النور

Nur Suresi

64 ayetMedeniCüz 18

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 33

    وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَـٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا ۖ وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ ۚ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَـٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükatebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa; şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 33

    33. “Evlenme imkanı bulamayanlar da Allah, lütfundan kendilerine zenginlik verinceye kadar iffetlerini korusunlar.” Bu, nikâh imkânı bulamayanın hükmüdür. Yüce Allah, böylesine iffetli kalmayı yani haramdan uzak durup kendisini ondan uzak tutacak sebepleri yerine getirmesini emretmektedir. Kendisini harama düşürecek türden hatırına gelecek düşünceleri, haramı çağrıştıran hususları aklından uzaklaştırmak sûreti ile bu sebepleri yerine getirmelidir. Aynı şekilde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şu tavsiyesini de yapmalıdır: “Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yeten kimse evlensin. Evlenme gücü bulamayan kimse ise oruç tutmaya baksın. Çünkü oruç şehveti keser.” Yüce Allah’ın “evlenme imkanı bulamayanlar” buyruğu, fakirlikleri yahut velilerinin ve efendilerinin fakir olması veya onları evlendirmeyi kabul etmemeleri ve onların da onları bu işe zorlama güçlerinin bulunmadığından dolayı evlenme imkânı bulamayanlar, demektir. Ayete verilen bu mana, “nikâh için mehir bulamayanlar” şeklinde verilen manadan daha güzeldir. Çünkü bu manayı verenler, aslında muzâfun ileyh’i muzaf’ın yerine geçirmiş oluyorlar. Bunun ise iki mahzuru vardır: Birincisi, ifadede hazf olduğu kabul edilmiş olur ki ifadede aslolan hazfe gitmemektir. İkincisi, buyruğun anlamı, birisi malı ile zengin olma diğeri de olmama hali olmak üzere iki hale münhasır olur. O takdirde de bizim belirttiğimiz manadaki köleler ve cariyeler ile velisi tarafından evlendirilmesi gerekenler bu ifadenin dışında kalmış olur. “Allah lütfundan kendilerine zenginlik verinceye kadar” buyruğu da iffetini koruyan kimseleri Yüce Allah’ın zengin kılacağına ve kendilerine işlerinde kolaylık vereceğine dair bir vaattir. Ayrıca içinde bulundukları halin kendilerine zor ve ağır gelmemesi için de sıkıntıdan kurtulacakları vakti beklemeleri yönünde bir emirdir. “Sahip olduğunuz köle ve cariyeler arasından sizden mükâtebe isteyenler ile -eğer onlarda bir hayır görürseniz- mükatebe yapın.” Yani sizden mükâtebe talebinde bulunarak bir bedel karşılığı hürriyetini satın almak isteyen köle ve cariyelerin bu isteklerini kabul edin ve onlarla mükâtebe anlaşması yapın. Şu şartla ki mükâtebe talebinde bulunanlarda bedellerini kazanabileceklerine ve dinlerinde de salah sahibi olduklarına dair bilginiz olmalıdır. Çünkü mükatebede iki maslahat söz konusudur: Birisi kölenin azat olması ve hürriyetini kazanması, diğeri kendi hürriyetini satın almak maksadı ile efendisine vereceği bedeli kazanması. Belki bu yolla köle, mükâtebe süresi içerisinde köleliği boyunca elde edemeyeceği pek çok malı kazanabilir. Böylece köle pek büyük bir menfaat elde etmekle birlikte efendisinin de bu mükâtebeden dolayı herhangi bir zararı söz konusu olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah, ifadenin zahirinden anlaşıldığı üzere mükâtebe yapmayı farziyet ifade eden emir kipi ile dile getirmiştir. Bir diğer görüşe göre buradaki emir, müstehablık ifade eder. Ayrıca Yüce Allah mükatebe bedelleri konusunda onlara yardımcı olmayı da emretmektedir. Çünkü onların buna gerçekten ihtiyacı vardır. Zira onların hiçbir malları bulunmamaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin.” Bunun kapsamına mükâtebe yapan efendinin mükatebe bedeli olarak köleye bir şeyler vermesi yahut bedelden bir şeyler düşürmesi ve diğer insanlara da bu hususta kölere yardımcı olması girmektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, mükâteb kölelere zekâttan bir pay tahsis edilmesini emretmiştir. Ayrıca: “Allah’ın size verdiği maldan” buyruğu ile de bunun verilmesini teşvik etmiştir. Mal, Allah’ın malı olduğu gibi sizin elinizde bulunan mal da Allah’ın size bir bağışı, O’nun lütuf ve ihsanıdır. Bundan ötürü siz de -Allah size nasıl ihsanda bulundu ise- Allah’ın kullarına öylece iyilikte bulunun. Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığına göre köle, mükatebe talebinde bulunmayacak olursa efendisine kölesi ile mükâtebe yapması emredilmez. Aynı şekilde eğer efendisi kölesinde hayır olmadığını bilirse, mesela kölesinin herhangi bir kazanç kapısının olmadığını bilir ve bunun sonucunda insanlara bir yük olacağından korkarsa yahut da azat edildiği ve hürriyetine kavuştuğu takdirde fesat işleme imkânını bulacağını bilirse böyle bir efendiye bu türden olan kölesi ile mükatebe yapması emredilmez. Aksine sözü edilen sakıncalar dolayısı ile böyle bir mükatebe yasaklanır. aha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İffetlerini korumak isteyen cariyelerinizi” -çünkü ancak bu durumda cariyelerin fuhşa zorlanması düşünülebilir- “dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın.” Şâyet cariyenin kendisini zinadan korunmak istemiyor ise o takdirde o, hayasız bir fahişe demektir ki bu durumda da efendisinin onun bu tutumundan alıkoyması gerekir. Yüce Allah’ın böyle bir yasağı dile getirmesi, cahiliye döneminde bu tür bir uygulama bulunduğundan dolayıdır. Efendi, karşılığında ücret almak üzere cariyesini fuhşa zorlardı. Bundan dolayı Yüce Allah burada: “Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için” buyurmaktadır. Yani cariyeleriniz sizden daha hayırlı, zinadan kaçınmak hususunda sizden daha iffetli olursa onlara dünya hayatının azıcık bir menfaati için böyle bir baskı yapmanız size yakışmaz. Çünkü bu dünya menfaati, kısa bir sürede geçip gider. Ancak âhiret mükafatını ya da cezasını göz önünde bulundurmasak bile sırf sizin temizlik, iffet ve fazileti kazanmanız, elbette ki böyle bir rezillik ve aşağılığa yol açan azıcık dünya malını elde etmekten çok daha üstündür. Daha sonra Yüce Allah, böyle bir zorlamaya kalkışmış kimseleri tevbeye davet ederek şöyle buyurmaktadır: “Kim onları zorlarsa şüphe yok ki Allah, onların zorlanmalarından sonra çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir.” Böyle bir kimse, Yüce Allah’a tevbe etsin. Daha önce Allah’ı gazaplandıran türden olan bu işinden de kesinlikle vazgeçsin. Bunu yapacak olursa Allah, onun günahlarını bağışlar. O kendisini azaptan kurtarmak için nefsine acıdığı ve cariyesine de ona zarar verecek şeye onu zorlamayarak merhamet ettiği gibi Allah da ona merhamet buyuracaktır.

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 33 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureFurkan Suresiالفرقان

Hata bildir

Daha fazla