الفرقان
Furkan Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 6
قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
(Rasûlüm!) De ki: 'Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 6
6. “De ki: Onu göklerde ve yerde olan gizlilikleri bilen Allah indirmiştir.” Yani bu Kitabı ilmiyle göklerde ve yerde bulunan her bir şeyi, görüneni ve görünmeyeni, gizliyi ve açığı bilen indirmiştir. Bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak bu, âlemlerin Rabbinin indirdiğidir. Onu uyarıcılardan olasın diye kalbinin üzerine Ruhu’l-Emin indirdi.” (eş-Şuara, 192-194) Bu buyrukta onlara karşı getirilen delilin açıklaması şöyledir: Bu Kitabı indirenin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Dolayısıyla herhangi bir yaratılmışın bu Kur’ân-ı Kerîm’i uydurup Allah’a isnat etmesi ve Allah tarafından gönderilmediği halde: “Bu Allah’tandır”, demesi imkânsızdır. Buna dayanarak kendisine muhalefet edenlerin kanlarını ve mallarını helâl sayması, üstelik bunu Yüce Allah’ın kendisine emrettiğini iddia etmesine imkân yoktur. Çünkü Allah her şeyi bilir. Diğer taraftan O, bu kulunu desteklemekte ve düşmanlarına karşı ona yardım etmektedir. Onlara ve ülkelerine onu hakim kılmaktadır. Ona bu imkânları vermektedir. O halde bir kimsenin, Allah’ın ilmini inkâr etmedikçe bu Kur’ân-ı Kerîm’i inkâr etmesine imkân yoktur. Allah’ın ilmini ise Ademoğulları içinde materyalist (Dehri) filozoflar dışında inkâr eden hiçbir fırka yoktur. Aynı şekilde Yüce Allah’ın her şeyi kuşatan ilminin söz konusu edilmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’e dikkatlerini çekmekte ve onun üzerinde iyice düşünmeye teşvik etmektedir. Çünkü onlar, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde gereği gibi düşünecek olurlarsa orada Yüce Allah’ın ilminden ve hükümlerinden öyle şeyler görürler ki bunlar, o Kitabın ancak gizliyi de açığı da bilen Allah tarafından geldiğini onlara ispatlar. nların tevhid ve risaleti inkâr etmesine rağmen Allah'ın, onları zulümleriyle başbaşa bırakmaması da Allah’ın lütfunun bir tecellisidir. Aksine O, onları tevbeye ve kendisine dönüşe davet etmiş ve tevbe edip döndükleri takdirde de şu buyruğuyla mağfiret ve rahmet vaadinde bulunmuştur: “Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani O, günah ve suç işleyenleri mağfirete nail olmanın sebepleri olan masiyetlerinden dönüp tevbeyi yerine getirdiklerinde bağışlayıp affetme sıfatına sahiptir. Onlara karşı çok merhametlidir. Çünkü cezalandırılmaları gerektiren işleri yapmakla birlikte onları hemen cezalandırmaz ve masiyetlerden sonra tevbelerini kabul eder. Geçmiş günahlarını siler, iyiliklerini de kabul eder. Kendisinden kaçmış olanları, yüz çevirdikten sonra kendisine yönelenleri, itaatkârların ve kendisine dönenlerin makamına yüseltir.
Ayet işlemleri