النساء
Nisa Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 113
وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ ۖ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ ۚ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ ۚ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا
Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 113
113. “Eğer üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı onlardan bir zümre seni saptırmayı niyetlenmişlerdi.” Bu âyet-i kerimelerin nüzul sebebi müfessirlerin naklettiklerine göre şudur: Bir hane halkı Medine’de hırsızlık yaptı. Onların hırsızlık yaptıkları ortaya çıkınca rezil rüsvay olmaktan korktular. Çaldıkları şeyi alıp bu işle hiçbir ilgisi bulunmayan birisinin evine bıraktılar. Hırsızlık yapan kişi yakınlarından yardım isteyerek Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gidip herkesin gözü önünde kendisinin bu işten uzak olduğunu ilan etmesini sağlamalarını istedi. Bunlar da gidip: Bizim adamımız, hırsızlık yapmamıştır, hırsızlık yapan kişi çalıntı olan mal evinde bulunan şahıstır, dediler. Hâlbuki o kişi suçsuzdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de asıl hırsızlık yapan kişinin suçsuz olduğunu ilan edecek oldu. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyet-i kerimeleri bu olayı açıklığa kavuşturmak, Rasûlünü de hainler adına davada bulunmaktan sakındırmak üzere indirdi. Çünkü haksız bir kimsenin savunulması sapıklıktandır. Sapıklık da iki türlüdür. Bilgide sapıklık ki bu hakkı bilmemektir, diğeri ise amelde sapıklıktır ki bu da olmaması gereken işi yapmaktır. Allah, Rasûlünü amellerdeki sapıklıktan koruduğu gibi, bu türdeki bir bilgi sapıklığından da muhafaza buyurmuştur. Ayrıca onların hile ve tuzaklarının, hile ve tuzak kuran herkesin durumunda olduğu gibi kendi başlarına döneceğini haber vererek: “Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar” buyurmuştur. Çünkü bu hile ve tuzaklar ile maksatlarına ulaşamamışlardır. Onlar ancak ziyan ve mahrumiyet, günah ve hüsran elde edebildiler. İşte bu, Allah’ın Rasûlüne büyük bir nimetidir ki bu nimet, hem olması gerekeni yapma muvaffakiyeti demek olan hayırlı amel nimetini, hem de haram olan her bir işten korunması nimetini ihtiva etmektedir. Daha sonra Yüce Allah Peygamberine ilim nimetini ihsan ettiğini söz konusu ederek: “Allah sana Kitabı ve hikmeti indirmiş…” buyurmaktadır. Yani O, senin üzerine bu Kur’ân-ı Azim’i ve içinde her bir şeyin açıklaması bulunan, öncekilerin ve sonrakilerin bilgisi olan Zikr-i Hakim’i indirmiştir. Buradaki Hikmet, ya sünneti seniyyedir ki selef-i salihinden bazı kimseler bu konuda şöyle demişlerdir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’ân-ı Kerîm indirildiği gibi sünnet de indirilirdi.” Yahut da hikmet; şeriatın hükümlerini bilmekten ayrı olarak, bunların sırlarının bilmek, her bir şeyi yerli yerine koymak ve her bir şeyi kendisine uygun olan sırada yerleştirmek demektir. “ve sana bilmediklerini öğretmiştir.” Bu da Yüce Allah’ın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e bütün öğrettiklerini kapsamaktadır. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberlikten önce Yüce Allah’ın şu buyruklarında ifade ettiği gibi idi: “Kitabın da imanın da ne olduğunu bilmezdin.” (eş-Şura, 42/52); “Şaşkınken seni doğru yola iletmedi mi?” (ed-Duhâ, 93/7) Daha sonra Yüce Allah ona vahyini indirdi, ona öğretti ve o, öyle bir kemal noktasına ulaştı ki öncekiler için de sonrakiler için de erişilmesi mümkün olmayacak ilmi bir makama yükseldi. O bakımdan kayıtsız ve şartsız olarak bütün yaratıkların en bilgini ve bütün yaratıklar arasında kemal sıfatlarını kendisinde en çok toplayan ve kemalin en ileri derecesine ulaşan o olmuştur. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah: “Allah’ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür” buyurmaktadır. Allah’ın, Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerindeki lütfu, bütün yaratıklar üzerindeki lütfundan daha büyüktür. Allah’ın ona ihsan ettiği lütuf çeşitlerinin dökümünün yapılması mümkün değildir ve böyle bir şeyin gerçekleşebilmesi de söz konusu olamaz.
Ayet işlemleri