الحج

Hac Suresi

78 ayetMedeniCüz 17

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 40

    ٱلَّذِينَ أُخْرِجُوا۟ مِن دِيَـٰرِهِم بِغَيْرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ۗ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّهُدِّمَتْ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَٰتٌ وَمَسَـٰجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا ٱسْمُ ٱللَّهِ كَثِيرًا ۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ

    Onlar sadece; “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkartılmışlardır. Eğer Allah’ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın isminin çokça anıldığı mescitler yıkılıp giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Muhakkak Allah güçlüdür, Azizdir.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 40

    40. Daha sonra Yüce Allah, onlara yapılan zulmün mahiyetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar ki yurtlarından haksız yere, sırf: “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için çıkarılmışlardır.” Düşmanlarının kendilerinden intikam almalarına sebep olan suçları(!), “Rabbimiz Allah’tır” demeleridir. İşte bu yüzden haksız yere eziyet ve işkencelere uğratılarak yurtlarından göçmek zorunda bırakıldılar. Evet suçları, Yüce Allah’ı tevhid etmeleri ve dinlerini Allah’a halis kılarak yalnız O’na ibadet etmeleri idi. Eğer bu bir günah ise onların günahı sadece bundan ibaretti. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.” (el-Buruc, 85/8) Bu, cihadın hikmetinin de delilidir. Zira cihaddan maksat, Allah’ın dininin uygulanması yahut da mü’minlere eziyet eden ve mü’minlere ilk önce saldıran kâfirlerin zulümlerine ve haksızlıklarına karşı mü’minleri savunmak, Allah’a ibadet etme ve açıkça dini hükümleri uygulama ortamını oluşturmaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile savmasaydı” kendi yolunda cihad edenler vasıtası ile kâfirlerin zararlarını önlemeseydi “elbette manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah’ın adının çokça anıldığı mescidler yerle bir edilirdi.” Kitap ehline mensup çeşitli kesimlere ait büyük ma’bedler, yahudilerin ve hristiyanların ma’bedleri, müslümanlara ait mescidler yıkılır giderdi. Halbuki oralarda namazlar kılınmakta, Allah’ın kitapları okunmakta, Allah’ın adı çeşitli şekillerde anılıp durmaktadır. Eğer Allah insanların bazısının zararını diğer bazısı ile önlemiş olmasaydı, kâfirler müslümanlara egemen olur, onların ma’bedlerini tahrip eder ve dinlerinden çevirmek için onlara işkence ederlerdi. İşte bu buyruk, cihadın saldırganların ve eziyet edenlerin geri püskürtülmesi, müminlerin onlara karşı savunulması için meşru kılındığının ve yine cihadın, bizatihi değil sağladığı faydalar dolayısıyla amaçlandığının delilidir. Aynı şekilde huzur içinde Allah’a ibadet edilen, mescidleri mamur olan ve dinin bütün şiarlarının uygulandığı ülkelerdeki bu halin, mücahidlerin fazilet ve bereketinin bir sonucu olduğuna bir delildir. Onlar sayesinde Yüce Allah, kâfirlerin zararını o ülkelerden uzaklaştırır. Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile savmasaydı yeryüzü muhakkak fesada uğrardı. Fakat Allah, âlemler üzerinde büyük bir lütuf sahibidir” (el-Bakara, 2/251) ğer denilirse ki şu anda müslümanların mescidlerinin mamur olduğunu, tahrib edilmediğini görüyoruz. Halbuki müslümanların pek çok bölgesinde küçük emirlikler yahut da düzensiz bir yönetim/hükümet bulunmaktadır ve çevrelerindeki kafirlerle savaşma güçleri de bulunmamaktadır. Hatta biz, o kafirlerin yönetimleri altındaki birtakım mescidlerin bile mamur olduğunu, o mescidlere gidip gelenlerin güven ve huzur içinde bulunduklarını görüyoruz. Halbuki o bölgelerdeki kâfir yöneticiler bu mescidleri yıkabilirlerdi. Yüce Allah ise insanların bazılarını diğer bazısı ile savmasaydı bu mabedlerin yıkılacağını bildirmektedir. Bizler ise herhangi bir savma göremiyoruz. evap: Böyle bir sorunun ve izahı gerektiren bu durumun cevabı da bu âyet-i kerimenin genel muhtevasına dahildir ve âyetin kapsamında yer alan hususlardan birisidir. Şöyle ki şu andaki devletlerin durumlarını ve düzenlerini bilen kimse görür ki onlar, yönetimi altında yaşayan, egemenliğinin sınırları içerisinde bulunan her bir ulus ve ırkı ülkesinin bir üyesi, bir parçası olarak kabul eder. Bu ulus, ister gücü ile yahut sayısı ile isterse de malı, bilgisi veya hizmetleri ile orada pay sahibi olsun, fark etmez. Yönetimler, bu ulusun dinî ve dünyevî maslahatlarını göz önünde bulundurur ve bunları göz önünde bulundurmayacak olursa düzeninin bozulacağından, bazı esaslarının yıkılacağından korkar. İşte bundan dolayı dini birtakım hususların yerine gelmesini sağlar, özellikle mescidleri korurlar. O nedele -Yüce Allah’a hamdolsun- mescidler, son derece düzenli ve tertiplidir. Hatta o büyük devletlerin başkentlerinde bile bunu görüyoruz. Bu devletler ve bağımsız yönetimler, yönetimleri altında bulunan müslüman vatandaşların isteklerini göz önünde bulundurarak bu hususlara dikkat ederler. Bununla birlikte hristiyan devletler arasında karşılıklı kıskançlık ve nefret de vardır ki Yüce Allah, Kıyamet gününe kadar bunun sürekli olacağını haber vermektedir. Bu sebeple kendisini savunmaya güç yetiremeyen müslüman bir yönetim, onların aralarındaki bu kıskançlık ve anlaşmazlık dolayısı ile pek çok zararlardan uzak kalabilmektedir. Onlardan herhangi bir devlet, bu müslümanların yönetimini diğer ülke himayesine alır korkusu ile ona kötülük etme gücünü kendinde bulamamaktadır. Bununla birlikte Yüce Allah’ın kullarına, Kitab-ı Keriminde vaat etmiş olduğu şekilde İslâm ve Müslümanların zaferlerini göstermesi de kaçınılmaz bir şeydir. Yüce Allah’a hamdolsun ki bu zaferin sebebleri de ortaya çıkmıştır. Çünkü müslümanlar, dinlerine geri dönmenin zorunlu olduğunun şuuruna sahip olmuşlardır. Böyle bir şuura sahip olmak ise o yolda çalışmanın başlangıcıdır. Yüce Allah’a hamdeder, O’ndan nimetini tamamlamasını niyaz ederiz. Bundan ötürü Yüce Allah, vakıaya da uygun olan doğru vaadinde: “Allah kendine/dinine yardım edene mutlaka yardım eder” buyurmaktadır. Yani, ihlâsla dinine yardıma koşup sonunda en yüce söz Allah’ın sözü olsun diye savaşan kimselere şüphesiz yardım eder. “Şüphesiz Allah çok güçlüdür, Azizdir.” O’nun gücü kemâl derecesindedir. O, kimsenin karşı koyamayacağı kadar güç ve izzet sahibidir. Bütün mahlukatı emrinin altına almıştır. Onların mukadderatı O’nun elindedir. Öyleyse ey müslümanlar! Müjde olsun sizlere ki sayımız ve teçhizatımız az olsa da buna karşılık düşmanlarımızın sayısı çok olsa da sizin dayanağınız, O güçlü ve Aziz olandır. Sizin bel bağladığınız, sizi de yaptıklarınızı da yaratandır. Öyleyse emrolunduğunuz sebepleri yerine getirin, gereğince amel edin, sonra da O’ndan size yardım etmesini isteyin. O, mutlaka size yardım edecektir: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a/dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınıza sebat verir.” (Muhammed, 47/7) Ey müslümanlar; artık imanın hakkını salih amelin gereğini yerine getirin. Çünkü “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaat etti ki: Onlardan öncekileri halife yaptığı gibi -andolsun- onları da yeryüzünde halife kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini hakim kılacak, önceki korkularını da güvene çevirecektir ki böylece onlar bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etsinler.” (en-Nûr, 24/25)

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 40 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureMüminun Suresiالمؤمنون

Hata bildir

Daha fazla