الشورى

Şura Suresi

53 ayetMekkiCüz 25

Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel

Okuma ayarları

Tecvit renk rehberi

Kurallar renklerin yanında adlar, örnekler ve farklı alt çizgi biçimleriyle belirtilir. Örnekler yayımlanan Kur’an metninden alınmıştır.

Gunne
وَمِمَّا2:3
İhfa
يُنفِقُونَ2:3
İdgam
هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ2:2
İklab
أَلِيمٌۢ بِمَا2:10
Kalkale
رَزَقْنَـٰهُمْ2:3
Med: 2 hareke
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Med: 2, 4 veya 6 hareke
ٱلرَّحِيمِ1:1
Med: 4 veya 5 hareke
بِمَآ2:4
Med: 6 hareke
ٱلضَّآلِّينَ1:7
Vasıl hemzesi
ٱللَّهِ1:1
Şemsî lam
ٱلرَّحْمَـٰنِ1:1
Okunmayan harfler
ٱلصَّلَوٰةَ2:3

Tajweed annotations: cpfair/quran-tajweed (CC BY 4.0), built from ReciteQuran.com and the Dar al-Maarifah tajweed masahif; offsets adapted to the current Tanzil text.

Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com

  1. 13

    ۞ شَرَعَ لَكُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِۦ نُوحًا وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِۦٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰٓ ۖ أَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا۟ فِيهِ ۚ كَبُرَ عَلَى ٱلْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ ۚ ٱللَّهُ يَجْتَبِىٓ إِلَيْهِ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ

    O “dini dosdoğru tutun, onda ayrılığa düşmeyin” diye dinden Nûh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Mûsâ ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi size de şeriat yaptı. Senin onları kendisine davet ettiğin şey, müşriklere büyük geldi. Allah dilediği kimseyi buna seçer ve döneni buna hidayet eder.

    Sa’dî tefsiri (Türkçe)

    Kapsadığı ayetler: 13

    13. Bu, Yüce Allah’ın kullarına ihsan ettiği en büyük lütuflarındandır. Çünkü onlara dinlerin en hayırlısını, en üstün, en temiz ve en güzelini şeriat yapmıştır ki o, İslâm dinidir. Allah, bu dini kullarından seçkin olan kimselere din olarak belirlemiştir. Hatta bu dini Allah, seçkinlerin seçkinlerine, hayırlıların en hayırlılarına vermiştir. Bunlar ise bu âyet-i kerimede adı anılan ve derece itibari ile insanların en üstünleri, her bakımdan en mükemmelleri olan ulu’l-azm peygamberlerdir. Allah’ın onlara şeriat yaptığı dinin de onların hallerine uygun ve kemallerine denk olması kaçınılmaz bir şeydir. Hatta Yüce Allah, bu dinin gereklerini yerine getirdikleri için onları kemale erdirmiş ve seçmiştir. Zira İslâm dini olmasa idi hiçbir insan yücelmezdi. Çünkü İslâm, saadetin ruhudur. Olgunlaşmanın belkemiğidir. İşte o, bu Kitab-ı Kerimin de muhtevasıdır. Bu Kitabın kendisine davet ettiği tevhid, salih ameller, ahlâk ve adabdır. İşte bu nedenle devamla şöyle buyrulmaktadır: “Dini dosdoğru uygulayın” yani Allah, dinin inanç esasları olsun, fer’î hükümleri olsun şeriatının tümünü dimdik ayakta tutun, uygulayın diye size emir vermiştir. Onu bizzat kendiniz uygulayarak, başkalarına da uygulamaya çalışarak, iyilik ve takvâ üzere yardımlaşarak, günah ve haksızlık üzere yardımlaşmaktan da kaçınarak onu uygulamaya gayret edin. “Ve onda ayrılığa düşmeyin.” Bu dinin aslî ve fer’î hükümleri üzerinde ittifak edin. Dininizin esası üzerinde ittifak etmekle birlikte, çeşitli meselelerin sizi birbirinize düşmanlık edecek şekilde ayırmamasına, sizleri gruplara ve hiziplere bölmemesine dikkat edin. Din üzere bir araya gelip onun hakkında ayrılığa düşmeme çeşitlerinden birisi de Şâri’nin emretmiş olduğu genel toplantılardır. Hac, bayram, cuma, beş vakit namaz, cihad vb. gibi ancak bir araya gelmek ve ayrılığa düşmemek sureti ile tam ve kâmil olarak uygulanabilen ibadetler bu kabildendir. “Senin müşrikleri kendisine davet ettiğin (tevhid), onlara ağır geldi.” Yani bu, onlara çok ağır geldi. Çünkü sen, onları yalnızca Allah’a ihlâsla yönelmeye davet ettin. Nitekim Yüce Allah, böyleleri hakkında şöyle buyurmaktadır: “Allah tek başına anıldığında âhirete inanmayanların kalpleri nefretle dolar. O’nun dışındakiler anıldığında ise hemen yüzleri güler.” (ez-Zümer, 39/45) Yine Yüce Allah onların: “Acaba o bunca ilâhı tek bir ilâh mı yaptı? Muhakkak bu çok şaşılacak bir şeydir” (Sâd, 38/5) dediklerini bize nakletmektedir. “Allah o (tevhide) dilediği kimseyi seçer.” Yani yaratıkları arasından risaletine ve kendisine dost olmaya layık olduğunu bildiği kimseleri seçer. Bu kabilden olmak üzere O, bu ümmeti seçmiş, diğer ümmetlere üstün kılmış, en hayırlı ve en üstün dini de bu ümmet için beğenip tercih etmiştir. “ve kendisine yöneleni de hidâyet erdirir.” İşte kulun gerçekleştireceği bu sebep sayesinde kul, Yüce Allah’ın hidâyetine ulaşır. Bu sebep ise kulun Rabbine yönelmesi, kalbinin O’na bağlanması ve O’nun rızasını maksat olarak gözetmesidir. Kul, güzel maksadının yanı sıra hidâyeti aramakta gayretini ortaya koyarsa bu, hidâyete ulaşmasının kolaylaştırılmasını sağlayan sebeplerden biri olur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah onunla rızasına uyanları selâmet yollarına iletir.” (el-Mâide, 5/16) Bu âyet-i kerimede yer alan: “ve kendisine yöneleni de hidâyet erdirir” buyruğu ile “Sen Bana yönelenlerin yoluna uy!” (Lokman, 31/15) buyruğu, ayrıca ashab-ı kiramın hali ve onların Yüce Allah’a çokça yönelen kimseler oluşu bir arada değerlendirildiğinde bu, onların özellikle de Râşid Halifelerin -Allah hepsinden razı olsun- söyledikleri sözlerin delil olduğunu ifade etmektedir.

    Sa’dî tefsiri, Türkçe v1.0.0, QuranEnc.com

    Ayet işlemleri
    Ayet sayfasını aç 13 Tilavetimi kontrol et: Deneysel
    Özel not

Tefsir

Sonraki sureZuhruf Suresiالزخرف

Hata bildir

Daha fazla