الحشر
Hasr Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 7
مَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ كَىْ لَا يَكُونَ دُولَةًۢ بَيْنَ ٱلْأَغْنِيَآءِ مِنكُمْ ۚ وَمَآ ءَاتَىٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَىٰكُمْ عَنْهُ فَٱنتَهُوا۟ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
Allah’ın (fethedilen) kasaba halkından (alınarak) Peygamberine verdiği fey Allah'a, Rasûle, onunla yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Böylece (bu mallar) sizden zengin olanlar arasında dönüp dolaşan bir (mal) olmasın. Rasûl size ne verdiyse, onu alın ve sizi neyden sakındırmışsa ondan kaçının. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah, azabı pek şiddetli olandır.
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 7
7. “Allah’ın” genel olarak ister Allah Rasûlü zamanında olsun, ister ondan sonra ümmetinden yönetim görevini üstlenen kimseler vasıtası ile olsun “ülkeler ahalisinden Rasûlüne verdiği fey/ganimet; Allah’a, Peygambere, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aitir.” Bu âyet-i kerime Enfâl Sûresi’nde yer alan Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir: "Eğer Allah’a Furkan günü olan, o iki ordunun birbirleri ile karşılaştıkları günde kulumuza indirdiğimize inanmışsanız bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Rasûlüne, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.” (el-Enfâl, 8/41) Burada sözü edilen fey’ beşe bölünür: Allah’a ve Rasûlüne ait olan beşte bir, müslümanların genel maslahatlarına harcanır. Bir beşte bir “akrabalara” yani Haşimoğulları ile Muttaliboğullarına -var olmaları halinde- verilir. Bu hususta erkeklerine de kadınlarına da eşit pay verilir. Burada Haşimoğulları ile birlikte Muttaliboğullarının da bu beşte bire girmelerinin, buna karşılık Abdimenaf oğullarının geri kalanlarının girmeyişlerinin sebebi şudur: Muttaliboğulları da Haşimoğulları ile birlikte Şi’bi Ebi Talib’de muhasara/boykot altında idiler. Söz konusu muhasara ise Kureyşlilerin onlardan uzak kalmak ve onlara düşmanlık etmek üzere akitleştikleri bir boykot dönemi idi. Muttaliboğulları diğerlerinin aksine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yardımcı oldular. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Abdülmuttalib oğulları hakkında şöyle demiştir: “Onlar ne cahiliye döneminde ne İslâm döneminde benden ayrılmadılar.” Bir beşte bir de babaları bulunmayan ve henüz ergenlik yaşına gelmemiş kimseler demek olan fakir yetimlere verilir. Bir beşte bir pay da yoksullara, diğer beşte bir de yolda kalmışlaradır. Yolda kalmışlar, vatanlarında bulunmayan, bu nedenle de ortada kalmış yabancılar demektir. Yüce Allah’ın fey’i bu şekilde takdir edip sadece sözü edilen bu kimselere has kılmasının sebebine gelince bu, “o (fey) içinizden zengin olanlar arasında dönüp dolaşan” ve yalnızca onların elinde kalan bir servet “olmasın” diyedir. Çünkü Yüce Allah, bunu bu şekilde takdir etmemiş olsaydı, zenginler ve güçlüler arasında bu mal döner dolaşır, bunların dışında kalan acizler bu maldan hiçbir şey elde edemezdi. Bu ise Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği çapta büyük bir fesada sebep olurdu. Halbuki Allah’ın emir ve şeriatine tabi olmakta sayısız büyük maslahatlar söz konusudur. Bundan dolayı Yüce Allah, bu türlü kaideyi ve genel esası şöylece emretmektedir: "Peygamber size ne verirse onu alın, neyi yasaklarsa ondan da uzak durun.” Bu buyruk, dinin inanç esaslarını da, ahkamını da, zahirini de batınını da kapsar. Rasûlün getirdiği ne varsa kulların kesin olarak onu alması veona uyması gerekir. Ona muhalefet edilmesi helâl değildir. Rasûl herhangi bir şeye dair açık bir hüküm bildirecek olursa bu, Yüce Allah’ın hüküm bildirmesi gibidir. Onu terk etmekte hiçbir kimse mazur değildir, kimseye ruhsat da verilmemiştir. Herhangi bir kimsenin söylediklerinin onun söylediğinin önüne geçirilmesi de caiz değildir. Daha sonra Yüce Allah, kendisinden korkup sakınmayı yani takvâlı olmayı emretmektedir. Zira takvâ ile kalpler ve ruhlar mamur olur. Dünya ve âhiret düzelir. Ebedi mutluluk ve pek büyük kurtuluş, takvâ ile elde edilir. Takvâ yitirilecek olursa ebedi bedbahtlık ve sonu gelmez bir azap söz konusu olur. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan korkup sakının; çünkü Allah” takvâyı terk eden ve hevâya uymayı tercih eden kimselere karşı “cezası çok çetin olandır.”
Ayet işlemleri