لقمان
Lokman Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 27
وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَـٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَـٰتُ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Muhakkak Allah Azîzdir, Hakîmdir.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 27
27. Daha sonra Yüce Allah, kalpleri alabildiğine etkileyecek, akıllara durgunluk verecek, düşünceleri hayrete düşürecek, akıl ve basiret sahiplerinin onu öğrenmek için enine boyuna seyahat edecekleri bir açıklama ile kelâmının genişliğini ve sözlerinin azametini haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Eğer yeryüzünde bulunan tüm ağaçlar” kendileri ile yazı yazılacak “kalem ve denizler de ardından yedi deniz daha katılarak(mürekkep) olsaydı” şüphesiz bütün bu kalemler kırılıp tükenir ve bu mürekkep nihâyete ererdi, ama “yine de Allah’ın sözleri tükenmezdi.” Bu, gerçekle ilgisi bulunmayan mübalağalı bir ifade değildir. Aksine şanı yüce Rabbimiz, akılların kendi sıfatlarını kısmen dahi idrâk edemeyeceklerini, bununla birlikte kullarına kendisini tanıtmasının onlara ihsan ettiği nimetlerin en değerlisi, ulaşabildikleri en üstün şeref olduğunu, ama aynı zamanda O’nu layık-ı vechiyle tanımalarına da imkân olmadığını bilmektedir. Fakat tamamı elde edilemeyen bir şey, tamamen de terk edilmez. İşte bu bakımdan Yüce Allah, onların kalplerini aydınlatacak, göğüslerine genişlik verip rahatlatacak ve elde ettikleri bilgiyi elde edemediklerine delil göstermelerini sağlayacak şekilde sıfatlarının bir bölümüne bu şekilde dikkatlerini çekmiş bulunmaktadır. Ki böylelikle onlar da en faziletlileri ve Rabbini en iyi bilenlerinin söylediği gibi söylesinler: “Biz seni hakkıyla övemeyiz, Sen kendi zatını nasıl övmüşsen öylesindir.”[4] Yoksa durum onlar tarafından gereği gibi idrak edilebilmekten çok daha ileri ve çok daha büyüktür. Bu misal, kavrayışların ve zihinlerin ulaşmaya güç yetiremediği bir manayı nispeten anlaşılabilir bir ifade ile anlatma kabilindendir. Yoksa ağaçlar, belirtilen miktarın kat kat fazlası dahi olsa ve denizlere de kat kat fazlası ilave edilse yine bunların hepsinin -mahlûk olduklarından dolayı- sonlarının gelmesi ve bitip tükenmeleri tasavvur edilebilecek şeylerdir. Ama Yüce Allah’ın kelâmının bitip tükenmesi tasavvur dahi olunamaz. Hatta şer’î ve aklî delil, O’nun sözlerinin bitip tükenmesinin, sonunun gelmesinin söz konusu olmayacağını bize göstermiştir. Her bir şeyi yoktan var eden Yaratıcı ve O’nun sıfatları dışında her şey nihâyete erer: “Şüphesiz ki varış, Rabbine olacaktır.” (en-Necm, 53/42) Akıl, Yüce Allah’ın ilk oluşunun ve son oluşunun hakiki mahiyetini tasavvur etse şöyle bir durum ortaya çıkacaktır: Zihnin geçmiş zaman olarak varsaydığı her bir şeye dair bütün varsayım ve tahminler ne kadar geriye doğru uzanıp giderse gitsin hiç şüphesiz Yüce Allah, sonu tasavvur olunamayacak şekilde bütün bu varsayımlardan çok daha öncedir. Yine zihin ve akıl, gelecek zamanlara dair neyi varsaysa ve bu varsayım ve değerlendirmeler ne kadar uzayıp gitse, dili ve kalbi ile buna yardımcı olabilecek bütün yardımcılar da bu varsayıma katkıda bulunsa hiç şüphesiz Yüce Allah, sonu gelmemek üzere yine varsayılan o nihai gelecek zamanlardan sonra da ebediyyen var olacaktır. İşte Yüce Allah, bütün bu zamanlarda hüküm verir, söz söyler, buyurur, dilediğini dilediği zaman dilediği şekilde yapar. O’nun iradesini, söz ve fiillerini engelleyecek hiç bir güç yoktur. İşte akıl, bunları tasavvur edebildiği takdirde Yüce Allah’ın kelâmına dair vermiş olduğu bu örneğin, kulların bu sıfatın bir bölümünü idrâk etmeleri için olduğunu anlar. Yoksa işin gerçek mahiyeti, bundan daha büyük ve çok daha ileridir. Daha sonra Yüce Allah izzetinin celâlini ve hikmetinin kemalini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah Azizdir, Hakimdir.” Bütünü ile izzet (güç, kuvvet) yalnız O’nundur. Ulvi ve süfli âlemde ne kadar güç varsa mutlaka O’ndandır. Yaratıklara bu gücü veren O’dur. O’nun verdiği güç olmaksızın hiçbir varlık hiçbir şey yapamaz. O, izzeti ile bütün mahlukatı emri altına almış, onlarda tasarruf etmekte ve onların işlerini çekip çevirmektedir. Hikmeti ile de bütün yaratıkları yaratmış, hikmet ile onları var etmiştir ki sona erişleri de hikmetle olacaktır. Bütün bu varlıklardan gözetilen maksat da hikmettir. Aynı şekilde emirler ve yasaklar da hikmetle verilmiştir. Onlardan gözetilen nihai maksat da hikmettir. O halde O, bütün yaratmalarında ve emirlerinde hikmeti sonsuz olandır; “Hakîm”dir. Daha sonra kudretinin azamet ve kemâlini söz konusu etmekte ve aklın bunu tasavvur etmesinin imkânsız olduğunu ifade ederek şöyle buyurmaktadır:
Ayet işlemleri