş, mamur yerleri yıkılmış bulunuyordu. Bu adam şüphe ile ve uzak bir ihtimal görerek: “Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecek?” demişti. Yani burası bu halde iken böyle bir şey uzak bir ihtimaldir. Aynı durum -o anda kalbinde oluşan kanaate göre- diğer kasabalar için de geçerlidir. Yüce Allah bu kişiye rahmet ihsan etmeyi diledi ve insanlara da rahmet olmak üzere onu yüz yıllık bir süre ölü halde tuttu. Bu kişinin beraberinde bir de eşeği vardı. Eşeğini de onunla birlikte öldürdü. Beraberinde yiyecek ve içeceği bulunuyordu. Yüce Allah bu uzun süre boyunca yiyeceğini, içeceğini aynen muhafaza etti. Yüz yıl geçtikten sonra Allah onu diriltti ve: “Ne kadar kaldın?” dedi, o da: “Bir gün yahut günün bir kısmı kadar kaldım” diye cevap verdi. Bu cevap onun kanaatine göre idi. Yüce Allah ise: “Hayır, yüz yıl kaldın” dedi. Anlaşıldığı kadarı ile bu soru ve cevap bir peygamber vasıtası ile gerçekleştirilmiştir. Yine Yüce Allah gerek ona, gerekse de insanlara rahmetinin tamamlayıcı bir unsuru olarak gereği gibi kanaat sahibi olsun diye, bu mucizeyi gözleri ile ona gösterdi. Bu adam önce ölü iken daha sonra Allah’ın kendisini dirilttiğini anladıktan sonra ona: “İşte yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış.” Yani bu uzun süre boyunca olduğu gibi kalmış, denildi. Bu da Allah’ın kudretinin belgelerindendir. Çünkü özellikle müfessirlerin sözünü ettiğine göre bu yiyecek ve içecek meyve ve meyve suyu idi ki bunlar kısa zamanda bozulurlar. Yüce Allah ise bu yiyecek ve içeceği yüz yıl korudu. Yine bu adama: “Bir de merkebine bak” dedi. Merkebinin darmadağın ve kemiklerinin çürümüş olduğunu gördü. “(Şimdi) kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz.” Yani kemiklerin birini diğerinin yanına ekliyor, onları önceleri darmadağın ve un ufak iken birbirlerine bitiştiriyoruz. Bu bitiştirmekten “sonra da onlara et giydiriyoruz” ve sonra da onlara tekrar hayat veriyoruz. “Durum kendisine apaçık belli olunca” yani hiçbir şekilde şüphe ve tereddüde mahal olmayacak şekilde gözleriyle bunu görünce: “Biliyorum ki Allah her şeye kadirdir.” dedi. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın her şeye gücünün yettiğini itiraf ederek bütün insanlığa bir âyet (mucize ve delil) oldu. Çünkü insanlar onun ve merkebinin ölmüş olduğunu ve onun bu durumunu biliyorlardı. Sonra da bu büyük mucizeyi bizzat müşahade ettiler. İşte bu adam ile ilgili doğru görüş budur. Müfessirlerin birçoğunun bu kişinin bir mü’min yahut da bir peygamber -Uzeyr veya bir başkası- olduğuna dair görüşlerine ve bu kişinin: “Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecek!” şeklindeki sözünün “Bu kasaba önceleri tahrip olmuş iken nasıl bir daha mamur hale gelecek?” anlamında olduğuna, Yüce Allah’ın da ona tekrar bu kasabanın nasıl imar edildiğini göstermek ve bu süre zarfında buranın mamur hale dönerek insanların -daha önceleri yıkılmış ve tahrip edilmiş iken- tekrar buraya geri dönmek sureti ile burayı mamur hale nasıl getirdiklerini gösterdiği şeklindeki görüşlerine gelince, ayetin lafızlarında bu görüşün lehinde bir delil bulunmamaktadır. Aksine âyetteki lafızlar onun aksini göstermektedir. Ayrıca anlam da buna delil teşkil etmemektedir. Yıkılmış ve tahrip edilmiş şehirlerin yeniden imar edilmesinde (dirilişe dair) delil ve mucize olacak ne vardır? Çünkü bu duruma sürekli olarak tanık olunmaktadır. Kimi kasabalar ve meskenler imar edilirken kimileri tahrip olmaktadır. Asıl delil ve mucize, bu kişinin ölümünden sonra diriltilmesinde, merkebinin diriltilmesinde, yiyecek ve içeceğinin kokmaksızın ve değişmeksizin olduğu gibi muhafaza edilmesindedir. Diğer taraftan Yüce Allah’ın: “Durum kendisine apaçık belli olunca” buyruğu gerçeğin ancak, Yüce Allah’ın kudretinin kemaline delalet eden bu hali müşahade etmesinden sonra onun için açık seçik ortaya çıktığı hususunda gâyet sarih bir ifadedir.

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 259 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureÂl-i Imran Suresiآل عمران

Hata bildir

Daha fazla