الأعراف
Araf Suresi
Mahmoud Khalil Al-HussaryHafs an Âsım rivayeti - Mürettel
Okuma ayarları
Turkish Translation - Rowwad Translation Center. Sürüm: 1.0.4. Son güncelleme: 2025-09-28. QuranEnc.com
- 155
وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَـٰتِنَا ۖ فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّـٰىَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ ۖ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَـٰفِرِينَ
Mûsâ belirlediğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca, Mûsâ: "Rabbim! Eğer dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helâk mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıttırır ve dilediğine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!"
Sa’dî tefsiri (Türkçe)
Kapsadığı ayetler: 155
155. İsrailoğulları tevbe edip de akıllarını başlarına alarak doğruya dönünce “Mûsâ tayin ettiğimiz vakit için kavminden” onların en seçkinlerinden, Rablerinin huzurunda kavimleri için özür beyan etmek maksadı ile “yetmiş adam seçti.” Allah, onlara Mûsâ ile birlikte huzura gelecekleri bir vakit tayin etmişti. Bu vakitte huzura geldiklerinde: “Ey Mûsâ, bize açıkça Allah’ı göster” (en-Nisa, 4/153) diyerek Allah’a karşı olmadık bir cüretkârlık gösterdiler ve oldukça saygısızca bir tutum takındılar. Bunun üzerine “onları o müthiş sarsıntı tutunca” onlar da baygın düştüler ve öldüler. Mûsâ aleyhisselam da Yüce Allah’a yalvarıp niyaz ederek “dedi ki: Rabbim, eğer dileseydin onları da beni de daha önce” Buraya gelip de kavimleri adına mazeret beyan edecekleri bu halden önce “helak ederdin.” Onlar buraya gelip bu dilekte bulunmakla zalimlerden oldular. Şimdi “İçimizdeki birtakım kıt akıllıların” zayıf akıllıların, aklı ermezlerin “işledikleri yüzünden bizi de mi helak edeceksin?” Mûsâ, Yüce Allah’a yalvarıp yakardı. Allah’a karşı cüretkârlık gösterenlerin olgun akıl sahibi kimseler olmadıklarını, akıllarının kendilerini söylediklerinden ve yaptıklarından alıkoymaya yeterli olmadığını, insanın karşı karşıya kalabileceği bir fitne ile onların da karşı karşıya kaldıklarını ve böyle bir fitne halinde insanın dininin dahi gideceğinden korkulacağını belirterek özür beyan etti ve şöyle dedi: “Zaten o (düştükleri fitne de) ancak senin bir imtihanındır ki Sen onunla dilediğini saptırır, dilediğini de hidâyete erdirirsin. Sen bizim Mevlamızsın, o halde bizi bağışla ve bize merhamet buyur. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.” Sen bağışlayanların en hayırlısı, merhametlilerin en yakını, verip de ihsanda bulunanların en kerimi, en cömerdisin. Mûsâ aleyhisselam sanki şöyle demek istemişti: Rabbim, hepimizin öncelikli maksadımız sana itaatten ayrılmamak ve sana iman etmektir. Aklı başında, fikri yerinde olup kendisine tam bir muvaffakiyet ihsan ettiğin kimseler, dosdoğru yoldan ayrılmadılar. Aklı zayıflayıp bozuk bir görüşe sahip olan ve fitneye kapılanlar ise işte bu kötü işleri yapanlar onlardır ve onlar da bunu bu iki sebepten (akıl zayıflığı ve fitneye düşme) dolayısıyla yaptılar. Buna rağmen sen, merhametlilerin en merhametlisi, mağfiret edenlerin en hayırlısısın. O halde bize mağfiret buyur ve bize rahmetini ihsan et! Yüce Allah da Mûsâ’nın dileğini kabul ederek ölümlerinden sonra onları diriltti ve günahlarını da bağışladı.
Ayet işlemleri