البقرة
Bakara Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 27
ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَـٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ
Onlar, Allah ile yapılan sözleşmeyi kabul ettikten sonra bozan, Allah’ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 27
Daha sonra Yüce Allah, bu fasıkların niteliklerini belirterek şöyle buyurmaktadır:
27. “O (fasıklar) Allah’ın ahdini sağlamlaştırdıktan sonra bozarlar.” Bu buyruktaki “ahid” hem onlar ile Rab’leri arasında, hem de onlar ile diğer insanlar arasında olan ve bağlı kalmayı ağır sözlerle ve bağlayıcı hükümlerle pekiştirdikleri bütün ahitleri kapsamaktadır. İşte onlar bu ahitlere hiçbir şekilde aldırmazlar. Aksine onları bozarlar. Allah’ın emirlerini terk eder, yasaklarını çiğnerler. Kendileri ile diğer insanlar arasındaki ahitlere de riayet etmezler. “Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri koparırlar.” Bu buyruğun kapsamına da pek çok şey girmektedir. Şöyle ki Yüce Allah bizimle kendisi arasında iman bağını bağlı tutmayı ve ona ubudiyet vazifesini yerine getirmeyi emretmiştir. Bizimle Rasûlü arasında da Rasûlü’ne iman etmek, onu sevmek, saymak, onun haklarını yerine getirmek bağlarını, bizimle anne-baba, yakın akrabalar, dostlar ve diğer insanlar arasında da Allah’ın bağlı kalmamızı emretmiş olduğu sair hakları yerine getirmemizi emretmiştir. İşte mü’minler Allah’ın birleştirilmesini emretmiş olduğu bütün bu hakları birleştirir ve en mükemmel şekli ile bunları yerine getirmeye çalışırlar. Fasıklar ise bu bağları koparırlar, bunları arkalarına atarlar. Bunlara bağlı kalmak yerine fasıklığı, bu bağları koparmayı ve günahları işlemeyi tercih ederler. İşte yeryüzünde fesat çıkarmak da budur. “İşte onlar” yani bu nitelikleri taşıyanlar, dünyada da, âhirette de “zarara uğrayanların tâ kendileridir.” Zarara uğramayı, hüsranı onlara münhasır bir özellik olarak zikretmektedir. Çünkü onlar bütün halleri ile hüsrandadırlar. Kâr sağladıkları herhangi bir husus yoktur. Çünkü her bir salih amelin kabulü için iman şarttır. İmanı olmayanın ameli de olmaz. İşte bu hüsran, küfür hüsranıdır. Bütün insanları kuşatan ve kimi zaman küfür, kimi zaman masiyet, kimi zaman da bir müstehabı terk etmek şeklinde açığa çıkan hüsrana gelince bundan da Yüce Allah’ın: “Muhakkak insan, hüsrandadır” (el-Asr, 103/2) buyruğunda söz edilmektedir. Bu hüsrandan müstesna olanlar sadece iman, salih amel, karşılıklı olarak hakkı ve sabrı tavsiye etmek niteliklerine sahip kimselerdir. Hüsranın gerçek mahiyeti ise kulun, elde edebileceği ve imkânı dahilinde olan hayırları elden kaçırmasıdır.
Ayet işlemleri