النمل

Neml Suresi

93 ayetMekkiCüz 19

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 20

    وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ

    Kuşları denetledi ve: "Neden Hüdhüd'ü göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu? dedi.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 20

    20. “Kuşları teftiş etti.” Bu ifade, Süleyman aleyhisselam’ın azim ve kararlılığının kemaline, askerlerini güzel bir şekilde düzenlediğine, küçük büyük bütün işlerini bizzat kendisinin çekip çevirdiğine delildir. Öyle ki o, kuşları teftiş etme, hepsi huzurda mıdır yoksa onlardan gelmeyenler var mıdır diye durumlarını araştırma işini dahi ihmal etmiyordu. İşte âyetin bu buyruğunun ifade ettiği anlam budur. Burada “Süleyman aleyhisselam, su uzakta mıdır, yakında mıdır diye kendisine göstermesi için kuşların içinde hüdhüdü aradı” diyenler, herhangi bir gerçeği dile getirmiş değillerdir. Nitekim bunların iddiasına göre hüdhüd, yerin altındaki suyu görebiliyordu. Ama böyle bir görüşün doğruluğuna dair delil yoktur. Aksine akli ve lafzi delil, bu görüşün yanlış olduğuna delildir. Akli delil şudur: Normalde tecrübe ve müşahadeyle bilinen husus şudur ki bütün hayvanlar arasında böyle harikulade bir görüş kabiliyetine sahip bir hayvan yoktur. Onlar arasında yoğun yer katmanlarının altındaki suyu görebilen bir tür bulunmamaktadır. Böyle bir şey olsaydı şüphesiz Yüce Allah bunu da söz konusu ederdi. Çünkü bu da en büyük ilâhî delil ve mucizelerden birisi olurdu. Lafzi delile gelince eğer böyle bir mana kastedilmek istenseydi ayette şöyle buyurulması gerekirdi: “Süleyman susuz kalınca, kendisine suyun nerede olduğunu tespit etmesi için hüdhüdü aradı.” Yahut da “Hüdhüdün nerede olduğunu sordu” vb. Ancak Süleyman aleyhisselam’ın kuşları araştırmasının sebebi, onlardan kimin mevcut olduğunu, kimin bulunmadığını, kimin kendisine ayrılan yer ve konumu muhafaza ettiğini, kimin etmediğini görmekti. Aynı şekilde Süleyman aleyhisselam’ın, Hüdhüd’ün su bulmasına gerek duyacak kadar zaruret derecesinde suya muhtaç olması söz konusu değildir. Çünkü onun emrinde ne kadar derinde olursa olsun yeri kazıp su çıkartacak imkâna sahip şeytanlar ve ifritler vardı. Yüce Allah, gidiş ve geliş mesafesi bir aylık yol olan rüzgarı da emrine vermişti. Bütün bunlar varken su bulmak için hüdhüde nasıl ihtiyacı olabilirdi ki? efsirlerde bulunan ve yaygınlık kazanan bu tür açıklamalar, aslında İsrailoğullarından aktarılan dayanaksız nakillerdir. Bunları nakledenler, bu sözlerin doğru anlamlar ile çeliştiklerinden ve lafzi buyruklara mutabık olmadıklarından gafil olarak onları aktarmaktadır. Daha sonra da bu görüşler aktarılmaya devam etmiş ve sonra gelenler, önce gelenin naklini doğru kabul ederek nakledip durmuş ve nihâyet bunların doğru olduğu sanılır olmuştur. Böylece tefsirlerde bu gibi önemsiz ve değersiz görüşler yer almış oldu. Akıllı ve ince kavrayışlı bir kimse ise Cenab-ı Allah’ın, alimleriyle cahilleriyle bütün insanlara hitap etmek üzere gönderdiği, apaçık Arapça bir dil ile indirdiği bu Kur’ân-ı Kerîm’in manaları üzerinde tefekkür edip onları fasih Arapça konuşanların bildiği, Arap dilindeki malum lafızlara göre anlamalarını emrettiğini bilir. Böyle bir kimse, Allah Rasûlü dışındaki birinden nakledilmiş birtakım görüşlerle karşılaştığında onları, bu asli kaideye göre değerlendirir. Ona uygun düşerse kabul eder. Çünkü lafız, o manaya delâlet etmektedir. Şâyet bu nakledilen görüş, hem lafız, hem mana itibariyle yahut da sadece lafzı ya da manası itibariyle bu kaideye aykırı ise o görüşü reddeder, batıl olduğuna kesin hüküm verir. Çünkü o, nakledilen bu görüş ile çelişen temel bir bilgiye sahiptir. Bu da Kur’ân-ı Kerîm’in sözünden ve delâletinden anlaşılan manadır. üleyman aleyhisselam’ın kuşları araştırıp hüdhüdü bulamayışı, onun işlerin idaresini bizzat üstlenmekte kararlı olduğuna ve bu küçücük kuşun yokluğunu fark edecek kadar mükemmel dikkatine delildir. Bunun üzerine o şöyle demiştir: “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa o da mı kayıplara karıştı?” Yani benim o kuşu göremeyişimin sebebi, onun bu pek çok ümmetler arasında saklı kalmasından dolayı mıdır? Onu neden fark edemiyorum? Yoksa o, benden izinsiz ve benim emrimi almadan mı kayıplara karıştı. O vakit, hüdhüde kızıp onu tehdit ederek şunları söyledi:

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 20 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureKasas Suresiالقصص

Hata bildir

Daha fazla