النساء

Nisa Suresi

176 ayetMedeniCüz 4

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 37

    ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    Onlar, cimrilik ederler ve de herkese cimriliği tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 36 - 37

    36. Şanı Yüce Allah, kullarına hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca kendisine ibâdet etmelerini emretmektedir. O’na ibâdet ise adeta O’nun köleliği altına girmek, zahiri ve batıni bütün ibâdetlerde ihlâsla, zilletle ve sevgiyle O’nun emir ve yasaklarına boyun eğmektir. Yine Yüce Allah küçük olsun, büyük olsun kendisine şirk koşmayı yasakladığı gibi, kişiye hiçbir fayda sağlayamayan, ondan hiçbir zararı önleyemeyen, ölüme, hayata ve öldükten sonra diriltme imkânına sahip bulunmayan varlıkları, ister melek olsun, ister peygamber olsun, ister veli olsun herhangi bir şeyin kendisine şirk koşulmasını da yasaklamaktadır. Kulların tek tek yerine getirmekle yükümlü oldukları ilk görev, mutlak kemale bütün yönleri ile sahip olan, tam ve mükemmel şekli ile kâinatı idare eden, hiç kimse kendisine ortak olmayan ve bu konuda kimsenin yardımına muhtaç olmayan zata ihlâsla ibâdet etmektir. Yüce Allah kendisine ibâdeti ve hakkını yerine getirmeyi emrettikten sonra, yakınlık sırasına göre kullarının haklarını yerine getirmeyi emretmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Ana babaya” güzel sözlerle, nazik hitaplarla, güzel davranışlarla, emirlerine itaatle, yasaklarından uzak durmakla, onlara harcamada bulunarak nafakalarını sağlamakla, onlarla alakası bulunanlara ikramda bulunmakla ve ancak kendileri vasıtası ile söz konusu olan akrabalık bağlarını gözetmek sureti ile onlara iyi davranın. İyi davranmanın (ihsanın) zıttı olan iki şey vardır: kötü davranmak ve iyi davranmamak ki her ikisi de yasaktır. “Akrabaya” da iyi davranmak gerekir. Bu yakın ya da uzak olsunlar bütün akrabalara sözlü ve fiili olarak iyilikte bulunmayı ve akrabalık bağını söz ya da davranış ile kesmemeyi gerektirmektedir. “Yetimlere” yani küçükken babalarını kaybetmiş kimselere de iyilik yapın. Bunlar akraba olsunlar ya da olmasınlar, müslümanlar tarafından bakılmaya, kendilerine iyilikte bulunulmaya, gönüllerinin hoş edilmesine, güzel bir şekilde eğitilmeye, din ve dünya ile ilgili maslahatlarında en güzel şekilde terbiye edilmeye hak sahibidirler. “Yoksullar” ihtiyacın ve fakirliğin kendilerini hareketsiz bıraktığı, yeterli ihtiyaçlarını elde edemeyen, bakmakla görevli oldukları kimselerin ihtiyaçlarını karşılayamayan kimselerdir. Yüce Allah bunların ihtiyaçlarını görmek, eksiklerini gidermek, bu konuda teşvikte bulunmak ve mümkün olanı da yerine getirmek sureti ile onlara iyilikte bulunmayı emretmektedir. “Yakın komşuya” yani hem komşuluk hakkı hem akrabalık hakkı olmak üzere iki hak sahibi bulunan komşunuza iyi davranın. Böyle bir komşunun, komşusu üzerinde örfe raci olmak üzere iyilikte bulunulma hakkı vardır. “ve uzak komşuya” yani akrabalık hakkı bulunmayan komşunuza iyilikte bulunun. Kapısı ne kadar yakın ise komşunun hakkı, o kadar güçlüdür. O bakımdan kulun, komşusunu hediye, sadaka, davet, söz ve davranışlarla nazik davranmak, söz ve davranışla ona eziyette bulunmamak suretiyle gözetmesi gerekir. “Yanınızdaki arkadaşa” bundan kastın yol arkadaşı olduğu söylendiği gibi hanım olduğu da söylenmiştir. Mutlak olarak bütün arkadaşlardır diyenler de olmuştur ki bunun daha uygun olma ihtimali vardır. Çünkü bu ifade, hem ikamet hem yolculuk halinde bulunan arkadaşı kapsadığı gibi hanımı da kapsar. Arkadaşın, arkadaşına karşı müslümanlık hakkından başka, din ve dünya işlerinde ona yardımcı olmak, ona samimiyetle nasihat edip iyiliğini istemek, kolaylık ve zorlukta, hoşa giden ve gitmeyen hallerde ona vefalı olmak gibi hakları vardır. Yine kendisi için sevdiği şeyi arkadaşı için de sevmeli, kendisi adına hoşlanmadığı şeylerden arkadaşı adına da hoşlanmamalıdır. Arkadaşlık ne kadar ileri ise hak da o kadar güçlü ve o kadar ileri olur. “Yolda kalmışa” bu, muhtaç olsun ya da olmasın yabancı olduğu bir beldede (gurbette) bulunan yabancı kimsedir. Bunun da ihtiyacının ileri derecede olması, yurdundan uzakta bulunması sebebi ile müslümanlar üzerinde hakları vardır: Gitmek istediği yere onu ulaştırmak yahut maksatlarını kısmen de olsa gerçekleştirmesine yardımcı olmak, ona ikramda bulunmak ve arkadaş olmak vb. gibi “Ellerinizin altında bulunanlara” yani ister insan, ister hayvan olsun elleriniz altında bulunanların yeterli şekilde ihtiyaçlarını karşılamak, ağır gelecek şeyleri onlara yüklememek, yüklediğiniz takdirde onlara yardımcı olmak ve maslahatlarına uygun şekilde onları terbiye etmek sureti ile “iyilik edin.” Kim bütün bu emrolunan hususları yerine getirecek olursa işte o Rabbine itaat eden, Allah’ın kullarına karşı da alçak gönüllü davranan, Allah’ın emir ve şeriatına bağlı olan bir kimsedir. Böyle bir kimse pek büyük bir mükâfata ve çok güzel övgülere hak kazanır. Bunu gereği gibi yerine getirmeyen kimse ise Rabbinden yüz çeviren, emirlerine bağlı olmayan, insanlara karşı da alçak gönüllü davranmayan bir kimsedir. Aksine böyle bir kimse Allah’ın kullarına karşı büyüklenen, kendisini beğenen ve kendi sözleri ile böbürlenen bir kimsedir. İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah büyüklenip” kendisini beğenip insanlara karşı büyüklük taslayan “böbürlenenleri” Allah’ın kullarına karşı şımararak, pnları küçük görerek kendisini övüp durap kimseleri “sevmez.” İşte bu gibi kimselerin büyüklenip böbürlenmeleri, söz konusu hakları gereği gibi yerine getirmelerine engel olur. Bundan dolayı Yüce Allah onları şöylece yermektedir: 37. “Onlar hem” yerine getirmeleri gereken hakları yerine getirmeyerek “kendileri cimrilik ederler, hem de insanlara” söz ve davranışları ile “cimriliği emrederler ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiğini” kendisi vasıtası ile sapmışların hidâyet bulduğu ve cahillerin doğru yolu gördükleri ilmi “gizlerler.” Bu cimriler ilmi sapkın ve cahillerden gizlerken, onlara hakkı görmelerine engel teşkil edecek batılı açıklarlar. Böylelikle hem malda ve ilimde cimriliği, hem de gerek kendilerinin hüsrana uğraması, gerek başkalarının ziyana uğraması için çalışıp çabalamayı bir arada işlemiş olurlar. İşte bu da kâfirlerin nitelikleridir. Bundan dolayı Yüce Allah: “Biz kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” buyurmuştur. Yani Allah’ın kullarına karşı büyüklenmeleri, Allah’ın haklarını yerine getirmemeleri, cimrilik yapmaları ve hidâyeti bulma konusunda başkalarına engel olmalarından dolayı Allah can yakıcı bir azap ve sürekli bir aşağılanma ile onları hakir kılmıştır. Allahım, her türlü kötülükten sana sığınırız. Daha sonra Yüce Allah riyakarlık yaparak, başkalarının işitmesi niyetiyle yapıklan ve Allah’a imandan kaynaklanmayan infaklar hakkında şöyle buyurmaktadır:

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 37 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureMaide Suresiالمائدة

Hata bildir

Daha fazla