الحشر
Hasr Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 10
وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلْإِيمَـٰنِ وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Onlardan sonra gelenler de: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla! Kalbimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin." derler.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 10
10. Zikri geçen bu iki faziletli ve üstün sınıf, sahabe-i kiramdır ve önderlerdir. Bunlar öne geçmiş, pek çok faziletlere sahip olmuşlardır. Bunlar vasıtası ile kendilerinden sonra gelenleri geçmişler, kendilerinden öncekilere de yetişmişlerdir. Bu sebeple onlar, mü’minlerin en ileri gelenleri, müslümanların efendileri ve takvâ sahiplerinin liderleridirler. Onlardan sonra gelen kimselerin onların arkasından yürümeleri ve onların hidâyetlerini takip etmeleri fazilet olarak onlara yeter. Bundan dolayı Yüce Allah, sonradan gelenler arasından onların izinden gidenleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlardan” Muhacir ve Ensardan “sonra gelenler” hem kendilerinin hem diğer mü’minlerin iyiliklerini isteyerek “derler ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” Bu, önceden iman etmiş olan ashabı kiramı, onlardan öncekileri ve onlardan sonrakilerini içeren bütün mü’minleri kapsayan bir duadır. Bu da imanın faziletlerinden birisidir. Şöyle ki mü’minler birbirlerinden yararlanırlar ve aralarındaki iman ortaklığı dolayısı ile birbirlerine dua ederler ki bu iman da mü’minler arasındaki kardeşliğin sebebidir. Bu kardeşliğin bir parçası da birbirlerine dua etmeleri ve birbirlerini sevmeleridir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu dualarında kalplerinden azı ile çoğu ile her türlü kinin giderilmesini istediklerini zikretmektedir. Kin kalpten giderilecek olursa, onun zıddı yerleşir ki bu da mü’minler arasındaki sevgi, dostluk, dayanışma, samimi olarak onların iyiliğini isteme vb. gibi mü’minlerin haklarından olan hususları ihtiva eder. Yüce Allah, ashab-ı kiramdan sonra gelen bu dua sahiplerini de iman sahibi olmakla nitelendirmektedir. Çünkü onların: “Ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi” ifadeleri, imanda onların da onlara ortak olduklarına, ashab-ı kirama iman ve itikad esaslarında tabi olduklarına delildir. Bunlar da bu niteliğin tam anlamı ile ancak kendileri hakkında söz konusu olduğu ehl-i sünnet ve’l-cemaattir. Onların bir diğer vasfı ise günahlarını itiraf etmek, bunlardan dolayı Allah’tan bağışlanma dilemek, birbirleri için de af ve mağfiret istemek, mü’min kardeşlerine karşı kalplerindeki kin ve olumsuz duyguları izale etmek için çalışmaktır. Çünkü onların bu şekilde dua etmeleri sözünü ettiğimiz hususları gerektirmekte ve birbirlerini sevdiklerini ifade etmektedir. Yine onların her birinin kendisi için istediğini kardeşi için de istediğini, yanında olsun, gıyabında olsun, hayatta iken veya ölümünden sonra olsun mü’min kardeşinin iyiliğini istediğini de ifade etmektedir. Yine bu ayet-i kerime bu sayılanların, mü’minlerin birbirlerine karşı hakları arasında yer aldığını da göstermektedir. Daha sonra mü’minler, bu dualarını Yüce Allah’ın rahmetinin kemâline, O’nun mü’minlere olan lütuf, ihsan ve şefkatinin ileri derecesine delil teşkil eden iki güzel ismiyle sona erdirmektedirler. Allah’ın onlar üzerindeki rahmet ve ihsanının bir tecellisi hatta en üstün şekli de onlara gerek kendisine karşı gerek diğer kullarına karşı yerine getirmeleri gereken hakları yerine getirme tevfikini ihsan etmiş olmasıdır. İşte bu üç sınıf, bu ümmetin sınıflarını oluşturur. Bunlar fey’in, İslâm’ın maslahatlarına dönük olan harcama yerlerini teşkil eden ve fey’e de layık olan kimselerdir. Allah lütuf ve ihsanı ile bizleri de bu sınıflardan kılsın.
Ayet işlemleri