الروم
Rum Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 7
يَعْلَمُونَ ظَـٰهِرًا مِّنَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ غَـٰفِلُونَ
Onlar dünya hayatından sadece dış görünüşü bilirler. Ahiretten ise gaflettedirler.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 7
7. Bu bilmeyen kimseler, eşyanın iç yüzlerini ve nihai âkıbetlerini bilmezler. Onlar ancak “dünya hayatının dış yüzünü bilirler.” Sebeplere bakar ve kendi görüşlerine göre var oluş sebepleri tahakkuk etmiş işlerin kesin olarak meydana geleceğini iddia ederler. Buna karşılık var olmalarını gerektirecek sebepleri görmedikleri işlerin, hiçbir şekilde meydana gelmeyeceğine inanırlar. Böylece sebeplerin ötesine geçemezler. Bu sebepleri yaratanın ve onlarda tasarruf edenin kudretine dikkate almazlar. “Ahiretten yana ise onlar tamamen gaflet içerisindedirler.” Bunların kalpleri, arzuları ve iradeleri yalnızca dünyaya, dünyevi arzu ve isteklere, dünyanın değersiz malına yönelmiştir. Bunun için çalışır, bunun için gayret ederler, buna yönelir, yapacaklarını bu uğurda yapar ve âhiretten gafil kalırlar. Bunların kalpleri, cenneti arzulamadığı gibi cehennem ateşinden de korkmaz. Allah’ın huzurunda durmaktan ve O’na kavuşmaktan yana da çekinmez. Bu ise bedbahtlığın açık bir alâmetidir, sebebi de âhiretten yana gafil olmaktır. Bu konuda hayret edilecek bir husus vardır ki o da şudur: Bu tür insanların büyük bir çoğunluğunun, dünyanın görünen yüzü hakkındaki zeka ve kavrayışları, akılları şaşırtacak, insanı dehşete düşürecek noktadadır. Bunlar atomla ve elektrikle ilgili öyle keşifler yapmış; kara, deniz ve hava taşıtları yönünde öyle ilerlemeler kaydetmiş bulunuyorlar ki bu hususta gerçekten üstünlük sağlamış ve öne geçmiş bulunuyorlar. Hatta kendi akıllarını kendileri de beğeniyor ve başkalarını Allah’ın kendilerini muktedir kıldığı şeylerden âciz kabul ediyorlar. O bakımdan başkalarına küçümseyici gözlerle bakıyorlar. Halbuki dinleri hususunda insanların en kavrayışsızları, en kıt akıllıları onlardır. Âhiret hususunda onlardan daha gafil hiç kimse yoktur. İşlerin akıbetlerini onlardan daha az bilen yoktur. Derin basiret sahipleri ise onların cahillikleri içerisinde şaşkınca dolaştıklarını, sapıklıkları içerisinde bocaladıklarını, batılları içinde gidip geldiklerini görmektedirler. Onların Allah’ı unuttuklarını, Allah'ın da kendilerine bizzat kendilerini unutturduğunu, böylece onların fasıkların ta kendileri olduklarını anlarlar. Yine onların Allah’ın kendilerine verdiği şeylere, kendilerini muktedir kıldığı dünya ve dünyanın zahiri ile ilgili ince fikirlere, diğer taraftan mahrum bulundukları ulvi akla bakarlar, bunu düşünürler ve emrin bütünü ile Allah’a ait olduğunu, kulları hakkında yalnız O’nun hüküm verdiğini, her şeyin O’nun muvaffak kılmasına veya yardımını esirgemesine bağlı olduğunu anlarlar. Rablerinden korkar ve kendilerine bağışlamış olduğu akıl ve iman nurunu tamamlamasını isterler ki O’na kavuşabilsinler ve O’nun himayesine girebilsinler. Bütün bu teknoloji ve ilerlemelerle birlikte iman da bulunsa ve bunlar iman temeli üzere kurulsa sonuç olarak çok üstün bir gelişme ve pek güzel bir hayat ortaya çıkar. Ancak bunların pek çoğu, Allah’ı inkâr temeli üzerine kurulduğu için onlar, ahlâkî düşüklükten, yok oluş ve tahribatın sebeplerinden başka bir sonuç vermemektedir.
Ayet işlemleri