غافر
Mümin Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 7
ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Şu Arşı yüklenenler ve etrafında bulunanlar Rablerini hamt ile tesbih ederler. Ona iman ederler, Müminlere de mağfiret dilerler. “Rabbimiz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edenlere ve senin yolunu izleyenlere mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 7
7. Yüce Allah, mü’min kullarına olan kemal derecesindeki lütfunu ve onların mutlulukları için hazırlamış olduğu sebepleri haber vermektedir. Bu sebeplerin bir bölümü, onların kudretleri dışındadır. Mukarreb meleklerin onlar için mağfiret dilemeleri, onlara din ve âhiretlerinin salâh bulması için dua etmeleri, kudretleri dışındaki sebeplerdendir. Bu buyruklarda zımnen Arş’ı taşıyanların ve onun etrafında bulunanların şereflerini, Rablerine olan yakınlıklarını, O’na çokça ibadet etmelerini, Allah'ın kullarının iyiliklerini samimi olarak istediklerini -zira Allah’ın onların bu tutumlarını sevdiğini bilmektedirler- haber verilmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Arş’ı” yani Rahman’ın Arşı “taşıyanlar” ki o, bütün mahlukatın tavanı durumundadır, gökleri, yeri ve Kürsi’yi kuşatır, mahlukatın en büyüğü, en genişi, en güzeli ve Yüce Allah’a en yakını olandır. Bu melekleri Yüce Allah, bu yüce Arşını taşımakla görevlendirmiştir. Şüphesiz ki bu melekler, meleklerin en büyükleri, en azametlileri ve en güçlüleridir. Yüce Allah’ın onları Arşını taşımak için seçmiş olması, öncelikle onları zikretmesi ve O’na yakın olmaları, melek türünün en faziletlileri olduklarına delildir. Onlara selam olsun. Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “O gün üstlerinde bulunan sekiz melek, Rabbinin Arşını taşır.” (el-Hâkka, 69/17) “Ve etrafında bulunanlar” mevki ve fazilet itibari ile oldukça yakınlaştırılmış (mukarreb) melekler “Rablerini hamd ile tesbih ederler.” Bu, onlara bir övgüdür. Yüce Allah’a çokça ibadet ettikleri, özellikle de tesbih (subhânallah) ve tahmîd (el-hamdulillah) dedikleri belirtilmektedir. Diğer ibadetler ise Yüce Allah’ın tesbih ve tahmîd’i kapsamındadır. Çünkü bunlar kulun, ibadeti Allah’tan başkasına yöneltmekten O’nu tenzih ettiğini ve hamdin yalnızca Yüce Allah’a ait olduğunu ifade eder. Hatta hamd Yüce Allah’a ibadetin ta kendisidir. Kulun “سبحان الله وبحمده” demesi de bunun kapsamına girer ve bu da ibadetler arasında yer alır. “O’na iman ederler, ve mü’minler için de mağfiret dilerler.” Bu, imanın faydaları ve pek büyük faziletleri arasında yer alır. Zira hiçbir günahları bulunmayan melekler, iman ehli için mağfiret dilemektedirler. Mümin bir kimse, imanı sebebi ile bu pek büyük fazilete nail olur. Mağfiretin birtakım gerekleri vardır ki bunlar olmaksızın o, tamamlanmaz. Bu gerekler ise pek çok kimsenin ilk anda hatırına geldiği gibi mağfiret dilemenin nihai gayesinin, sadece günahların bağışlanması olduğu şeklinde değildir. İşte Yüce Allah, meleklerin kendisinden mağfiret dileyişlerini kendisi olmaksızın tamamlanması söz konusu olmayan bu vasıflarla birlikte şöyle zikretmektedir: “Rabbimiz, rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır.” Senin ilmin her şeyi kuşatmış bulunuyor. Hiçbir şey Senin için gizli değildir. Yerde olsun, göklerde olsun zerre miktarı kadar -hatta ister bundan küçük, ister bundan büyük olsun- bir şey dahi Senin bilginin dışında değildir. Rahmetin de her şeyi kuşatmış bulunuyor. Ulvi ve süfli âlemi ile bütün kâinat, Yüce Allah’ın rahmeti ile dolup taşmaktadır. Onların hepsini bu rahmet kuşatmış bulunmaktadır. O, neyi yaratmışsa ona mutlaka rahmeti de ulaşmıştır. O halde şirk ve masiyetlerden “tevbe edenlere ve” seni tevhid etme ve Sana itaat etme konusunda peygamberlerine uymak suretiyle “senin yolunu izleyenlere mağfiret buyur ve onları cehennem azabından!” Yani hem bizzat bu azabın kendisinden, hem de bu azabın sebeplerinden “koru!”
Ayet işlemleri