النساء
Nisa Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 102
وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا۟ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا۟ فَلْيَكُونُوا۟ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا۟ فَلْيُصَلُّوا۟ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا۟ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ ۗ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا۟ أَسْلِحَتَكُمْ ۖ وَخُذُوا۟ حِذْرَكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
Sen (savaş meydanında) onların aralarında olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler;kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer yağmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir günah yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, Kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 102
102. “Sen aralarında bulunup onlara namaz kıldırdığında” yani onlar ile namazı kılarsan onu dosdoğru kılarsın ve namaz kılarken yerine getirilmesi gereken fiilleri sen de onlar da gereği gibi yerine getirir. Daha sonra Yüce Allah bunun nasıl olacağını şöyle açıklamaktadır: “Bir kısmı seninle birlikte namaza dursun.” Yani diğer bir kısmı da düşmanın karşısında dursun. Nitekim bundan sonra gelen ifadeler de buna deallet etmektedir. “Bunlar” yani seninle birlikte bulunanlar “secdeye vardıklarında”, secdeye varmaktan kasıt namazlarını tamamlamalarıdır. Namazın secde diye ifade edilmesi secdenin faziletine delalet etmesi, secdenin namazın rükünlarından biri hatta en büyük rüknü olduğuna dikkat çekilmesi içindir. “(diğerleri) arkanızda bulunsunlar. Namaz kılmamış olan diğer kısım” bunlar ise düşmanın karşısında duran kısımdır “gelsin seninle beraber namaz kılsınlar.” Bu, imamın birinci kısmın ayrılıp gitmesinden sonra ikinci kısmı beklemek üzere yerinde kalacağına delildir. Onlar geldiklerinde onlarla birlikte de namazının geri kalan kısmını kılar, sonra oturup namazlarını tamamlayıncaya kadar onları bekler ve onlarla birlikte selam verir. Korku namazının kılınış şekillerinden birisi budur. Zira bu namaz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den hepsi de caiz olan çeşitli şekillerde sahih olarak nakledilmiştir. Bu âyet-i kerime cemaatle namaz kılmanın farz olduğuna iki yönden delil olmaktadır: 1. Yüce Allah böyle zorlu bir halde, düşman korkusunun ileri derecede olduğu ve her an hücum etmelerinden çekinildiği bir halde bile cemaatle namaz kılmayı emretmektedir. Bu zorlu halde cemaati farz kıldığına göre güvenlik ve rahat içinde olunan hallerde bunun farz oluşu öncelikle söz konusudur. 2. Korku namazı kılanlar namaz için söz konusu olan pek çok şartı ve gerekli fiili terk ederler ve bu namazda başka namazlar için namazı bozan birçok fiil namazı bozmaz. Bu da ancak cemaatle namaz kılmanın farziyetinin pekiştirilmiş olmasını ifade eder. Zira farz ile müstehab arasında çatışma söz konusu olmaz. Şâyet cemaatle namaz kılmanın farziyeti söz konusu olmasaydı, cemaat dolayısı ile namazda bu gibi gerekli hususlar terk edilmezdi. Yine âyet-i kerime tek imam ile namaz kılmalarının daha uygun ve daha faziletli olduğuna delildir. Her ne kadar bu, birden çok imam tarafından kıldırılması halinde ihlal edilmeyecek bazı fiillerin ihlaline sebep teşkil etse de böyledir. Çünkü müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde bulunmaları ve dağılmamaları önemli bir husustur. Ayrıca böyle bir tutum düşmanlarının kalplerine daha bir heybet ve korku salar. Korku namazı esnasında Yüce Allah, silahların ve gerekli tedbirlerin alınmasını emretmektedir. Bu ise her ne kadar namazın bazı hallerini yerine getiremeyip bazı hareketleri ve başka şeylerle uğraşmayı gerektiriyor ise de bu, ağırlıklı bir maslahat dolayısı iledir. Bu da hem namazı ve cihadı bir arada yerine getirmek hem de müslümanlara zarar vermeyi, onlara ve eşyalarına bir defa da hücum yapmayı şiddetle arzulayan düşmanlara karşı tedbir almaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfirler siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafilken size ansızın bir baskın yapmayı arzu ederler.” Daha sonra Yüce Allah hastalık yahut yağmur gibi herhangi bir mazereti bulunan kimsenin silahını bırakmasında mazur görüleceğini belirtmekle birlikte tedbiri elden bırakmaması gerektiğine işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Eğer size yağmurdan dolayı bir zarar gelir yahut hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” Allah’ın kendi taraftarları olan mü’minlere, dininin yardımcıları olan muvahhidlere yönelik kâfirleri öldürmeleri, onlarla buldukları yerde savaşıp onları yakalamaları, muhasara altına almaları, her yol başında onların karşılarına dikilmeleri ve bütün hallerde onları korkutarak mü’minlere vermek istedikleri zararları -kısmen dahi olsa- gerçekleştirirler korkusu ile onlardan gaflete düşmemeleri şeklindeki emirleri de kâfirler için söz konusu olan alçaltıcı azabın bir parçasıdır. Yüce Allah’a mü’minlere lütfetmiş olduğu bu ihsanları, onları yardım ve direktifleri ile desteklemesi dolayısı ile en büyük hamd-ü senalar olsun. Mü’minler gerçekten bu direktifleri en mükemmel şekli ile izleyecek olurlarsa hiçbir sancakları yere düşmez, hiçbir düşman, hiçbir zaman onlara galip gelemez. Yüce Allah’ın: “Bunlar secdeye vardıklarında (diğerleri) arkanızda bulunsunlar” buyruğu bu kesimin, namazlarını cepheye dönmeden önce tamamlayacaklarına delildir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de selam vermeden önce diğer kesimi beklemek üzere yerinde kalır. Zira Allah, önce onunla birlikte namaz kılan kısmı zikredip, onların Peygamberle birlikte namaza duracaklarını haber vermiştir. Daha sonra Allah Rasûlü müstesnâ edilerek, fiil onlara izafe edilmektedir. Bu da bizim sözünü ettiğimiz hususa delalet olmaktadır. Yüce Allah’ın: “Namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar” buyruğunda da birinci kısmın namaz kılmış olduklarına delil vardır. Yine bunda ikinci kısmın, ilk rekâtlerinde gerçek manada imamla birlikte, ikinci rekâtte de hükmen onunla birlikte olmak üzere bütün namazlarını imamla birlikte kılacaklarına delil vardır. Bu da imamın onlar namazlarını bitirinceye kadar onları beklemesini sonra da onlarla birlikte selam vermesini gerektirmektedir. Buyruk üzerinde dikkatle düşünen kimse bunu açıkça anlayacaktır.
Ayet işlemleri